İş adamlarımızın başarılarını, denizlerde yük gemilerinde dalgalanan bayraklardan anlıyoruz.

Karayollarında TIR’ların tırıs tırısa yol alıp ihracat ve ithalat yaptıklarından anlıyoruz.

Londra’da, Washington’da, Berlin’de, Moskova’da, Pekin’de, Tokyo’da… Yükselen minarelerden okunan ezanlardan anlıyoruz.

Yurt dışında AVM’lerde marketlerde görülen mallardan anlıyoruz.

İlan edilen ihracat ve ithalat rakamlarından kavrıyoruz.

İşçisine kendi yediğinden yediren, giydiğinden giydiren, işyerinde işçi, dışarda kardeş olan işadamlarını duymaya başlıyoruz.

İşadamları, siz bütün insanlara ve âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber’in ümmetisiniz.

Hedef, hazinelere sahip olmak değil.

Allah’ın yeryüzünde yarattığı hazinelerin yönetimini Müslümanların ele alıp, İslam adaleti içinde dağıtmasıdır.

“Dünya tek çarşı olacaktır ve orada bizim mallarımız satılacaktır” diyen çok uluslu şirketlerin başkanına, Peygamber Efendimiz’in; “Dünya bana mescid kılındı” (Buhari, Sahih, K. Teyemmüm, bab 1)

 (Buhari, teyemmüm 1) sözünü hatırlatınız.

Mescid (cami)’de adam öldürülmez, dövülmez küfredilmez, rahatsız edilmez.

Anarşiden, terörden, köşe dönücülerden, mafya babalarından kaçakçılardan kurtulmak isteniyorsa dünyanın ne olduğuna karar vermelerini sağlamalısınız.

Horasan’da doğan, Endülüs’te okuyan, Bağdat’ta kitap yazan, Mısır’da okutan, Mekke’de ölen âlimlerimiz vardı.

Çin’in kâselerini Bursa’ya getiren, Bursa’nın ipeğini Yemen’e götüren, Yemen’in kahvesini Hindistan’a taşıyan, Hindistan’ın çeliğini Viyana’ya ulaştıran, Viyana’nın kumaşını İstanbul’a getiren hassa tacirlerimiz vardı.

“Bir tek hurmanın haksız yere yutulmasına müsaade edemem, Fırat Nehri’nin üzerindeki köprüde bir koyunun ayağı kırılsa Allah’a hesap veremem” diye tir tir titreyen ve bu korkusunu gidermek için Yemen’in Aden’inden Hadramut’a, oradan Buhara’ya, Semerkand’a kadar yürüyüp zalimlerin zulmüne son veren Fatihlerimiz vardı.

“Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. Allah, her şeye kadirdir.” (Al-i İmran Sûresi, ayet 3/189) ayetine,

“Bütün kullar Allah’ın, bütün iller Allah’ın” (Beyhaki, Süneni Kübra, K.İhya’ül mevat, bab 6, Tayalisi, Müsned, Sehl bin ebi Hasme rivayeti) hadisine dayanarak ecdadımız “Vatan, doğduğum yerdir veya doyduğum yerdir” dememiş,

“Vatan İslam’ın yaşandığı yerdir” diyerek bir yere bağlanmamış ve dünyayı vatan yapmak için Yemen’den Viyana’ya kadar yürümüş.

Dünyayı dolaşın. Ancak kaybolmamak için gönül gözünüzden merkezi hiç kaybetmeyin.

Günde beş defa namazla Kâbe’ye yönelerek yönünüzü belirleyin.

İlmi dirayete, medeni cesarete sahip olan sizler, İslam’ın izzetine sahipsiniz.

İmanınız sizi herkesin üstüne çıkarmaktadır. Rabbimiz,

“Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer mü’min iseniz mutlaka en üstün sizsiniz.” (Al-i İmran Sûresi, ayet 3/189) buyurur.

Uluslar üstü ticareti yaparken aşağılık kompleksine kapılmayın.

Dünya pazarlarında karşınızda dev Amerikan, Avrupa veya Japon şirketleri çıksa mücadele yapmadan pazarı terk etmeyin.

İyi bilin ki Kâbe’yi yıkmaya gelenlerin fillerini ebabil kuşlarının mağlup ettiğini Elem tera/Fil Sûresi’nden okuyorsunuz.

Her devin bir zayıf tarafı vardır.

Mekke kuşatmasında, Mekke’nin ileri gelenlerinden Ebu Süfyan, Peygamber Efendimiz’le görüşmek için gelir.

Efendimiz’in çadırına girerken yanına Peygamber Efendimiz’in çok sevdiği Aiz b. Amr’ı alır.

Efendimiz’in yanına girerlerken, “Ya Rasulellah, Ebu Süfyan’la Aiz bin Amr geldi” derler.

Efendimiz, “Aiz bin Amr’la Ebu Süfyan geldi” diye uyarır.

Yani iman etmiş fakir bir mümin de olsa kâfir bir kralın, sultanının, şahın adının önüne alınmasını istedikten sonra:

“İslam yücedir. Üzerine çıkılmaz” buyurmuş. (Beyheki, Sünen-i Kübra Babü’l-lükata, hadis no 12516, 6/205, Feth-ul – Bari 3/220. Darakutniden ve Fevaidi Ebi Ya’la’dan naklen)

Rabbimiz buyurur:

“Allah, mü’minler aleyhine kâ¬firler için asla herhangi bir yol vermeyecektir.” (Nisa Sûresi, ayet 4/141)

Ticarette, siyasette, hürmette, şefkatte Müslüman’ın önüne kimseyi geçirmeyin.

Malı, Rusya’daki Müslüman’dan alıp Amerika’daki Müslüman’a satmayı tercih ediniz. İş yaptığınız ülkelerde, dini hizmetler yapan cemiyet, cemaat ve camilere destek olunuz.

Destek olduğunuzu biliyorum.

Avrupa’da namaz kıldığım bazı camiler, kiliseden dönme imiş.

İşçilerimiz ve işadamlarımız satın almış ve camiye çevirmişler.

Endonezya, Malezya, Filipinler’deki Müslümanlar, sizin gibi işadamlarının doğru, dürüst, güvenilir, sözü senet, eli cömert, yüreği mert… işadamları sebebiyle Müslüman oldular.

Ha gayret.