Rabbimiz insanoğlunu en güzel şekilde yaratmıştır.
Ama insanoğlu bu yaratılışta devam etmeyi veya aşağıların en aşağısına düşmeyi kendi amelleri ile kendisi sağlar. İnanıp salih ameller işlerse çizgide kalır. Ama yaşantısını kendi heva ve hevesine yani nefsinin arzu ettiği yöne doğru kaydırırsa, “esfeli safilin” ile beraber birçok sıfatı hak eder. Bu türlerin sıfatlarına Kur’an’dan örnek verirsek:
İnsan hüsran içindedir.
İnsan zalimdir.
İnsan cahildir.
İnsan nankördür.
Rabbimizin İnsana bu sıfatları neden verdiğini yine kendisi izah eder. Tefsir kitaplarında bunlar anlatılır. Ayrıca “İnsanlar ve Mallar” kitabımızda böyle insanlardan uç örnekler vermeye çalışmıştık.
Bu bilgiler ışığında bu konuda gördüklerimiz, duyduklarımız ve yaşadıklarımızla ilgili özetleme yapmak istiyoruz:
İnsanoğlunun kendisi veya yakınlarından birilerinin dünya mevki ve makamlarında yukarıya tırmanmaya başlaması halinde, nefis ve şeytanın yolunda olanlar tarafından üç tabak ET yemeği kendisine getirilip yemesi istenir. Bazılarının “kasa, masa, nisa” üçlemesi ile nitelendirdiği bu durumu cinsiyet ayırımı olarak gördüğümüzden biz üç tabak ET yemeği olarak vasıflandırıyoruz. Bunlar, içinde ET olan yemeklerdir:
1-ServET yemeği,
2-ŞöhrET yemeği,
3-ŞehvET yemeği.
Bunlardan herhangi birisinin cazibesine dayanamayıp yiyen kişi, artık “aşağıların aşağısına” doğru ilk adımını atmış sayılır.
ServET yemeğine kaşık atmışsa, artık mücahit bile olsa müteahhitliğe ve ardından müsaitliğe doğru koşar adım gider de gider. Az mı örnek gördük? O hale gelir ki, “bir vadi dolusu altını” olsa, yetinmez ikincisini ve devamını ister. Ama hiç beklemediği zamanda ölüm gelip çattığında, bu tiplerin “gözünü ancak bir avuç toprak” doyurabilir.
ŞöhrET yemeği de çok caziptir. İnsanoğlu makam ve mevkiye düşkün bir yaratılıştadır. Az mı örnek gördük? “İtibarlı” makamlar, başkanlıklar, “dünya liderlikleri” saraylar, köşkler, çevreye dolacak olan yağdanlıklar, bir tek söz ile yeri yerinden oynatacak mevkiler, meşru veya gayr-i meşru yönünü gözetmeksizin yemeği yemeye meyilli kişilerce reddedilecek cinsten midir?
ŞehvET yemeğini reddedecek kaç babayiğit bulunur? Hangi cinsten olursa olsun, bu cazip ve tatlı yemeği tadan birisi, bakmışsınız sık sık “ Ukrayna’ya” umreye(!) bile gidebilir. Peşinden gelsin seks kasetleri, gayr-i meşru ilişkilerine ait videolar, bilmem neler, neler!
Bu ET yemeklerine muhatap olan kişi için ilk kaşığı yemek çok zordur. Ama ilk kaşığı zor da olsa yiyenler, gerisini çok kolay bir şekilde götürmeye amadedir. Hatta bundan böyle meşru veya gayr-i meşru ayırımı gözetmeksizin o ET yemeklerini kendisinin “hakkı” olarak bile görmeye başlayabilir. O artık “gözünü bir avuç toprağın doyurabileceği” esfeli safilin zümresinin kayıtlı üyesidir.
Milli Görüş 20 yıldır TBMM’ye girememişti. Son seçimde “hamd olsun” isabetli manevralar yapıp, olağanüstü gayretler göstererek bir grup kurmaya muvaffak olmuştur. Milletvekillerimiz olağanüstü çaba sarf ederek birçok karanlık olayı aydınlatmaya çalışıyorlar. Şimdi elde edilen grup avantajı ile üzerine gitmeye çalıştıkları bazı karanlık olayların aydınlanması işlerine gelmeyenlerce bildik filmler çevrilmeye teşebbüs edilecektir. Bu meyanda bunlardan elinde bu üç tabak ET yemeği bulunanların, “milletvekillerimizin ve üst düzey yöneticilerimizin” etrafına yaklaşmaya çalıştıklarını görür gibi oluyoruz.
Aman dikkat! Bizim geleneğimizde ve terbiyemizde bu yemeklerin yeri yoktur. Bundan böyle de olmayacaktır. Biz kardeşlerimize güveniyoruz. Onların “yemeklerine son derece” dikkat edeceklerinden şüphemiz yoktur.
Ama unutulmasın ki, bu yemekleri hiç ummadığımız eski yakınlarımız rahatlıkla yediler ve çokları esfeli safilin deresine yuvarlandılar.
Bu hiç unutulmasın!
ETLER
İnsan yakan üç ET;
ŞöhrET, servET, şehvET.
Rabbım bizi hıfz ET!..