Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İnsanı yaratan Allah’tır. Bu gerçeği inkâr edenlerin olması, yaratılışla ilgili farklı fikirlerin ileri sürülmesi, başka yaratılış hikâyelerinin anlatılması, insanı yaratanın Allah olduğu gerçeğini örtbas edemez. Bu gerçeğe inanmayan insanları da yaratan Allah’tır. Ve Allah, insanı en üstün varlık olarak yaratmış, bütün imkân ve nimetleri onun hizmetine vermiştir. Allah insana akıl ve iman nimetini ihsan etmiştir. İnsan; doğruyu, yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti zulümden ayırma özellik ve kabiliyetine sahiptir. Bu kabiliyetleriyle tercihte bulunsun, bunlardan birini seçsin diye ona bir cüzi irade verilmiştir. Ve bunlardan en önemlisi, aklını nasıl kullanacağı ve nimetlerden nasıl yararlanacağı, seçimini nasıl yapacağına dair temel esaslar ve ölçüler olarak Kur’an ve İslam gönderilmiştir. Allah, İslam ile insana verdiği nimetlerini tamamlamıştır. Bu yedi nimetle insan, dünya hayatında imtihan oluyor. Bu imtihanda insan; şükreden bir kul mu olacak, yoksa nankörlük yolunu seçen bir zalim mi olacak, bu yapacağı tercihle ortaya çıkacaktır. Araf 31: “Ey Âdemoğulları, her ibadet edilen yerde, her mescide gidişinizde, insan içine çıkarken güzel elbiselerinizi giyin, yiyin, için fakat israf etmeyin. Zira Allah israf edenleri sevmez.” İnsanın; hem kendisini hem de kendisine verilen nimetleri israf etmekten sakınması gerekir. İsraf; insanın sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesi demektir. Bu tür bir davranış, İslam tarafından uygun görülmemiş ve insanoğlunun yeme, içme ve harcama konusunda belirli bir denge içerisinde kalması istenmiştir. İsra 29: “Elini boynuna bağlayan kimse gibi, eli sıkı, cimri olma. Büsbütün eli açık israf eden de olma. Sonra kınanmış pişman bir halde oturup kalırsın.” Bu ayette cimrilik de israf da yasaklanmıştır. Kur’an’da israf; ölçü ve itidal eksikliğini, insanın fıtrat ölçülerini aşarak aşırılığa düşmesini, kendini ve sahip olduğu değerleri boş yere harcamasını ifade eder. Ayrıca Kur’an, nü­fuz ve iktidar sahiplerinin, ölçüsüz ve acımasız tutumlarını da israf olarak niteler.

Müsrif; sadece sahip olduğu maddi imkânları ölçüsüz biçimde tüketen değil, aynı zamanda insan olma potansiyelini ve fıtrat yüceliğini de zayi eden kim­sedir.

İMKÂN İSRAFI

İsrafın birçok çeşidi vardır. Bunlardan ilki, imkân israfıdır. Allah kimine zenginlik, kimine ilim, kimine iktidar imkânı verir. Bunlar Allah için kullanılmadığında israf edilmiş olur. İmkân israfı, insanın sahip olduğu bütün değerleri ölçüsüz ve faydasız biçimde kullanmasıdır. İnsanın bu verimsiz tutumu, bir savurganlık türüdür. Hâlbuki insan, çalışıp sahip olduğu imkân­ları en iyi biçimde kullanmakla yükümlüdür. Çalışıp imkânları­nı iyi kullananlar, dünyada daha çok ilerleyecekler, ahirette de gerçek kurtuluşa ereceklerdir. İşte bunun için Allah'ın emri, çalışmak ve her türlü aşırılıktan kaçınmaktır. Eğer insanlık, Al­lah’ın emrinin gereğini yapmış olsaydı, yaşadığı bu acı akıbet­lere maruz kalmazdı. Bekârlık da bir israftır. Bunun için bekârlık fakirlik sayılmıştır. Müminler kardeştir. Mümin bir kardeşin, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamamak da bir imkân ve fırsat israfıdır. 

ZAMAN İSRAFI

İnsanın en büyük kayıplarından biri de zaman israfıdır. Za­man israfı, insanın zamanını, gerekli gayreti göstermeden, plan­lı, hayırlı ve düzenli bir çalışma içine girmeden tüketmesidir. Toplumda, gününün yirmi dört saatini en iyi biçimde değerlen­diren az sayıdaki örnek insanlara karşın, faydasız uğraşlarla ömür sermayelerini tüketen insanların sayısının bir hayli fazla olması, zaman savurganlığında gelinen noktayı gözler önüne sermektedir. Allah yolunda harcanmayan bütün zamanlar israf edilmiştir. Gafletle geçirilen her zaman da israftır. 

İNSAN İSRAFI

Savurganlığın en kötüsü, insan israfıdır. İnsan israfı, insanın insan olma potansiyelini Kur’an’ın doğruluk ve değer ölçüleriy­le düzene koymaması, fıtrat yüceliğini zayi etmesidir. İnsan is­rafına, en çok zulüm düzenlerinin hâkim olduğu ortamlarda rastlanır. Çünkü böyle bir ortamda yaşayan kimseler, iyi bir in­san olmak ve insanca yaşamak için gereken gayreti ortaya ko­yamazlar. İnsanı Kur’an’la yetiştirmemek, onu israf etmektir. Emanetleri ehline vermemek, ehliyetli ve liyakatli insanları israf etmektir.

SAVURGANLIK

Savurgan tipler, genelde düşüncesiz kimselerdir. Bu yüzden çok geçmeden yoksulluk onların kapılarını çalar. Savurgan tip­lerden kimileri de az emekle ve gayri meşru yollardan çok kazanan bencil kişilerdir. Bunlar alınları terlemeden elde ettikleri kazançları, kendi bencil duygularını tatmin etmek için ölçüsüz­ce harcarlar. Başkaları sıkıntı içinde yaşarken, onlar kendi rahat yaşamlarını sürdürürler. Müsrif insan; dava kardeşleri, komşuları sıkıntı içindeyken rahatlığı kendisi için satın alan kimsedir. İsraf, toplum bünyesinde ve insan benliğinde önemli yaralar açar. Toplumda üretim ve tüketim dengesini bozar, insanı tembelliğe itip, çalışma hayatını geriletir. İnsanlar arasında kin ve düşmanlıkların yayılmasına yol açar. Birlikte yaşama, bir davayı birlikte yürütme, insanların karşılıklı eylemleriyle gerçekle­şir. Duyarsızlığı, bencilliği, zulmü ve diğer kötülükleri besle­yen nedenlerin ağır bastığı bir ortamda, kardeşlik ve diğerkâmlık gibi yüksek değerler aşınır ve bundan dolayı kaliteli insanların da sayısı azalır. Buna karşılık insanlar arasın­daki anlaşmazlıklar ve çekişmeler artar. Toplumun varlığı, bir­liği ve huzuru tehlikeye girer. Eğer, inandığımız davayı gerçek­leştirecek imkânı, zamanı ve insanı yerli yerince kullanamaz isek, davamıza ve kendimize yazık etmiş oluruz. Sonuç olarak; Müslümanlara ve özelde Millî Görüşçülere, düşen görev, İslam’ca düşünmek, Allah’ın bizlere ihsan ettiği bütün nimetleri Allah’ın razı olduğu şekilde Adil Bir Düzenin kurulması yolunda kullanmaktır. Bilelim ki Müslümanların işlerini önemsemeyenler, onlardan sayılmazlar. Selam hidayete tabi olanlara…