Erdem Bayazıt "Sebeb Ey" şairi. İlk anımsayışım böyle. Edebiyat dergisi yayınları arasında çıkmış olan "Sebeb Ey" şiir kitabı, yayınevinin o zamanın koşullarına göre çok zarif, hoş, insan ruhunu okşayan görünümlü eserlerden biri. Her şeyden önce bir şiir kitabı. Nuri Pakdil in Batı Notları, Biat, Umut, Rasim Özdenören in Çözülme, Çok Sesli Bir Ölüm, Cahit Zarifoğlu nun Yedi Güzel Adam ve İns, Mehmet Âkif İnan ın Edebiyat ve Medeniyet Üzerine, Hicret adlı eserleri. Her biri diğerinden hoş, güzel, estetik. Elâzığ İmam Hatip Okulu nda öğrenci iken, bu serinin aldığım ilk kitabı Nuri Pakdil in Batı Notları dır. Çok sevmiş, kitabevine koşmuş, yayınevinin diğer kitaplarından bulabildiklerimi almıştım. Kalanları da arkadaşlarıma aldırmış ya da hediye etmiştim.
Umut kitabının arkasında yayınevinin listesi var. O zaman erişebildiğim ve aldığım kitapları kurşun kalem ile işaretlemişim. Bu kitabın kitaplığıma giriş tarihi: 25.03.1974. Kitaplığıma giriş sırası 274. o zaman kitap ve kütüphaneye ilişkin her şeye hevesliydim. Okul kütüphanemizin memurundan kaşe örneğini almış bir benzerini yaptırmıştım. Başka arkadaşlarım da beni öykünmüşlerdi. Kitap alma ve okuma rekabeti oluşmuştu. O arkadaş grubundan olanlar çeşitli yerlere geldiler.
Haksal Kitaplığı: Ali Haydar Haksal. Kitabın kütüphaneye giriş tarihi ve sırası. Yapışkanlı olan bir sırt kâğıdı ile tür ve sıra numarasını da yazmışım. Elimden düşmeyen bu kitaplar bana yön verecekti. Rahatlıkla cepte taşınan bu kitaplardaki şiirleri ezberler, yüksek sesle okurdum. Rasim Özdenören in öykülerini de elimden düşürmüyordum. Şiir ile öykü arasında kalan ben her ikisinden de denemeler yazıyordum.
Cahit Zarifoğlu nun Yedi Güzel Adam şiir kitabının hemen girişindeki dizeleri dilimdeydi.
"Bu insanlar dev midir
Yatak görmemiş gövde midir
Bir yara açar boyunlarında
Kol kola durup bağırdıklarında
-Yar kurbanın olam
Dağlar önüme durmuş
Ki Dağlanam
Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden
Durdular ite çakala karşı yarin kapısında."
Erdem Bayazıt ın Sebeb Ey şiir kitabı ise:
"Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın
Saçlarınız ızdırap denizinde bir tutam başak
Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
O inanmışlar çağının"
Bu sese ne kadar ihtiyacımız varmış da biz bu sesin farkında bile değilmişiz. Sıradanlığın ötesinde bize ait olan ve farkında olmadığımız bu hakiki sesin bize [bana] ulaşması bir lütuf. Türkçe öğretmenim İbrahim Soysal, Üstat Necip Fazıl ile Sezai Karakoç u bana tanıtmıştı. Kemal Dündar hocam Hisar dergisi ve yayınlarını aldırmıştı. İzzet Paşa Camii altında kitapçı Kemal Amca dan Edebiyat dergisi yayınlarını almıştım. O zamanın kültür ve düşünce ortamı için uç olan bu eserlere bağlanışım o sesin bende karşılık bulmasıdır. Kaderin beni bu yola koymasının lütfu önümü açtı. Yolumu bulmam ve artık bir daha bırakmayacağım ve sapmayacağım bu yol güzergâhında bu önemli ve güçlü sesin peşine düşecektim.
Okulun, yurdun koridorlarında dolaşırken, okulun bahçesinde gezinirken, sınıfta herkes kendi dünyasında iken, öğretmen sınıfa girinceye kadar okur, ders başlayınca onları masamın gözüne oldukça dikkatle yerleştirir, arada bir göz atardım. Edebiyat dergisinin peşine düşmüştüm. Durmadan okuyordum. Etütlerde ise kendimi dersten çok kitaplara vermiştim.
1970 li yılların gür ve tok sesi. Neden böyle, niçin bizde bu denli karşılık buldu Kendimizin farkına varışın edebiyat dünyasındaki ilk adımıydı bunlar. Bir milletin uzun bir zaman içe kapanmasının ardından bize ait bu seslerin varlığı güven verdi.
Öğrencilik hayatım boyunca ve sonrasında sanat ve düşüncede bu ana doğrultudan hiç vazgeçmedim. Takdir bizi bu yolun sorumluluklarını da omzumuza yükledi. Bugüne kadar bu doğrultunun kazandırdığı önemli şeyler oldu.