Sendikalar, ekonomik talepler ile hukuksal talepleri aynı

anda üyelerine kazandırdıklarında başarılı sayılırlar. Görünen o ki; geçmiş on

yılda memurların yaşadığı ekonomik kayıplar, hukuki ilerlemelerle perdelenmeye çalışılmıştır.

707 binden fazla kamu görevlisinin kayıtlı olduğu Memur-Sen Konfederasyonu nun,

2014-2015 yılı toplu iş sözleşmesi görüşmelerine ilişkin taleplerini açıkladığı

rapor bunu gün yüzüne çıkarmıştır.

Raporda sıralanan taleplere baktığımızda ise, geçmiş on

yıldaki adaletsizliklerin kısa bir sürede aşılması gibi bir çelişki

barındırdığını görüyoruz. Taban aylığa 100 TL zam yapılması gibi temel bir

talep on yıl sonra değil, gelir gelmez yapılması ve takip edilmesi gereken bir

konudur. Bu konu, 54. Hükümet döneminde gerçekleştirilmişti. Ekonomik

göstergelerin hızla aşağıya doğru düştüğü bir zamanda açıklanan 65 maddelik

rapor, bir yönüyle geç kalındığının da bir göstergesidir.

Hükümetten taleplerini sıralayan Memursen, bu talebini

hükümetin ilk üç yılı sonunda, 2006 yılında masaya koyması gerekiyordu. Çünkü

hem hükümet kendisinden üç yıl hiç bir şey beklememeyi söylemiş, hem de üç yıl

sonunda ekonomideki tablolar net olarak ortaya çıkmıştı. Memur maaşlarının

enflasyona ezdirildiği gerçeğinin farkına geç varmış olan Memursen, kamuoyunda

oransal zam artışlarının yüksekliğinin enflasyon kaynaklı olduğuna dikkat

çekmesi de ilginçtir. Çünkü bu, son on yılda sürekli gerçekleşen bir hadise

olmuş, masada enflasyon farkının hep altında bir rakam belirlenmiştir.

Memurların taban aylığına 2014 te 175 TL zam yapılması,

memurlara istenen zam verilse bile enflasyonun yükselmesiyle, memur maaşlarının

her zaman enflasyon altında kalacağını göstermektedir. Sendikaların, emeğin

doğuştan gelen bir hak kullanımı olarak görmesi ve daha uyanık olması lazımdır.

Aksi taktirde demokrasi putunun aç kalındığında yenilmesi gibi emeğini de

kaptırabilir. Hazırladıkları taleplerle hak arama mücadelesinde yerini almaya

devam etmek isteyen Memursen, son on yıldaki kayıplarını daha hızlı telafi

etmek zorundadır.

Yapılması gereken alım gücüne göre hareket edilmesidir.

Memursen in sunduğu raporla kayıpları telafi etmeye çalışması önemli bir

gelişme olsa da, yapmış olduğu talepler çok geç kalınmış taleplerdir. Bu

açıdan; 1997 yılındaki memur maaşı alım gücü ile günümüz karşılaştırılmalı,

mevcudun üzerine istikrar payı ilave edilmelidir. Üstelik, son on yılın

rakamlarının 2001 krizi ile değil, geçmiş tek parti hükümetleri dönemleriyle

karşılaştırılarak durum değerlendirmesi yapılmalıdır. Bu yapılmadan

verilenlerin istikrar değil, sus payı olacağı aşikardır. Sosyo-ekonomik

gelişmelere verilecek desteklerin, en az barış sürecine verilen destek kadar

önemli olduğu unutulmamalıdır.