Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…

14’üncü yazımıza hülasa mahiyetinde önemli bir girizgâh ile başlayalım…

Bundan önceki afet “koronavirüs afeti” idi ve o afet başladığı andan itibaren önce “Virüs Dünya Düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-49)” ana başlıklı tam ‘kırk dokuz’ yazı yazdık… Daha sonra da yeri ve zamanı geldikçe benzer yazılarımızı yazmaya devam ettik… Şimdi de “zelzele/ deprem” oldu, yeterince yazmaya devam edeceğiz, inşallah…

Bize -ya da bendenize göre- meselenin özü ve özeti şöyle: Hayatımızın dinî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî alanlarında “SOSYAL TUFAN” zaten vardı; şimdi “DEPREM” de oldu… “KUR’AN NİZAMI” olan “ADİL DÜZEN” artık bu sosyal tufan ve depremlerin sona erdirilmesi için gerçek anlamda düşünülmeli, konuşulmalı, yazılmalı, planlanmalı, projelendirilmeli ve UYGULANMALI…

Tevafuk diyelim, son bir yılı da aşan sürede ve tam 63 hafta Ankebut Suresi üzerinde çalıştık, bir yıl kadar önceki 32’nci haftaya içeriğinde “RCZ” kelimesinin de olduğu surenin 34’üncü ayetini işledik ki; bu ayet ve bu kelime son yıllarda yaşadıklarımızın özüdür…

Önce ayet meali: “Kesinlikle biz bu kasabanın ehlinin üzerine Allah’ın kurallarına uymuyor olmalarından dolayı gökten bir ricz indirenleriz.” (Ankebut Suresi 34. ayet)

“RCZ” dalgalar, nöbetler halinde periyodik olarak gelen sıkıntı demektir. Etimolojik olarak incelersek, “Z” harfi kazma demektir, kazmanın hareketi olan kesme ve titreşim manalarına gelir. “R” harfi tekrar anlamındadır. “C” harfi gitmeyi ifade eder. İkisi bir arada “RC” gidip başlangıç noktasına geri gelmeyi ifade eder. “Z” harfinin eklenmesi ile gidip geri gelme hareketinin ritmik olarak yapıldığı anlamına gelir. Sıkıntı veren yağmur “ricz” olur. Çünkü bir anda gelmemekte, damla damla şeklinde gelmektedir.

“Onlar mücrim kavim iken onların üzerine tufan ve çekirge ve böcek ve kurbağalar ve kanı aralıklı ayetler olarak gönderdik. Onların üzerine RİCZ vuku bulunca ey Musa Rabbine senin indinde olan ahdetmesi sebebiyle dua et, yemin olsun eğer bizden RİCZİ kaldırırsan kesinlikle sana inanacağız ve kesinlikle seninle beraber İsrail Oğullarını göndereceğiz dediler. Onlardan onların ulaştığı bir ecele kadar RİCZİ kaldırınca hemen döndüler.” (Araf Suresi, 133-135) Bu ayetlerde Mısır halkının başına gelen beş durum vardır. Bunlar birbirinden ayrı ayrı gelmişlerdir. Biri varken diğeri yoktur. Biri bitmiş, diğeri başlamıştır. Bu beş durumun hepsi bir RİCZdir. Çünkü dalgalar halinde gelmiştir.

“Ricz” kelimesi burada nekre gelmiştir. Buradan anlıyoruz ki riczin türleri vardır. Bir tür ricz indirilmiştir. Zaten dalgalar halinde gelen veya periyodik olan her tür sıkıntı riczdir. Salgınlar da bir riczdir. Dalgalar halinde gelmekte ve insanları sıkıntılara sokmaktadır.

Tekrar üzerinde durmakta olduğumuz ana ayeti hatırlayalım: “Kesinlikle biz bu kasabanın ehlinin üzerine Allah’ın kurallarına uymuyor olmalarından (yani FASIK olmalarından) dolayı gökten bir RİCZ indirenleriz.” (Ankebut Suresi 34. ayet)

“FASIK olmaları” demek “kurallara uymuyorlar” demektir. Herhangi bir kurala uymamak değildir. “Fasık olmak” demek, mutlak otorite olan Allah’ın doğal ve sosyal kurallarına veya yazdığı kurallarına uymamak, bu kuralları uygulamamaktır. “FISK” bu durumun adıdır. Hak yoldan çıkmaktır. “FSK” kökünden birinci bâbdan mastardır.

“Şirk” Allah’ın kurallarına aykırı kurallar koymak iken “fısk” Allah’ın kurallarına uymamaktır. Fısk yapan kimse Allah’ın kurallarını bilmektedir. Ya kendisine kitap gelmiştir, biliyordur ya da doğal hukuk yoluyla biliyordur ya da yaratılışı gereği biliyordur. Ancak o kuralları göz ardı etmekte ve uymamaktadır. Hamr (Türkçe şarap) içmenin haram olduğunu biliyor ama içerek bu kuralı göz ardı ediyorsa fısk yapıyor demektir.

Allah’ın kurallarına aykırı kurallar koymak olan “şirk”in tanımında insanlar putlara tapınmak yanılgısına düştükleri gibi “fısk” için de yanılgıya düşmekte, hatta “fısk”ın anlamını hiç düşünmemektedirler bile. Oysa “fısk” çok önemli bir sorundur ve insanlar farkında olmadan “fasık” durumuna çok fazla düşmektedirler. (Devamı var…)