Doların fiyatı sekiz buçuk liradan sekiz liranın altına düşünce yandaşlarda bir sevinç bir sevinç demeyin gitmesin!

“Ekonomide yeni dönem başlıyor” diye neredeyse şenlikler düzenleyecekler! Yahu bu ne acelecilik!

Hele biraz durun, sabırlı olun.

Bu dolar sekiz buçuk liraya hangi iktidar döneminde çıktı onu bir hatırlayın!

Dolar izlenen politikalar yüzünden alıp başını giderken hiç sesleri çıkmayanların dolar on kuruş on beş kuruş düşünce “ekonomide yeni dönem” diye sevinmeleri anlaşılır gibi değil. Kaldı ki bu on kuruşluk, on beş kuruşluk düşüşlerin kalıcı olup olmayacağı da belli değil.

Ekonomi yönetiminde bir isim değişikliği ile böyle olumlu sonuçlar alınabiliyorsa bir de politika değişikliğine gidilse neler olacağını düşünebiliyor musunuz?

Muhalefet yıllardır iktidarı ne diye eleştiriyor?

“İzlemekte olduğunuz ekonomik politikalar yanlış” diye eleştiriyor değil mi? Peki, iktidar bu eleştiriler karşısında ne yaptı?

Muhalefetin eleştirilerine hak verip ekonomi politikalarına çeki düzen vermeye mi çalıştı yoksa duymazdan mı geldi?

Ne yaptığını herkes biliyor.

Yapılan yanlışlar yüzünden dolar sekiz buçuk liraları gördü.

Şimdi hatanın telafisine çalışılıyor ama yine de beklenen adım atılmış değil.

Hatanın sadece isim değişikliği ile telafi edilebileceği sanılıyor.

İzlenen politika konusunda ise bir arayış söz konusu değil. Çeyrek asra yakındır iktidar koltuklarında oturan bir partinin taraftarlarının yani yandaşlarının böyle sevinmeleri için çok daha tutarlı adımların atılması gerekmez mi? Bugünkü şartlarda, “Ekonomide yeni döneme giriyoruz” diye sevinmeleri kendi kendilerini kandırmaktan başka bir şey değil.

Muhalefetten gelen eleştirileri yok sayma yerine biraz kulak verseler bu adımları çok daha önceden atmış olmazlar mıydı?

Yatırımları hizmet sektöründen çok üretim sektörüne kaydırmış olabilseler bugün bu tür sorunlar yaşamıyor olacaklardı.

Ortaya çıkan gerçek bize ne gösteriyor? Sadece inşaat sektörüne ağırlık vermenin, sadece hızlı tren ve sadece yol yapmanın çözüm olmadığını gösteriyor. Mutlaka üretim sektörüne ağırlık verilmesi gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.