Son birkaç yıldır ciddi manada arıza sinyalleri veren ve durgunluğun kıyısında gezinen Türk ekonomisi, 2015’te artan bir riskle karşı karşıya bulunuyor. Haziran’daki genel seçimlerin de etkisiyle yılın ilk yarısını “boş geçen” ve büyüyememe halini sürdüren ekonomi, muhtemel bir “erken seçim” ihtimaliyle birlikte bütün bir yılı heba etme riskini derinden hissediyor artık.
Sandıktan çıkan koalisyon manzarasına ve muhtemel bir erken seçimde de bu tablonun kısa vadede kuvvetle muhtemel) kolay kolay değişmeyeceği ihtimaline rağmen, erken seçim ısrarı kan kaybetmeyi sürdüren ekonomiyi hepten tökezletebilir. Koalisyonun kimler arasında kurulacağı veya sermaye çevrelerinden AKP-CHP koalisyonunun pompalanması başka bir meseledir. Ancak 1 senede 2 seçim gibi bir lüksü kaldıracak durumu yok artık ekonominin.
Piyasalarda işlerin kesat olması, para olmaması, kamu harcamalarıyla (yapay) büyüyen ekonomi, ihracatın gerilemesi gibi hususlar, çarkların zorlukla döndüğünü ve durdu duracak vaziyette olduğunu gösteriyor. Gıda fiyatlarındaki mevsimsel iyileşmeyi anında “enflasyon düşüyor” iyimserliğine bağlamak ne kadar aldatıcıysa, kamu harcamalarıyla sağlanan ve beklentileri aşan büyümeyi de iyimser bir gözle görmek aynı derecede aldatıcı.
Küresel ölçekteki döviz bolluğu, dolayısıyla “borçlan borçlan harca” dönemi ve buna bağlı bir büyüme artık önümüzdeki dönemde, bizim gibi ülkeler için muhtemel görünmüyor. Hele ki ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artırımının iyice yaklaşması, Türkiye ve benzeri gelişmekte olan ülkelerin para musluklarının kesilmesine, faizlerin yükselmesine sebep olacak. Yüksek faiz ortamında da tüketerek büyüme hayalini kuramayacak bile Türkiye. Bu yanlıştan çok önceleri vazgeçmeliydik zaten.
Uyarılar ve ikazlar birer birer yükseliyor. Siyasetin yapay ve kısır gündeminin yerini gerçek gündem olan ekonominin sorunlarına eğilme zamanı geldi de geçiyor bile. Üretimsizlikten kırılan Türkiye’de resmi rakamla 3.5 milyona yakın işsiz varken, gençlerin 5’te 1’inin işsiz olması, üniversite mezunları arasında bu oranın çok daha yukarılarda olması, Türkiye’nin daha fazla mal sattığı halde (pariteden veya başka bir sebepten) daha az gelir elde etmesi, ekonomideki sorunların giderek büyüdüğünü gösteriyor. Oturup da komplike teknik analizlerle, büyük laflarla, karmaşık yorumlarla uğraşmaya gerek yok. Türk ekonomisi avara kasnak misali boşa dönüp duruyor.
Bir türlü hükümet kurulamamasından erken seçi ihtimaline kadar belirsizliğin bir türlü azalmadığı bir ortamda, artık insanlara “borçlanmayın” uyarıları yapılıyor haklı olarak. Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Finans Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Niyazi Berk, yıllık enflasyondaki düşüşte mevsimsel etkinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor ve “Yaz sezonunun etkisi, vatandaşa biraz nefes aldırsa da mevsimsel olmayan gıda ürünlerinin fiyatları el yakmakta. Gelecek günlerde siyasi belirsizliğin devam etmesi halinde enflasyon oranlarında sert yükselmeler görülebileceği öngörülmeli, tüketiciler zorunlu olmayan borçlanmalardan kaçınmalıdır” diyor mesela.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Ekonomi Profesörü Daron Acemoğlu da, vaziyetin kötü olduğuna işaret ediyor. Türk ekonomisinin iyi bir görünüm sergilemediğini belirten Acemoğlu, “Ekonomi büyüyemiyor ve özel yatırımlar genel anlamda zayıf. Ekonomi zayıf olmasına rağmen kamu talebi yönlü büyüme söz konusu. Türkiye’de son birkaç yıl içerisinde gerek kurumlar, gerek yasal sistem, gerekse yolsuzluk sicili kötüleşti” diyerek özetlemiş durumu.
Kısır siyaset ve günlük telaşlar, ekonomideki bozulmayı unutturdu bize. Kendini çok acı bir tecrübeyle hatırlatmasını bekliyoruz herhalde.