Siyasi meseleleri eleştirirken, iş dönüp dolaşıp siyasete

yön veren topluluğa, yani halka geliyor her seferinde. Halk ne kadar duyarlı,

ne kadar kendi meseleleriyle ilgili ise, vekili olan siyasiler de o derece de

sorumlu ve hesap verebilir olmak zorunda kalıyor. Böyle olunca da toplumsal ve

ekonomik kalkınma daha rahat sağlanıyor, ülkenin sorunları çözülebiliyor.

Halkın iradesi sadece oy atmak değil yani.

Maalesef bizim için böylesi bir durum sadece ütopya

olabilir. Hele ki toplumun mevcut durumuna bakınca, duyarsızlığı ve kendi

meselesine yabancılığı hiç olmadığı kadar dikkat çekiyor, rahatsız ediyor. Bunu

sıradan vatandaşın haddinden fazla politize olmasına rahatlıkla bağlamak mümkün.

İnsanların, her eleştiride veya sitemde, anında bir

siyasi iktidar eleştirisi kokusu alıp savunmaya çektiği günlerdeyiz. Sebze

meyve fiyatlarının ayyuka çıkmış ve siyasiler tarafından da kabul görmüş olan

fahişliğini, pazardaki amcamız, teyzemiz görmemek için kendini yırtıyor. Her

şey çok güzel, çok harika türünden akıl mantık dışı ifadeler hayatın her

alanında duyuluyor.

Halbuki, sıradan vatandaşın bu akıl almaz saçmalıktaki

politize olma durumu, en başta kendisine fayda sağlamıyor. Muhalefet partisinin

Haziran seçiminden önceki asgari ücret vaadini meydanlarda yuhalayan sıradan

vatandaşların, asgari ücretlilerin varlığı mantıklı bir gerekçeyle açıklanacak

bir durum değil. Bugün, siyasi iktidar o vaatlerin zorlamasıyla kendi de

birtakım vaatler verdi ve en bilineni olan asgari ücret arttı. Yuhalayan

politize güruh, o verilen zamları almayacak mı acaba Politika, gündelik

yaşamı daha ne kadar zehirleyecek, sıradan vatandaşı daha ne kadar

sersemletecek

Misal Fransa da süt üreticileri veya çiftçiler, kendi

aleyhlerine bir durum söz konusu olunca anında tepkilerini gösteriyorlar. Paris

sokaklarında traktörleriyle tepkilerini gösteren, misal sütlerini dökerek

protesto gösterisi yapan çiftçi görüntüleri ilginçtir mesela. Vatandaş, kırıp

dökmemek, şiddete ve gayri meşru vasıtalara meyletmemek koşuluyla tepkisini

gösterecek, ki siyasetçi de ona göre kendine çeki düzen versin, varsa yanlıştan

dönsün.

Çok somut ve çarpıcı bir örnek olarak benzin fiyatlarına

bakalım. Benzindeki vergi yükü düşük diye vatandaşın aklıyla dalga geçen

siyasetçilere ne demeli Benzin fiyatı sıfır olsa, vatandaş 2.80 liraya almak

zorunda! Bu nasıl bir adalettir, nasıl bir sistemdir! Dünyada yüzde 70 düşen

fiyatlar Türkiye de yüzde 15 düşüyor, yetmiyor birçok ürüne de artan maliyet

gerekçesiyle zam yapılabiliyor. Tepkisiz toplum, buna çanak tutuyor çünkü.  En son olarak İstanbul Belediyesi nin ulaşım

zammında artan maliyet nedir acaba Petrol olmadığı kesin! Ama nasıl olsa

kimse en ufak bir tepki göstermediği gibi eleştirenler siyasi eleştiri

kategorisine sokulacak hemen.

İşin ilginci, hesap sorması gereken vatandaş icraatları

savunma, yapılanı savunması gereken siyasiler de eleştiri faslına geçmiş

durumda. Misal ekmek zammı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik,

ekmek ve et fiyatlarına son dönemde yapılan zamları, Nihai satış fiyatı 61

kuruş olması gereken bir ekmeğin bugün 1, 1.25 liradan satılması kabul edilir

değildir diye eleştiriyor. Çelik, ayrıca Ankara Büyükşehir Belediyesi 250

gram halk ekmeğinin 75 kuruşa satıyor. Melih Bey e sesleniyorum. Biraz fazla

kar ediyorsun, biraz indir diye mesaj gönderiyor.

Halbuki ekmek zammı siyasetin eleştireceği değil,

düzenleyeceği bir durum. Eleştirmesi, şikayet etmesi gereken vatandaştır. Ancak

o da, yeni anayasa gibi, başkanlık gibi yüksek siyaset peşinde üstüne vazife

olmayan işlere kafa yormaktadır. Ekmeğe, otobüse gelen zam kendi meselesidir,

ancak vatandaş kendi meselesine yabancılaşmıştır. Eleştirme vazifesi, icra

makamındakilere düşmüştür bugün.

Ekmeğimize ilişmeyin bile diyemeyecek kadar saçma sapan

bir politize olma halidir bu.