Seçimin Ramazan ayına rast gelmesi propaganda çalışmalarının on bir ayın sultanına göre kıvam kazanacağı umudunu beraberinde getiriyor.
Seçmen adaylardaki Ramazan etkisini gözlemleyecektir elbette.
Sadece miting meydanlarında konuşurken su dolu bardağı kafaya dikip dikmediklerine değil; aynı zamanda üslup, nezaket, sabır ve hilm gibi meziyetleri de gözetecektir seçmen.
Sözgelimi bir adayın gerçekleştiremeyeceği vaatlerde bulunması, palavra atması her zaman için hoş bir tutum değil, fakat ramazanda oruçlu bir ağızla bunu yapması dikkatlerden kaçmayacaktır.
Siyasetçiler ramazan atmosferini kendileri için bir nimet bilip, en azından altından kalkamayacakları sözleri rastgele söylemek zorunda kalmayacaklardır.
Dört kişilik bir ailenin aylık mutfak masrafının ne kadar olduğunu iftar sofralarına daha yakın durarak anlama fırsatı bulabilecektir siyasetçi.
Fakrı zaruret içerisinde oruç tutar gibi yaşayan insanların dünyasına girip koşullarını daha yakından müşahede etmek için gerçekten ramazan iyi bir fırsat.
Farklı siyasi görüşlerdeki partilerin ramazan ayının rahmetinden yararlanarak birlikte oturup iftar edebildikleri bir Türkiye her türlü problemi elbirliği ile aşabilecek bir Türkiye’dir. Bizim onu tuttuğumuz gibi dileriz ki oruç da bizi tutsun.
Kırmayalım, dökmeyelim, dağıtmayalım.
Ankara’ya Gitmek Nasıl Bir Şeydir?
Bazı şehirler gezmeye dair fonksiyonlarını zamanla yitirmiş gibidirler.
Ankara gibi.
Biri size ‘yarın Ankara’ya gidiyorum’ dese, hemen bakışınız değişiverir.
Bürokratik, siyasi bir soru işaretinin çengeli zihninize takılır kalır.
Yeni bir görev mi?
Terfi mi?
Torpil mi?
Bir sürü şey geçer kafanızdan.
Ankara’dan bize ne getireceksin? Diye sormayız bile.
Politik atmosferi, hiyerarşik düzeni, protokol duruşunun dışında neyi vardır ki Ankara’nın.
Ankara’ya giden bir daha kolay kolay geri gelmez.
Giden ne Ankara’nın taşına ne de gözlerinizin yaşına bakar.
‘İşini yapmadan gelme!’ diye sıkı sıkı tembih almıştır, gözü kimseyi görmez.
Askıdaki takım elbise gibi zamanını beklemektedir.
Ben de Yahya Kemal gibi dönüşü İstanbul olan Ankara’yı severim.
Ne zaman Ankara seyahatim gündeme gelse gidiş-dönüş biletini birlikte alırım.
Ankara beni tutmasın diye.
Ne de olsa tutmak tutkunun başlangıcıdır.
AMERİKA’YA DUR DİYELİM!
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran’la yapılan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekileceğini ifade etti.
Bununla da kalmadı ve İran’a öncekinden çok daha ağır yaptırımlar uygulanacağını söyledi. ABD Irak’ta ve Suriye’de yaptığını adım adım diğer Ortadoğu ülkelerinde gerçekleştirmeye çalışıyor.
İran’a yaptırım uygulamayanlara aba altından sopa gösteriyor.
Türkiye’ye gözdağı vermeye çalışıyor.
Amerika İsrail’in emniyeti için İran’a karşı İsrail’in jandarmalığına soyunmaktadır.
Kurt kuzuyu yemeyi kafaya koyduğu zaman ‘suyumu bulandırıyorsun’ dermiş.
ABD’nin bu dayatmasının içi boştur.
AB Konseyi Başkanı Donald Tusk birlik içerisinde hareket edeceklerini, nükleer anlaşmayı koruyacaklarını açıkladı.
Türkiye’nin getirilmek istenen bu oyuna gelmemeli ve Trump’un bu kararına asla boyun eğmemelidir.