729. hafta seminerimiz Ta n kelimesinin açıklaması ile
başlıyor ve günümüzdeki birçok çatışmalara ve savaşlara da açıklık getiriyordu
Ta n kelimesi Kur an da iki yerde geçer, ikisi de dinde
ta n olarak geçmektedir. Düzeni bozma demektir. Ahdi bozuyor ama size bir
zararı yoktur. Hatta zararı var ama düzeni bozmuyor. O zaman
savaşmayabilirsiniz. Ama ahitlerini bozuyorlar, bunun sonucu olarak sizin
düzeniniz bozuluyor. O zaman savaşmak farzdır. / İnsanların diğer canlılardan
temel farkı, kişiliklerini koruyarak topluluğun üyesi olmalarıdır. Bu hususu
daha iyi anlayabilmemiz için hücreleri ele alalım. Kan içinde yaşayan
akyuvarlar vardır. Görevleri vücuda giren mikropları yok etmektir. Ne var ki bu
savaşta kendileri de yok olurlar. Ama onların görevi yok olma pahasına da olsa
vücudu korumaktır. Oysa sürü hâlinde yaşayan canlılar da dayanışma hâlindedir.
Ama bu dayanışma kendi çıkarı içindir. Tehlikeyi görünce hemen sürüden ayrılıp
kaçar. / İnsan toplulukları vardır. Kişiler onların hücreleridir. Diğer
canlılarda hücreler canlıyı değiştirirlerse yaşayamaz, ölürler. Bir arı hiçbir
zaman komşu kovana girip hayatını sürdüremez. Kovanın girişinde nöbetçi arılar
vardır. Gelen arıları kokuları ile tanırlar. Bu kokuyu onlara anaç arı verir.
Dolayısıyla kovanın üyesi arı rahatlıkla kovana girer. Ama bir yabancı gelecek
olursa nöbetçi arılar derhal ona saldırıp kovarlar veya öldürürler.
İnsan bu konuda arılardan farklıdır, kendi topluluğunu
terk ederek başka topluluğa katılabilir, onlarla beraber yaşar. Hatta
evlilikler hep topluluk değiştirmekle olmaktadır. Toplulukları erkekler değil
kadınlar oluştururlar. Onlar çocukları doğurup eğitirler, onlar ocak içinde bir
aradadırlar. Sosyal oluşmayı onlar sağlamaktadırlar. Erkekler ise savunma
yaparlar ve nafaka temin ederler. / Savunma ve nafaka temini arzda olduğu için
erkekler kadınların evine değil kadınlar erkeklerin evine giderler. Çünkü
erkeklerin işyerleri oralardadır. Bu olay sebebiyle topluluklar devamlı olarak
değişik yerlerden gelen kimselerden oluşmaktadır. Bu sebepledir ki diğer
canlılarda olmayan bir olay insanlarda oluşmaktadır. O da iç içe topluluklar
meydana gelmesidir. Oysa diğer canlılarda ancak bir kademe topluluk vardır.
Türkiye deki karıncanın ABD deki karınca ile hiçbir ilişkisi yoktur. Hatta bir
karınca yuvasındaki karıncanın komşu karınca yuvasındaki karınca ile bir
ilişkisi yoktur. İnsanlar ise tüm dünya ile ilişkidedirler. Cep telefonları ile
her zaman görüşebilmektedirler. Ürettikleri malları onlara satmakta, onların
ürettikleri malları almaktadırlar.
Diğer taraftan da kişi mensup olduğu topluluğun üyesidir.
Topluluklar ayrı ayrıdırlar. İnsanlık uluslara, uluslar illere, iller
bucaklara, bucaklar ocaklara ayrılmıştır. Bulaşıcı hastalık canlılar arasında
da vardır. Ne var ki canlılar sadece savunma imkânına sahiptir. Bir canlı sen
bana hastalık bulaştırıyorsun diye diğer canlıya saldırmaz ama insan bulaşıcı
hastalıklarla mücadele eder. Bataklıkları kurutur. Veba en kötü hastalıktır,
tarihte ülkelerin nüfuslarını azaltmıştır. Şimdi ise ülkelerin çoğunda veba
salgını bir hastalık olarak görülmez. Çünkü insanlar bu hastalığa karşı gerekli
tedbirleri almışlardır. Topluluk içinde müşrikler veba mikropları gibidirler;
kendileri hastadırlar ama bu da yetmez, başkalarını da hasta ederler.
İşte, eğer birileri bizim düzenimizi bozuyorsa, onların
hastalığı bize bulaşıyorsa, onların yaşadığı bataklığı kurutmak elbette bizim
hakkımızdır, aynı zamanda görevimizdir de. Çünkü yaşamamız başka türlü mümkün
değildir. / Batılılar savaşa giriştikleri zaman çıkarım var deyip savaşa
girişirler. Oysa çıkar için savaş yapılmaz. Bana hastalığı bulaşmaktadır,
varlığı benim hayatımı tehdit etmektedir diyerek savaş olmaz. Kimse çıkarım var
diye savaş açamaz. Zararım var diye savaş açabilir. Zararını da hakemler
yoluyla ispat etmesi gerekmektedir. / Bugün insanlar Birleşmiş Milletler i
kurmuşlar ama hâlâ çıkar çatışması üzerine denge kurulmuş, hâlâ kuvvetli kim
ise haklı odur.
Hz. İbrahim aleyhisselâmın başlattığı insanlık barışını
insanlık henüz anlamış değildir.
Yeryüzünün barışakavuşması, dinde/düzende ta n olmaması için insanların Hazreti İbrahim in
dininde/düzeninde birleşmeleri gerekmektedir. Yani ahitleri bozmaları savaş
için yeterli değildir. Yani ahitleri bozmuşlar ama bize zararları yoksa yine
onlarla savaşmayız. Ahitleri bozacaklar ve bu bozma düzenimizi ifsad edecek ki
savaşmaya hak kazanalım.