Hollandalı yazar Juste Simmonds ev temizliği ile ilgili önerilerini paylaşmış ve bu tavsiyelere uyulduğu takdirde evin düzeninin korunabileceğini ifade etmiş. Simmonds’un önerilerini bana bir arkadaşım atmış ve yazarın bu bilgileri niçin paylaşma ihtiyacı hissettiğini anlamadım diye not düşmüş. Evin düzenini ve işleyişini merkezi bir noktada değerlendiren Türk kadınları için bu paylaşım bir şey ifade etmeyebilir ancak iş hayatını her şeyin önünde tutan Batılı kadınlar bu tür pratik bilgilere ihtiyaç duyacaklardır. Simmonds bunu dikkate alarak tecrübelerini birleştirmiş ve şu tavsiyelerde bulunmuş:

“Aldığınız eşyayı kullandıktan sonra yerine koyun.

Banyo lavabosunun yanında kuru bir bez bulundurun ve aile fertlerinden biri lavaboyu kullandığında hemen silin ve ortamın düzenini koruyun.

Çocuklara evin düzenini koruyacak alışkanlıklar kazandırın ve bunu rutin hale getirin.

Yemek yaparken ya da sofra kurarken mutfak tezgâhını dağınık bırakmayın, eşyaları yerli yerine koyun ve mevcut düzeni koruyun.

Yatak odanızda sandalye bırakmayın aksi halde kirlenmiş giysileri buraya bırakarak dağınıklığa sebebiyet verebilirsiniz.

Tozlu yüzeyleri fark ettiğiniz anda silin beklemeyin, bu sizin işinizi kolaylaştıracaktır.

Yiyecekleri dışarıda bırakmayın.

İşleri vaktinde yapın, ertelediğinizde işin içinden çıkamaz hale gelebilirsiniz.”

Yazar Simmonds evin düzenini koruyabilmek için verdiği bu tavsiyelere bir Türk kadınından ilave yapmasını istemiş olsaydı sanırım şöyle bir tablo çıkardı:

Günün ilk ışıkları ile kalkın ve banyo ve tuvaleti çamaşır suyu ile yıkayın.

Camları açıp evi havalandırın.

Kahvaltıya oturmadan önce yatakları toplayın, dolapları düzenleyin.

Çayı demleyip aile fertlerinin damak zevklerine uygun bir kahvaltı sofrası hazırlayın.

Kahvaltından sonra sofrayı toplayın, bulaşıkları yıkayın, mutfak tezgâhını dezenfekte edin.

Bütün odaları dolaşın ve düzenleyin, fazlalıkları kaldırın.

Yatakları havalandırın ve yerine kaldırın.

Halıları silkeleyin, kahvaltıdan sonra biriken çöpleri toparlayıp atın.

Evi süpürün ve baştan aşağı silin.

Rafların, kütüphanenin, avizelerin, kapıların tozunu alın.

Yıkanmış giysileri, çarşafları, perdeleri çıkarın ve ütüleyin.

Kirli çamaşırları çamaşır makinesine atın ve yıkamaya bırakın.

Çiçekleri sulayın, günün menüsünü hazırlayın.

Yazar Simmonds’un eve karşı mesafeli olan Batılı kadın için paylaştığı bu tavsiyeler, ev düzenini hayatının merkezine koyan Türk kadınlarının rutinlerinden sadece bir kaçı. Gerçi bugün kadınlarımızın büyük çoğunluğu ağır koşullarda çalışıyor ve evin düzenini sağlayabilmek için destek alıyorlar ama yine de ev onların hayatlarından bir parça. Geleneklerimizi harfiyen yaşayan annelerimiz için ise ev merkezi bir noktada yer alıyor. Bilirsiniz onlar kişisel bakımlarını, kendilerine ayıracakları vakitleri iptal eder ve bütün vakti ev işlerine harcarlardı. Ailenin reisi baba deniyordu ama evin idaresi annenin maharetiyle devam ederdi. Anne aile fertlerine hem hizmet eden hem de yöneten etkin bir kişiydi. Anne mutfakta aştı, evinde temizlikçi, çocuklarla ilişkilerinde bir eğitimci ve eşinin yol arkadaşıydı. Bizim kültürümüzde anne ev, ev anne demekti, elinizi attığınız her noktada annenin bir eseriyle karşılaşırdınız. Anne evden uzaklaşınca, duvarlar kasavet kusmaya başladı ve evin rengi soldu, bireyler birbirlerinin varlığını hissedemez hale geldiler. Ev, içinde barındırdığı bireylerin yalnızlığına ortak oldu… Ev terk edildi.