Kocaman bir şakanın, devasa bir parodinin içinde mi yaşıyoruz yoksa? Çünkü son yıllarda yaşadıklarımız haddinden fazla çarpıcı, sarsıcı ve akıl almaz.. Göz göre göre akıl mantık dışı önermelerin, realiteyle bağı kopmuş hayallerin, uydurulmuş gerçeklerin sağanağı altındayız ve elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz. Gerçek olamayacak kadar saçma, komik, hatta trajikomik şeyler bizim realitemiz olmuş durumda.
Birilerinin keyfi öyle istediği için, canı öyle çektiği veya kendisini öyle sandığı için birtakım deneysel fantezilere, birtakım acayip ve garabet uygulamalara maruz kalıyoruz. Aynı delikten değil bir, iki, belki on beş, yirmi defa da sokulsa akıllanmayacak bir inatla ve ısrarla yönetilemiyoruz!
Bu yaşadıklarımızın gerçek olabileceğini, diyelim ki 20 sene önce zinhar hayal bile edemez, bahsedeni abartmakla, saçmalamakla, çıldırmakla suçlardık. Ancak bire bir yaşadıklarımız çok daha çılgınca, çok daha abartılı ve saçma.
“Verin yetkiyi, görün etkiyi” tarzındaki semt pazarındaki tezgah sahibi pazarcı jargonunun ekonomi sahasındaki tezahürü, en başta ekonomi ilminin tüm gerçeklerini inkar ve en saçma antitezleri ispat üzerine kurulu. Ve bizler de koca bir ülke olarak bu uçuk kaçık teorilerin kanıtlanması deneylerinde kobaylardan farksız bir konumdayız.
Ekonomi yönetimin, yani insanların cebindeki parayı, hayatlarını idame ettirme, geçinebilme meselesini tam manasıyla komik/trajikomik teorilere odaklamak ve sonrasında yaşanan başarısızlıktan öte fiyaskolar için de en ufak bir sorumluluk bile kabul etmemek de yaşadığımız şakanın bir parçası herhalde.
Arasındaki Türkiye’de kriz alameti sayılan döviz kurunun 2014-2018 döneminde 2 kat, 2018-2021 döneminde ise daha şimdiden 2 kattan da fazla artması yani TL’nin, milli paramızın alım gücünün giderek pul hükmüne gerilemesi, “iddia”yla (“dolarla, faizle, şunla bunla nasıl mücadele edileceğini görün” ifadesi) “gelinen nokta” arasındaki uçurumun da “kocaman kötü bir şaka” olduğunu göstermez mi?
En büyük kağıt paramız olan 200 lira, piyasaya sürüldüğü 2009’da 131 dolar iken bugün sadece 20 dolar! 111 dolar nereye gitti? Bu mu ekonomiyi yönetmek, halkın gelirini artırmak? Mum gibi eriyen milli paranın, halkın alım gücünü de erittiği meydanda değil mi? Cumhuriyet tarihinin en büyük fakirleşmesi yaşanırken ve milyonlarca insan bunun hesabının verilmesini, kendilerine mantıklı bir açıklama yapılmasını, bir çözüm önerisinin ortaya konmasını beklerken, şaka yapar gibi millet bahçeler yani büyükçe parklar açmak ve her şeyi halletmişiz de keyif sürme faslındaymış gibi bununla da övünmek, böylesi bir duruma maruz kalmak gerçek olamaz zaten. Olsa olsa kocaman bir şakadır!
Çarşı pazardaki korkunç fiyat artışlarını depocuya, pazarcıya, marketçiye yıkmak, bunların “lobilerinin” (!) harekete geçtiği gibi saçma sapan şeyleri söyleyebilmek ise ancak soğuk bir şaka olabilir. Hiçbir ciddi memlekette, siyasetçiler böylesine tuhaf ve akıl mantık dışı önermelerle halkın önüne çıkamazlar.
Tabii bütün bunlar olurken, tek derdi siyasi iktidara yaltaklanmak ve onun dikte ettiği “uydurulmuş gerçeklerle” kitlelerin zihinlerini iğdiş etmek olan tarihin gördüğü en onursuz medya da, 10 liraya vuran doları, yaşanan büyük ve toplumsal fakirleşme yerine saçma sapan şeyleri konuşmakta, kamuoyunu kendi uydurdukları gerçeklerle ifsad etme derdinde…
Kartopundan giderek koca bir çığa dönmüş olan sorunlar, milyonlarca insan için hayatı yaşanmaz hale getirirken, bu ülkenin gençleri geleceğe dair en ufak bir hayal bile kuramaz, en basit bir ümit bile besleyemez hale düşürülmüşken, en yetkili ismin her şey dört dörtlük, hiçbir sıkıntı yok diye düşünmesi de şakadan farksızdır.
Afyonlanmış kitlelerin hala “Avrupa bitti, bizde herşey var, çıkar telefonunu” gibi saçmalıklarla partizanlıktan da öte bir ilkelliği sürdürmeleri de bu kötü şakaya tüy dikilmesidir.
Eski ekonomiden sorumlu bakanın, birkaç sene önce esprili(!) bir üslupla sarf ettiği “Dolar 10 lira olacak, 15 lira olacak” ifadesinin, bırakın espriyi resmen gerçeği yansıtması bile şakayla gerçeğin iç içe geçmesi gibi resmen.
“Ekonominin kitabını yazıyoruz” türünden ifadeler ise şakanın zirvesi oluyor adeta.