Ey Müslümanlar karanlık yüz yılları aydınlatan bir
milletsiniz. Karanlıkları ışığınızla dağıtan yeryüzüne sevgiyi, merhameti, aşkı
ve insanlığı yayan bir milletsiniz.
Kör kuyulardan başlarımızı çıkaralım artık. Yeryüzüne
bakalım, ne olup bitiyor görelim.
Zamanın baş döndürücü hızında üzerimize ne düşüyor ona
bakalım. Seslerimizi birleştirelim güçlü bir koro olalım. Geleceğe bakalım.
Geçmiş geçmiştir geçmişin başarıları geride kaldı. Geleceğe dönük hedeflerimiz
nelerdir ona bakalım.
Batı nın karanlık ruhuna sığınmamıza gerek yok. Onlar
kendi karanlıklarında, dünyalarında, çıkarlarındadırlar. Hümanizmaları
kendileri içindir. İnsanlık için değil. Öteden beri Batı, Müslümanları
hayvanlardan daha az önemser.
Akdeniz bataklığı Batı açısından bir gösterge.
Göçmenlerin gemilerinin batırılması emri verildi bir kere. Ne yazık ki
Müslümanlar onlardan medet umuyor, gözlerinin içine bakıyor. Yalvarıyor. Yazık.
Müslümanlar bu hâlde mi olacaktı
Ey Müslümanlar, siz kendinize bakın. Kendi dirilişinizi
sağlayın. Birbirinize tutunun.
Petrodolar krallara bakmayın. Kukla yöneticilere
bakmayın. Köle ruhlulara bakmayın. Atılacak her adım mutlaka karşılık bulur.
Yeter ki niyetleriniz halis, bakışınız samimi olsun.
Ey eli kalem tutanlar, entelektüeller, aklı başında
kimseler, ortamı gürültülere boğanlara kanmayın. Ortamı siyasanın çığırtkanları
buluyor. Bu bulamacın içine düşmeden çıkış yolu aranmalıdır. Bu ancak sen
olabilirsin. Etrafına bakmadan evet ben diyebilmelisin.
Akdeniz de ölen insanların binlercesi coğrafyamızda şöyle
ya da böyle öldürülüyor. Akdeniz e umutla giden umutsuzlukla denize dökülenlere
bakıp kendimizi neden sorgulamıyoruz. Neden evimizin bir köşesini, soframızın
lokmalarını onlarla bölüşmüyoruz. Neden Medineli ensar gibi ev sahibi
olamıyoruz. Neden, sofralarımızdan uzak tutuyoruz, neden onları görünce yüz
çeviriyor, yüzümüzü ekşitiyoruz
Neden şu savaşın bitmesi için oyunları bozmuyoruz. Neden
meydanları doldurmuyoruz. Neden kendimizi başkalarının ellerine, insafına terk
ediyoruz
80 milyon nüfuslu bir ülkede hane başına bir kişi bile
düşmüyor.
Düşmüyor ama onları Batı nın kapılarında sürünmelerine
göz yumuyoruz. Kaçakçı tüccarların ellerine, silâh ve insan tüccarlarının
insafına terk ediyoruz. Kendimize bakmıyoruz.
Suriye savaşının bitmesi için neden tek ses tek yürek
olmuyoruz Neden onların yeniden evlerine dönmelerini sağlamıyoruz. Neden büyük
oyunun bir parçası hâline geliyoruz.
Ey seküler başı örtülü bayanlar, ey artık başörtülü
bayanlardan kaçıp açık bayanlarla evlenme düşüncesindeki muhafazakâr gençler,
jeepli seküler muhafazakârlar, ey siyasanın borazanları çığırtkanlar, ey
Müslümanlar size sesleniyorum. Cafelerde pinekleyen genç delikanlılar ve genç
bayanlar, sizler sosyal medyada selfi çekeceğinize, tütünlerinizi
tüttüreceğinize, diz dize oturacağınıza başınızı kaldırın etrafınıza bir bakın.
Yüreğinizde hiç mi sanıcıma olmuyor. Neden acıklı fotoğrafları paylaşarak
sadece kendinizi tatmine yelteniyorsunuz Bunlar sorunları çözer mi Ey
muhafazakâr zenginler sofralarınızı paylaşarak sosyal medyada gösteride
bulunmakla neyi kurtarıyorsunuz Mideleriniz sizden hesap sordurmayacak mı
Ey Haksal sen neden yollara düşmüyorsun, kalemini
kırmıyorsun, kentin bulvarına çıkıp haykırmıyorsun! Önce sana sesleniyorum,
önce sen haykır, sen dövün, sen yırtın ki başkaları da sana kulak kesilsin
Kesilmeseler bile hiç olmazsa sorumluluğunu yerine getirmiş olmuyor musun
Susmak ve bana ne demek çözüm mü Bu yangın bir gün senin
de yüreğini yakar hem çok acıtarak