İmam Gazalî itikat meselelerinde oluşan sapmaları ve saplantıları ortadan kaldırmak ve akideye dair meselelerde orta yolu inşa etmek üzere el-İktisat fi’l-İtikat adlı eserini kaleme almıştır. Bu eser yaşadığı dönemde ne kadar etkili olmuş ve ne kadar başarılı olmuş tartışmaları bir yana; insanın herhangi bir konuda ifrat ve tefrite düşmesi kadar sıkıntılı bir durum olmasa gerek. Bu satırların yazarı olarak radikalliğin veya herhangi bir konuda marjinalliğin bir düşünce türü değil bir karakter problemi olduğu kanaatindeyim. Bu yüzden karakteri oturmamış insanlarla konuşacak vaktimiz yok ancak onlara dua edebiliriz. Meseleyi algılar üzerinden inşa etmeye çalışanlar ise hakikat karşısında yerle yeksan olacaklardır. Gerçek yani hakikat kuşatılamaz, durdurulamaz ve engellenemez. Tahakkuku geciktirilebilir ancak varlığa çıkışı er ya da geç olacaktır.

Sıcak seçim süreçlerine girdiğimiz bu günlerde sert, ötekileştiren, başkalaştıran bir dil ile süreç okuyanlara zerre kadar itibar edilmemesi gerekiyor. Aksi durumda normal olanı yaşamayız ve normal olarak düşünemeyiz. Bu yazıda; Saadet Partisi’nin yapmış olduğu ittifakı pervasızca ve dahi hayâsızca eleştiren aklıevvelleri değil bu ittifakın Türkiye’ye ve dünya saadetine ne katacağına ışık tutmaya çalışacağız.

Saadet Partisi niçin ittifak yaptı? sorusu kendisinde anlamsız bir sorudur. Çünkü bu soru yeni sistemin tam olarak anlaşılamadığı ve bilinmediği anlamına gelmektedir. Yeni sistem için ya Meclis’te olacaksınız -grup olarak- yahut da tabela partisine dönüşeceksiniz. Bu ikisi arasında tercih yapmak doğal bir haktır. Ancak bütün imkânları kullanarak Meclis’te olma hamlesini tüketmek bir siyasi partiden beklenen olmalıdır. Saadet Partisi kendisi için en doğru olanı yani bir şekilde Meclis’te olabilecek bir sistemi inşa etmeyi başarmışa benziyor. Sonuç Meclis’te grup olarak çıkar mı yoksa başarısız mı olur? Hepsi bir ihtimal ancak şuan için Saadet Partisi en başarılı hamlelerden birini yapmış durumdadır.

Saadet Partisi niçin Millet İttifakı’nda yer aldı da Cumhur İttifakı’nda yer almadı? sorusu son süreçler için dile getirilebilir. Bu soruya iki yönden cevabını vermek gerekiyor.

Birincisi; Saadet Partisi her kesimle ittifak görüşmesi yapmış ve bu kesimlerle yapılan görüşmeler Saadet Partisi açısından değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmelerde Meclis’te grup kuracak bir oranda vekil ile bulunmak ve başkan adayı Sayın Karamollaoğlu’nun güçlü bir şekilde ikinci tura kalması için en hayırlı ittifakın Millet İttifakı olduğu sonucuna varılmıştır. Oturdukları kibir kulelerinde Saadet Partisi’ni tehdit eden, aşağılamaya kalkan şen şakrak insanlar “madem bizim önemimiz yok niçin bu kadar dert oldu” sorusunu cevaplamak zorundadır.  İlkelerimiz nettir, gelen herkese kapımız açıktır. Bu böyle biline…

İkincisi; ülkenin normalleşmesi her şeyin üstündedir. Ülke normalleşmek zorundadır. Bu varlıksal bir sorun haline gelmiştir. Ülkenin normalleşmesi için öncelik koşulsuz olarak ülkeyi 16 yıldır bu duruma düşüren iktidarın kaybetmesini sağlamaktır. Aklınızı A HABER’den bir an olsun çıkarın ve kendinize sorun; son 16 yılın sonu bu mu olmalıydı. 16 yıldır tek başına iktidar olan parti hangi yüzle, hangi vicdanla, hangi ahlakla millete vaatte bulunabilir. Yeni bir şeyler yapacaklarının işareti nedir? Bu yüzdendir ki Saadet Partisi iktidarın günahına alet olmamayı tercih etmiştir ki bu tercih de sonuna kadar haklıdır.

Sürecin anlaşılmasında cevaplandırılması gereken bir diğer soru ise; Saadet Partisi’nin birkaç vekillik için ittifak süreçlerine girmesi gerekir miydi? Bu soruya cevap vermeden önce Saadet Partisi’nin kim olduğunu ifade etmekle söze başlamamız lazım. Bu gün Saadet Partisi’nin bu ittifaka girmesine karar vermiş aklın şayet makam ve mevki hırsı olsa idi; 16 yıl önce parti değiştirmiş ve şuanda birçok kişinin hayali olan makamlara ulaşmış olurlardı. Mesele vekillik yahut makam değil mesele ülkenin elden gitmesidir. Yalanla, dolanla, adam kayırmacılıkla ülke gün be gün batışa doğru ilerliyor. Bu duruma dur demek zorundayız.

Peki, Erbakan yaşasa idi Millet İttifakı’na ne derdi? Bu soruya iki yönden cevap vermek istiyoruz. Birincisi; Erbakan yaşasa idi Millet İttifakı’na HDP’yi de dâhil etmek için gece gündüz çalışırdı. Zira Erbakan için AK Parti ülkenin beka probleminin ta kendisidir. Bu yüzden bu problemden kurtulmak için her türlü ittifak -vatan ve millet ekseninde- yapılmalıdır. Bu iddiamızın delili nedir? Erbakan’ın geçmişte yapmış olduğu ittifakları ve koalisyonları gözden geçirmekte fayda var. Sadece onlara bakınız yeter. İkincisi; Erbakan’ın dediklerini önemseme numarası yapan algı kurbanlarına rahmetli Erbakan’ın 2002’den sonraki ifadelerini bir bir okumalarını ve videoları izlemelerini tavsiye ediyoruz. Efendim Erbakan’ın kemikleri sızlamışmış, Hocamın sağlığında siz Soros’la ve Fuller’le iş tutarak vicdanları sızlattınız. Bırakın vicdanımız sızlayacağına biraz da kemiklerimiz sızlasın.

Ülkenin kardeşçe barış içerisinde devam edebilmesi için, Siyonistlerin planlarının bozulması için gece gündüz çalışılmalı ve iş birlikçilerle her türlü işbirliğinden kaçınılmadır. Hani şen şakrak bir ağabeyimiz birilerinin uzay zaman büktüğünü anlata dursun biz o zamanın kendileri için bittiğini ifade ediyoruz.