Geçtiğimiz Cumartesi günü spor hayatımızın belki de en büyük
ayıpları Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda işlendi. Ve bu hazin
tabloya çok az medya mensubu yazıları veya ekrandan sözleriyle tepki koyabildi.
Oysa çok sert tepkiler koymak gerekirdi. Çünkü söz konusu Fenerbahçe Spor
Kulübü gibi görünse de aslında merkezde yıpratılan Türk sporu idi.
Evet, neler oldu neler... Fenerbahçe’nin Türk adaletince 4,5
veya daha fazla bir süre için hapse mahkum edilmiş sözüm ona başkanı çıktı,
kulübün 100 küsur yıldır bir bakkal dükkânı gibi yönetildiğini ifade etti.
Yetmedi, bizim gibi hamallar bulamazsınız dedi. Yuh artık yani.
Haaa şimdi birileri sözüm ona başkan lafına takılmış
olabilir. Hemen açayım o zaman... Aziz Bey bundan üç dört yıl önce kendi
şirketinin imalatı olan Akfırat Beldesi’ndeki villalardan sekiz tanesini 4
milyon dolara kulübe satmıştı. Hem de peşin para ile... Bu, tüzüğün 66.
maddesine göre üyeliğin düşmesine neden olur. Zaten kendisi de, haber
gazetelerde çıkınca, tuttu, başkanlığı bıraktığımda parayı verip villaları geri
alacağım dedi. Yahu Aziz Bey; Fenerbahçe Spor Kulübü halk pazarı mı ki
Devam edelim... Fenerbahçe’nin şimdiki sözüm ona başkanı,
kulübe bugüne kadar hizmet eden, cebindeki parayı ailesine değil kulübe veren,
en sıkıntılı günlerde yardım elini uzatan insanları bir hamala benzetiyor. Ve
onları bakkal dükkânı yönetmekle suçluyor. Sen kimsin yahu Senin
Fenerbahçeliliğin ne kadar ki Bu kulübün tarihini bilir misin ki Evindeki
sobasını, halısını satıp bu kulübün futbol takımına forma, ayakkabı, şort
alanlardan haberin var mıdır O günlerdeki koşullar şimdiki gibi değildi. Sana
şimdi bir çok yerden para yağıyor da sen ne yapıyorsun Başarın, daha doğrusu
başarısızlığın ortadadır. Üstüne üstlük, bu kulübün hiç bir başkanı, yöneticisi
silahlı suç örgütü kurup, şike yapmakla suçlanıp, yargılanıp hapse mahkum
olmamıştır. Tabii ki Yargıtay safhası vardır. Ama ne olursa olsun bu
suçlamalardan bu külepte kimse bir yıl hapiste yatmamıştır. Bir de çıkıp,
yattıysam Fenerbahçe için yattım diyorsunuz. Size kim o işlere bulaşın da yatın
dedi ki Hangi hamal, hangi bakkal sizden böyle bir talepte bulundu ki
Bakın Aziz Bey; kimsenin Fenerbahçe Kulübü’nü bakkal
dükkânına, yöneticilerini de hamala benzetmeye hakkı yoktur. Bu işleri
yapanlara da hakarettir bu...
Devam edelim. Aziz Bey dedi ki, kulübün parasının ne olduğu,
nereye harcandığı belli değil, bunun için CEO getirdim. Aziz Bey hapis hayatı
sana yaramamış. Hani Fenerbahçe para içinde yüzüyordu Hani dünya kulübü
olmuştu... Hani Avrupa’nın en büyük on kulübü arasındaydı Demek ki onlar da
atmaca imiş. Kendi ağzınızla yakalandınız. Demek ki siz ve ekibiniz kulübü
gerçekten bakkal dünkânı gibi yönetmişsiniz. Çünkü sizden öncekiler beş kuruşun
bile ne olduğunu bilirlerdi. Sakın bana hadi yahu deme... Adamı yakarım ben...
Sen de bilirsin ki, bu külübün içini benden iyi kimse bilemez. Siz gelmeden her
yönetim hesabını kuruşuna kadar bilir, öyle davranırdı. Demek ki, bizlere 10
senedir palavra sıkıyormuşsunuz. Yanınızdakilere gerçekten üzülmemek mümkün
değil. Onlar da mı hiçbir şeyin farkında değillerdi Bu nasıl çağ atlamış bir
kulüp ki