Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mız yaşadığı döneme damga vuran öncü şahsiyetlerden biriydi. Kimliğinden koparılmış bir toplumu özüyle buluşturmak için bilgi, birikim ve enerjisini ideallerine adamış bir dava adamıydı o. Bilirsiniz dava adamları toplumun yükünü omuzlarında taşıyan duyarlı ve dertli insanlardır. Sade bir hayat yaşarlar ancak yürüdükleri yol ağır sınavlara gebedir ve kitlelerin bilincini uyandırmak için çileyi, yoksulluğu, mahrumiyeti ve ölümü göze alırlar ve asla vazgeçmezler.

Yollar taşlarla, dikenlerle kaplıdır… Hengâmeler aşıldığında ise ayaklarda derman kalmaz fakat olsun kutlu bir mücadelenin ardından engeller toza dönüşmüş, karanlık dağılmış ve taze bir gün doğmuştur. Belki sancak göklere kadar çekilememiştir ama akli ve iradi yeteneklerini kaybeden köleleşmiş zihinlerin bilinci uyanmış ve zorbaların gözlerine korku salmıştır. Artık halkların ruhunda beliren o kıpırtı harekete geçecek ve bütün sınırları delip okyanusa ulaşacaktır...

Öncü şahsiyetler kendilerini tarihin ve geleneklerin ördüğü duvarların ardına hapseden kitleleri buradan kurtarıp ışığa aydınlığa ulaştıran kişilerdir ve bunun bedeli her zaman ağır olmuştur. Zira cehaletten beslenen kitleler değişime karşı son derece dirençlidirler ve kölelikte ısrar edip, kendilerine ışığı gösteren şahsiyetlere şiddetle karşı çıkarlar. Fakat dava insanları köleleştirilmiş kitleleri iyi tanırlar ve onların hem duygularına hem de akıllarına hitap ederek farkındalık kazandırır ve uyanışlarını sağlarlar. Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız halkın değerleriyle kavgalı hale geldiği bir dönemde azim ve sabırla çalışarak nice kalpleri fethetmiş ve onlarca insanı davaya kazandırmıştır.

 Bilindiği üzere Prof. Dr. Necmettin Erbakan hoca davanın yükünü omuzlarına aldığı dönemlerde,  ülkeyi batıya göbekten bağlı olan ve toplumu inanç ve değerleri ile kavgalı hale getiren dogma bir zihniyet yönetiyordu. O zamanlar toplumu öz değerleri ile tanıştırmak istediğinizde nefesleri postal kokan zorbalar hemen harekete geçer “ dini siyasete alet etmeyin” der ve sopa gösterirdi. Halk yoğun bir baskı altındaydı ve din cenaze merasimlerinde yerine getirilen birkaç ritüel olarak görülüyor bunun ötesine geçenler ise terörist ilan ediliyordu.   Suya sabuna bulaşmayan, hayatın hiçbir alanında yer alamayan bir din anlayışı ne yazık ki okul çağından itibaren çocuklara empoze ediliyordu. Din kalplere, göklere ya da kitaplar arasına hapsedilen kutsallardı ve siyasete, sosyal alana, yeryüzüne inmezdi, inemezdi. Merhum Necmettin Erbakan hocam davanın derdini laik kesimin en güçlü olduğu dönemlerde omuzladı ve dinin aileden, topluma, toplumdan siyasete ve hayatın tüm alanlarına hakim olan ilahi buyruklar olduğunu tebliğ etti ve toplumda köklü bir dönüşüm sağladı.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan askeri vesayetin tüm değerleri baskı altına aldığı dönemde bir çığır açtı ve ülkenin maddi ve manevi alanda kalkınması için formüller üretti, İslam birliğini kuralım ve Batıya köle olmaktan vazgeçelim dedi. Fakat hareketi ve haklı mücadelesi hep engellendi, siyasi hayatına yasak getirildi, partisi kapatıldı ve yolu çilelerle örüldü. Dostlarıyla olduğu gibi düşmanlarıyla da başarılı bir iletişim kurabilen hocam Rabbimizin “içinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir” ayetini şiar edindi ve mücadelesini hayatının son noktasında kadar sürdürdü. 

Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mız, İstanbul teknik üniversiteden Almanya Aachen Üniversitesine uzanan hayatında birçok başarıya imza atmış bir şahsiyetti. Yerli Gümüş motor fabrikasının kurucusu, TOBB genel başkanı, devrim otomobili projesinin sahibi, siyasetçi ve dava adamı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hakk’ı hakim kılabilmek için ağır sınavlardan geçen bir dava eriydi. Küresel emperyalist güçlere karşı ellerini kaldırıp “Bana ne Amerika’dan” diyen ve siyasi hayatını cihat ruhuyla sürdüren bir şahsiyetti. Kıymeti bilinmiş olsaydı eminim ki bugün ülkemiz çok daha farklı bir noktada olacaktı.