İnsan hayatı dört mevsimden geçer. Çocukluğumuzda hayatı

bir Temmuz sıcağı kadar berrak görür ve güneşi içimizde hissederiz. Hayat

oyunlardan ibarettir oyunlar ise hayallerle kurulur. Hayallerimizin kapısı

sonuna kadar açıktır ve bizler özgürce kurgularız hayatı. Ama bu hep böyle

devam etmez, çocukluk ülkesinden taşınır ve hayatımızın baharına yani gençliğe

adım atarız. Burada her şey başkalaşır, çocuklukta düşlediğimiz hayallerin

gerçekle örtüşeni ve örtüşmeyeninin olduğunu görürüz. Artık düşlerimizi kurarken

daha gerçekçiyizdir.

Bahar bütün haşmetiyle üzerimize doğarken biz yeni

mevsime alışmanın verdiği mahmurluğu yaşarız. Çocuklukta oyunun bir parçası

olan hatalarımız artık kabul edilmez ve dosdoğru bir yol üzerinde yürüyebilmek

için çaba gösteririz. Kimi zaman düşeriz, düşüp de kalkamadığımız günler olur.

Ama gençliğin verdiği güç ve enerji ile her düşmeden sonra yeniden güçlenir ve

devam ederiz.

Ömür yavaş yavaş geçer ve gençlikten orta yaşa doğru

ilerleriz. Ve artık baharın sonu ve sonbaharın ayak sesleri vardır. Yaşamın en

güzel yıllarındayızdır gerçi. Ne yaşlı ne de genç, hayatın tam ortasındayızdır

fakat kulaklarımıza düşen ses kış mevsiminin yaklaştığını gösterir. Bir kaç tel

beyaz vardır saçlarımızda, yüzümüzdeki çizikler derinleşmiştir, diğer taraftan

da çocuklar yavaş yavaş büyümektedir. Hayatımızın mevsimleri hızla geçerken biz

biraz geçmişten biraz de gelecekten enerji toplar ve yolumuza öyle devam

ederiz. Orta yaş zihnimizin en verimli olduğu dönemdir, bildiklerimizi yeniden

harmanlar ve işe yarar hale getiririz. Eskiye göre daha sakin, daha anlayışlı

ve daha tecrübeliyizdir. Bilgelik tarafımız artmıştır, ama diğer taraftan da

yaşlılığın ayak sesleri gittikçe yaklaşmaktadır.

Derken kış mevsimi, yani yaşlılık gelir çatar. Bu herkese

nasip olmaz tabi Kimimiz bir yaz sabahı kimimiz baharın, kimimiz son baharda

göçüp gitmişizdir hayattan. Ama kış mevsimine erişenlerin işi de pek de kolay

değildir. Dökülmüş yapraklar gibi savruluruz Gören gözlerimiz görmez olur,

ayaklarda derman kalmaz, hafıza zayıflamıştır ve çocuklar yuvadan uçup

gitmişlerdir. Hayatın dört mevsimi vardır ama en zoru kış yani yaşlılığın

getirdiği sıkıntılarla başa çıkmaktır. Ama zor da olsa insan kendisi için

taktir edilen bu yolculuğunu bir şekilde tamamlıyor.