Küresel oluşumunu egemenliğinde Müslümanlar batı

kavramlarını daha çok sığınır oldular. Teknoloji ve sanallığın egemenliğinde

değişen algılar büyüleyici bir süreç oluşturdu. Batı kültürü kavramlarıyla

birlikte zaman zaman sert yüzlü bir görünüm içerse de zaman içinde kitlelerin

algılarına göre yeni şekillenmelere gidiliyor.

Demokrasi bunların en çarpıcı, çekici ve büyüleyici

olanı. İnsanların yönetime katılıyor gibi olmaları büyük kalabalıkların

sarhoşluğuna neden. Oysa oynanan oyunda büyük kitleler katılımı büyük olan

figüranlardan başka bir şey değil. Demokrasi savaşı Müslümanlar tarafından

demokrasi cihadı özelliğine büründü. Bu, zamanla dinin, aklın yerini alır

oldu. Çünkü ve daha açıkçası şöyle bir durum oluştu. Müslümanlar batının bu

büyüleyici kavramlarına katıldıklarından beri bir şey olduklarını, kendi

kendilerini yönetiyor olduklarını sandılar, sanıyorlar. Oysa bu büyük oyunun

arka planında duranlar, yani yönetmenler her şeye hâkimdirler. Müslüman

yöneticiler sahnenin görünen yüzünde bir kahraman görünümünde. Oysa ipler

başkalarının elinde. Düşünün ki Batı, kendi kukla krallarını bile bir millettin

gözünde sevimli kılabiliyor. Ya da bir ulusu yöneten azınlıklar yıllarca

sorunsuz yönetiyorlar.

Yakın zaman olaylarına bir bütün olarak bakıldığında

İslâm dünyasının belli bir kesiminde oluşturulan büyük dalgada kitleler kendi

yönetimlerine sahip olacaklar duygu ve düşüncesi büyük bir heyecan oluşturdu.

Gene batılıların kendi adlandırmaları yani informeleri daha açık ifadeyle

betimleme ve tanımlamalarıyla görünür kıldıkları da batının yapay dalgalarıdır.

Arap Baharı tanımı İslâm coğrafyasının belli bir kesimini içeriyor gibi

görünse de zaman içinde bunun bütün İslâm coğrafyasını kuşatacağı anlamına

geliyor olmalıydı.

Batının maddî beslenme kaynakları insanlığın yararına

olan şeyler değil. Zaten yararlı olanlar insanlığı sınırlıyor. Silâh, ilâç,

gıda, kumar, alkol ve uyuşturucu sektörleri emperyalizmin beslenme ve güçlenme

kaynakları. Yer altı ve yer üstü doğal kaynakları da onların kullanım alanına

giriyor ne yazık ki. Örneğin Afrika da yaşayanlar kaynakların asıl sahibi

değil. Böyle olunca egemenliğin üstünlüğü insanlığın büyük tanrısı ve putu konumunda.

Müslümanlar Batı kaynaklarına yaslandıklarından beri

huzursuz. Huzursuz ama mutlu gibidirler. Demokrasi oyunuyla kendi kendilerini

yönetiyor gibi görünüyorlar. Zaman zaman da kimi taktik değişimler yeni bir

heyecan oluşturuyor. Batının tuzağında ya da ağında çırpınan Müslümanlar

daraldıklarında da gene bu onlardan medet umuyorlar ve yardım dileniyorlar.

Suriye de iki yılı aşkın bir zamandır bir iç savaş var.

Bu savaşta her iki tarafın da ipleri batılıların elinde. Müslümanlar da kendi

aralarında bölünmüş bulunuyorlar. Bunların kimi büyük kurtarıcı emperyalizme

bel bağlıyor. Her gün onlarca insanın katledildiği bu topraklarda kendilerini

kurtaracak olan gene yeryüzü emperyal egemenleri. İkide bir Batılıların neden

yardıma koşmadıklarını, akan kanı durdurmadıkları, neden müdahil olmadıkları

yönünde sitemkâr bir yakarı içinde bulunuyorlar. Ey Batı Suriye de demokrasi

yok. Oluk gibi kan akıyor. Sen orada durmuş seyrediyorsun. Neden bizi

kurtarmaya gelmiyorsun tuhaflığına düşüyor.

Diğer taraftan Batı nın oluşturduğu demokrasi

ayaklanmasında Arap Baharı denen savruluşta büyük kitlelerin Batı sayesinde

hem demokrasi hem şeriat gelecek vehmi az buz bir durum olmadı. Öyle ki kimi

kalem sahipleri bile medyada âdeta şarlatan bir çığırtkanlığa büründüler. Suriye ye

çatır çatır şeriat gelecek. Mısır a geldiği gibi. Bizlerin erken ve farkında

olarak bu büyük oyunda yer almayışı, uyarıcı tutumlarımız küçümsendi. Demokrasi

olgusunun bir put gibi zihinlerde yer alışı, yeni şer i düzene geçişin bir

aşaması gibi görüldü. Hatta bizleri bu uyarılarımız yüzünden üçüncü dünya

ülkesi algısı içinde görmeleri şaşırtıcı bir durumdu. Ne yazık ki Batı,

Müslümanların heyecanını kursaklarında bırakıyor. Mısır örneğinde demokrasi

oyununun bir yüzünün tutmadığı gerçeği. Sen kendi kendini yönetemezsin, seni

ancak ben yönetirim düşüncesinin gerçek uygulaması.

Müslümanlar düşmanlarından medet umar hâldedirler.

Kendilerini kurtaran büyük kurtarıcı olarak bekliyorlar. Ey Batı Suriye ye gel

de bizi kurtar. Mısır da kurtardığın gibi Şimdi Mısır onlar tarafından

kurtarıldı, azınlık demokrasisi ile yönetim sürecine girdi. Eskiden olduğu

gibi. Sadece kuklalar değişti. Hepsi bu.