Rahman süresini okurken sanki gönlümün beynimden daha
fazla olan girdili çıktılı derelerinden cennet ırmakları akar gibi olur ve beni
benden alıp görmediğim, bilmediğim diyarlarda dolaştırır.
O diyarda hep güzeller ve güzellikler vardır.
Yaşlanma, yorulma, hastalanma, diş sızısı, bel ağrısı,
romatizma, tansiyon, şeker gibi hiç bir hastalık yok.
Elli altıncı ayete geldiğimde Orada yüzünde göz izi/gözünde
yüz izi olmayan eşler var derken hemen Karacaoğlan ın, Muhlis Sabahattin Ezgi
tarafından bestelenen,
Ey benim bahtı yârim, gönlümün tahtı yârim
Yüzünde göz izi var, sana kim baktı yârim
Kalbinde aşk izi var, seni kim yaktı yârim
Yüzünde göz izi var, sana kim baktı yârim şiiri aklıma
geliverdi.
Acaba dedim, Karacoğlan, bu ayetten etkilendi mi
Gerçi Arapların en ünlü şairi İmri ül-kays:
O gözü eşinden başkasını görmeyen sevgilinin yüzünde
küçücük bir karınca dolaşsa iz bırakır demiş.
Nedim ise:
Güllü dîbâ giydin amma korkarım azâr eder,
Nâzeninim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
Yani, Ey benim nazlı yarim, sen güllü ipekli elbiseler
giydin amma, korkarım ki, o güllerin dikenlerinin gölgesi seni incitir demiş.
Bence İmri ül-Kays da, Nedim de Karacaoğlan ın bu konuda
topuğuna erişemezler.
Birinde karıncanın ayak izi, öbüründe güllü elbisenin
dikeninin gölgesinin izi, Karacaoğlan da ise göz izi.
Değerli hocalarımdan Merhum, Arif Etik beyefendi,
Hastahanede iken İranlı şairlerden Hafız döneminde yaşamış bir şairin yeni
bulunan ve yayınlanan şiir kitabını okuyarak vakit geçirirken Nedim in,
Güllü dîbâ giydin amma korkarım azâr eder,
Nâzeninim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni şiirinin daha
önce Farsça olarak söylendiğini gördüm dediğinde,
Olsun hocam, biz bu ince ifadeyi bu kadar yıl beklemeden
Nedim den öğrenmiş olduk.
Onun şiirini görmüş de olabilir, görmemiş de olabilir.
Aynı manayı aynı yılda ayrı diyarlarda söyleyen bir çok
insana rastlanmıştır demiştim.
Edebimizi ve edebiyatımızı düzenleyen kitabımız Kur an-t
Kerim i bir de edebi gözle okuyalım.