Baş döndürücü çarklar dönüyor. Gıcırtıları, uğultuları arasında insanlık bocalıyor. Neyin ne olduğunun farkına varılmıyor. Tiz ve karmaşık olan bu sesler kulaklara artık bir çığlık değil bir müzik namesi gibi geliyor. İnsanı öğüten, tüketen ve umutsuzluğa iten bir süreçtir bu. Bu vahşiliğin içinde ve ortamında can evlerimize kadar sinenler artık bizim de bir ıslığımıza dönüşüyor.

İslâm’a karşı sürdürülen bu çok boyutlu savaşta onlara eşlik ediyor olmanın bahtsızlığı tuhaflıkları aştı. Bu bir kaderin tecellisiymiş gibi algılara dönüştü.

İnsan hayatının bu denli değişkenlikler geçirmesinin nedeni, bilinçsizliğin ötesinde bir durum. Göz göre göre bir savaş var ve bunun hedefi de amacı da belli. Fakat bilinç ve ruh körelmesinden bunların farkında olamayış ise asıl paradoks. Bir zamanların militan liderleri geçtiği evrelerden sonra, bugün, özellikle Gazze katliamından sonra bir yenilmişlik duygusuyla geri adım atılmış bulunuyor. Emperyalizmin arzuladığı bir şeyi seslendiriyor. Gazze’nin Müslümanlardan arındırılması, bölgenin tamamıyla ele geçirilmesi, Gazze bölgesinin turistik bir eğlence alanına dönüştürülmesi emperyalizm tarafından seslendirilmektedir.

Siyonizm’in hedefe aldığı, özellikle de imha etmek istediği kimi ulusları ve halkları açıkça dile getiriyor olmasına karşın, ısrarla ve inatla dikkatler başka yerlere çekilmek istenmektedir. Netenyahu önce Gazze’yi, sonra Lübnan’ı, ardından da Suriye’yi etkisizleştirdiklerini, sıranın İran’a geldiğini açıkça dile getiriyor. Bir zafer edasıyla. Ama işin tuhafı bizim dikkatlerimiz onların tutumlarından ve yapmak istediklerinden öteden beri kuşku duymadan dile getiriyoruz.

Bu süreçten başta Müslümanların kendileri sorumludurlar. Gelinen süreçte hemen herkesin payı bulunmaktadır. Bölgenin atanmış kralları uzun yıllar koruma altına alınmışken ve artık zamanları dolduğundan yerlerine yeni ve sadık köle krallar getireceğinden öteden beri uygulanan bir yöntem.

Olan bitenlere rağmen emperyalizmin hedef haline getirdiği ve artık sürecin ne olduğu belli olduğu zamandan beri, adeta emperyalizm sözcülüğünü yapanların ateşi dinmiyor. Takıntılı oldukları geçmişin kimi yanlışlarını dillendirmekten keyif alıyorlar. Bu takıntı, İran’dır, Şia’dır vs.

Yemen’de Amerika emperyalizmi sürekli bombalıyor, insanları öldürüyor, nedense buna ses bile çıkarmıyorlar. Sanki seviniyorlar, çünkü tepki sesleri çıkmıyor. Hussiler de gerek savunma bilinciyle ve gerekse Gazze’de olanlara kayıtsız kalmamaları Amerika’nın uçak gemisini bombalamaları bile onlarda ne bir heyecan ne bir sevinç uyandırıyor.

Emperyalizm, olduğu yerde durmuyor. Kıbrıs’ta gerek kuzeyde ve gerekse güneyde yeni gelişmeler var. Türkî Cumhuriyetler Güney Kıbrıs’ı tanıyor elçilik atamalarında bulunma hazırlığında. Kuzey’de ciddî karışıklıklar var ve süreç bir karmaşaya doğru seyretmektedir.

Hiçbir şeye bulaşmadan olan bitenlere kayıtsız kalmak, emperyalizmin arzuladığı ve istediği tarzda onların lehine olabilecek tutumlar içine girmek artık bir alışkanlığı oldu şu Müslümanların.

Tek derdimiz ve amacımız, Müslümanlar arasında uçurumları büyütecek her adımdan kaçınmak, mümkün olduğunca birlikte olabilmenin alanlarını çoğaltmamızdır.

Gazze’de artık onlara göre sona gelinmiş bulunmaktadır. Orayı boşaltmaktan başka seçenek kalmamıştır. Bunun için de hicret önerilmektedir. Filistin halkı adına kendileri burada oturup emperyalizmin amacı doğrultusunda hareket etmektedirler, kendi kendilerine karar vermektedirler.

Israrla kimi karşı hamlelere karşın doğruları, hakkı ve hakikati dillendirmeye devam edeceğiz. Çünkü bu tehlikelerin sonuçlarının ne olacağını iyi bilmekteyiz.