Yaklaşan Ramazan ile birlikte, “İmsakiyenin üzerinde tırnak kesmek günah mıdır?”  şeklinde komik soruların televizyon ekranlarını dolaşacağı, orucu bozan hallerin oruç tutmayanlarca bile bol bol konuşulacağı günler yaşayacağız. Arkadan çalan ney eşliğinde ve ağlamaklı ses tonuyla birtakım hoca efendiler, her yıl yaptıkları gibi bu sorulara samimiyetle cevap verecek... Bizler de akşam ezanına değin aç kalarak görevi tamamlamış olmanın verdiği huzurla geçireceğiz Ramazan’ı! Müslüman’ı bozan, kardeşliği inciten ve Ramazan’ı yıpratan hallerimizi görmezden gelerek...

O halde gelin bu yıl bu geleneği bozalım ve kapımızı çalmak üzere olan Ramazan’a dair bilgilerimizi yenileyerek, doğrularımızı ve doğru bildiğimiz yanlışlarımızı gözden geçirelim.

 Ramazan Kur’an ayıdır!

Çünkü yol gösterici ve Hak ile batılı birbirinden ayırt edici Kur’an, Ramazan’ın içinde saklı Kadir Gecesi’nde indirilmiştir. Bizim de Ramazan’ı ne kadar verimli geçirdiğimiz ne kadar Kur’an’la hemhal olduğumuzla doğrudan ilgilidir. Bunun için işlerimizin yoğunluğuna göre Ramazan boyunca Kur’an’ı elimizden düşürmeyeğimiz bir program yaparak bu plan dahilinde hareket etmeli ve her fırsatımızda ona koşmalıyız...

 Ramazan zikir ayıdır!

Çünkü Rabbimiz bu ayda kuluyla beraber olmak ister. Bu beraberlik, dünya ve dünyalığa dair tüm eylem veya söylemlerimizin yerini ilahî sözcüklere, Rahmanî iklimlere bırakmakla gerçekleşebilir. Bunun için günlük koşturmalarımızdan bir türlü aklımıza gelmeyen, fırsatımız olduğu zamanlarda da önceliğimiz olmayan zikri, Ramazan boyunca dorukta yaşamak adına şimdiden izleyeceğimiz bir zikir programı belirlemeli, her an en azından kalben Allah’ı zikretmenin yanında, günün belirli saatlerini de mutlaka nitelikli zikre ayırmalıyız...

Ramazan kardeşlik ayıdır!

Biz tam bir şekilde Rabbimize teslim olabildiğimiz zaman, şeytanın içimize fitne tohumlarını ekemeyeceği bir aydır. Çünkü tutsaktır. Kimseye karşı öfke, kin, kıskançlık duymadan, önyargıyla, suizanla yaklaşmadan insanca muamele etmek ve insanca muamele görmek de kardeşliği oluşturan en önemli şeydir. Bunun için içimizde kopan tüm kötü fırtınaları durdurup akrabalarımızla, komşularımızla, eşimiz dostumuzla ve hatta tanımayıp muhatap olmak durumunda olduğumuz insanlarla da samimiyet kurmalı, insanî ilişkileri, Ramazan ikliminin ılıklığı ile oluşturmalıyız...

 Ramazan terbiye ayıdır!

Çünkü mesele yalnızca aç kalmak değil, tüm bedenini ve benliğini terbiye altına almaktır. Bu da ancak midemizle beraber, kalbimizi, dilimizi, gözlerimizi, kulaklarımızı ve zihnimizi kontrol altına almak, eş zamanlı bir şekilde hepsine oruç tutturmakla mümkündür. Bunun için şimdiden alışageldiğimiz şeyleri bir daha başlamamacasına bırakmalı, bizi günaha sürükleyecek veya Rabbimizle aramıza mesafe koyacak her şeye karşı gardımızı alarak kendimizi ve nefsimizi terbiye etmeliyiz...

 Ramazan yardımlaşma ayıdır!

Tabiri caizse Rabbimizin gözüne girebilmek, tüm levelleri geçebilmek amacıyla, bir nevi, “Bizi her anlamda öne çıkarması, cennete ve Cemalullaha yaklaştırması” diyebileceğimiz Ramazan’da, diğer tüm ibadetlerle birlikte, her an muhtaçlara, maddi veya manevi olarak darda olanlara yardım halinde olmalı böylece bulduğumuz her sevabı toplayarak Ramazanı yüksek puanlarla tamamlamalıyız...

 Ramazan “Bin aydan daha hayırlı” konuğu getiren aydır!

Tam olarak tarihi belli olmayan, tarih düşülmemekle belli ki aramamız istenen bir gecedir Kadir Gecesi. Kıymetlidir çünkü Kur’an bu gecede inmiştir. Değerlidir çünkü adına sure inmiştir. Ona saygıdan rüzgârın bile kıpırdamadığı, tüm evrenin, tüm yaratılmışların geçiş hakkı tanıyarak kendini ona teslim ettiği, içinde gizlediği güzellikleri tahmin edemediğimiz bir gecedir. Son on gününde aramamız salık verilse de biz Ramazanın her gününü Kadir günü ve her gecesini Kadir Gecesi hissiyatıyla yaşamalı, o muhteşem fırsatı kaçırmamak adına, uyanıklık yapmalı ve Kadir Gecesi’ni kovalamalıyız...

 Bunlar, Ramazan’a dair bildiğimiz ama çoğu zaman açlık ve susuzluk hissinin üzerine geçiremediğimiz hususlardır. Unutmamamız ve şimdiden aklımıza yazmamız gereken bir şey vardır ki o Ramazan’ın çok kısa bir sürede, göz açıp kapayana kadar geçiverecek ve yıl boyunca bir daha gelmeyecek olmasıdır. Bu yüzden kapımıza gelen, evlerimize giren ve sofralarımıza konuk olan bu fırsat günlerini kaçırmamak adına kalbimizde o huzur iklimini oluşturmalı, yüreğimizin sert rüzgârlarını durdurmalı ve Kur’an, zikir, kardeşlik ve yardımlaşma ayına kavuşuyor olmanın neşesini içimizde yaşamalıyız.