Güneş, pervane gibi durmadan dönüp duruyor. Özünde
taşıdığı ısı ve ışığı saçacak yer arıyor. İstemeyenlere de vermek için koşuyor.
Bulutlar, uzak diyarlara su taşıyor. Su bulunmazsa gölgelik oluyorlar.
Bahar gelince çekirdekler çiçek olarak bahar bayramına
katılıyor. İnsanların gözünün süsü, burunlarının parfümü olmaya devam ederken
hayvanların gıdası oluyorlar ve nebati hayattan hayvani hayata yükseliyorlar.
Denizler dalgalarla nefes almaya ve hayatiyetini
sürdürürken hayat vermeye devam ediyorlar.
Bağrında milyonlarca canlıyı beslemek için bazen derin
sessizliğe bürünüyor, bazen gökyüzüne çıkacakmış gibi coşuyor.
Irmaklar, denizanalarına kavuşmak için koşarken, ırmak
kenarlarında milyarlarca ağaç ve çiçeği sulayarak, taşları ve kayaları
yalayarak denize kavuşmak içim çırpınıyor.
Yol boyunca, bentlerde ve büğetlerde çocukların eğlencesi
oluyorlar.
Kanımız çalışıyor. Anne ve babamıza karşı hürmetle,
eşimize karşı şehvetle, çocuklarımıza karşı şefkatle coşuyor. Kendimizin en
kılcal damarları aracılığıyla bütün hücrelerimize hayat taşıyor.
Bu kadar çalışanlar arasında çalışmamak, tembellik
yapmak, insandan Allah sevgisinin gitmesine sebep olur. Çünkü Allah çalışan
mü mini sever.
Rabbimiz Kendisinden haber verirken er-Rahman suresinin
29 uncu ayetinde Gökte ve yerde olanların hepsi Allah tan istekte bulunurlar.
O ise her gün ve her an bir başka iştedir buyurur.
Hiç bir şeye ihtiyacı olmayan Allah (c.c.) bile her an
binlerce, trilyonlarca, sayısız işleri idare ediyor. Büruc suresinin 16 ncı
ayetinde Rabbimiz Dilediğini yapan olduğu ifade edilirken Faal kelimesi
kullanılır.
Peki de nerede çalışalım
Kazancı en çok olan işi yapalım.
Dünyanın en zengin insanıyla iş yapmak, bayisi olmak
büyük kazançtır. Ama dünyayı ve içindekileri yaratan Allah la alışveriş
yapmamız öğütlenmekte Tevbe suresinin 111 inci ayetinde.
Canlarımız ve mallarımız Allah yolunda harcarsak
karşılığında Cennet müjdesi verilir.
Arı, çiçekleri bala dönüştürdüğü için insanlar onu son
model tırlarla çiçek dağlarından çiçek ovalarına taşıyıp duruyorlar.
İpek böceği, çağdaş tekstil sanayinin yapamadığını
yaptığından insanlar onu dut yaprağıyla besliyorlar.
Bağrında inci üreten midyelere çağımızın en ileri
ülkeleri özel deniz evleri, villaları kuruverdiler. Yeter ki siz inci üretin
dediler.
İş yapınız. Yaptığınız işi güzel yapınız. Atalarımız,
Çalışanı Allah sever demişler. Fakirlik ayıp değil, çalışmamak ayıp
demişler. Lokma bile çiğnenmeden yutulmaz demişler. Nerde hareket, orada
bereket demişler.
İstanbul da oturan Konyalı bir çiftçi Ya Rabbi, Konya
ovasındaki tarlalarımdan yüz ton buğday isterim. Senin hazinen geniş. İstersen
verirsin. Ver ya Rabbiii diye dua etmez.
Önce Ekim ayından önce tarlasını sürer havalandırır.
Yabani tohumlar biterler. Çiftçi buğday tohumunu saçar ve sürer. Hem buğdayı
toprağa gömer, hem de yabani otları temizlemiş olur. Suyunu, gübresini, ilacını
verir ve Rabbine öyle yalvarır.
Toprağı saksıda gören, Buğday ağacı nasıl olur Diye
soran biri Bu kadar emek çektikten sonra ben niçin Allaha yalvaracakmışım
diyebilir ama bu sözü Fransız çiftçisi dahi söylemez.
Çiftçi bilir ki, Allah dilemezse yağmuru fazla verir
çürütür, hiç yağmur vermez kurutur. Yağmurlar yağmazsa yerin altındaki sular da
çekilir ve sulama sistemleri de fayda vermez.
Veya her şey iyi giderken bir dolu yağar yerle bir eder.
Bir hortum gelir köklerinden söküp atar. Onun için biz, her halimizde her
anımızda Allah a muhtacız. Çalışacağız ve dua edeceğiz.
Granit taşında çalışsak bile saat gibi düzgün ve düzenli,
çiçek gibi güzel, arı gibi ballı, ipek böceği gibi yumuşak iş yapmaya dikkat
edelim.
Yaptığımız işin hedefinde hep Allah ın rızası olsun ve
gözümüzün önünde hep en-Necm suresinin 39 uncu ayeti: İnsana ancak
çalıştığının karşılığı vardır olsun ve bize yol göstersin.