Koronavirüs sonrası için yapılan değerlendirmelerde “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” deniliyor.
Doğru ise ne mutlu bizlere!
İktidar sözcülerinin artık kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı ifadelerden özenle kaçındıklarını düşünebiliyor musunuz?
Ya da kucaklayıcı konuşmalar yapmaya başladıklarını ve siyasi rakiplerini hasımları gibi görmemeye çalıştıklarını varsayabiliyor musunuz?
Bundan güzel haber mi olur?
O zaman koronavirüs musibeti çok önemli bir işe imza atmış sayılabilir.
Ama buna hiç ihtimal veremiyoruz.
Yani “hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” iddiasını pek inandırıcı bulmuyoruz.
Korkumuz ve endişemiz “her şeyin eskisi gibi olmaya devam” etmesi riskinden kaynaklanıyor.
Koronavirüs musibeti hiçbir ayrım yapmadan tüm insanlığı tehdit ederken insanların kendi aralarında hâlâ ayrım yapmaları ve birbirlerine düşman gibi bakıyor olmaları aymazlığın en büyüğü değilse nedir?
Evet, koronavirüs musibeti hiç ayrım yapmıyor.
Ve tüm insanlığa, “Haddinizi çok aştınız, boyunuzdan büyük işlere kalkıştınız, biran evvel toparlanıp hizaya gelmezseniz sizleri çok kötü bir akıbet bekliyor” diyor.
İnsanoğlu ortaya çıkan bu tabloya ibret nazarı ile bakarak gerekli dersleri çıkaracak yerde hâlâ birbiriyle uğraşmayı sürdürüyor.
Sen-ben kavgası bir türlü aşılamıyor.
Oysa pek çoğumuz günlerdir evlerimize mahkûmuz.
Kısa bir tarihte eski günlere dönebilecek gibi görünmüyoruz.
Yani dünya ilgili hesaplarımızı gözden geçirmek için bolca vaktimiz var.
Dünya hırsının iyi bir şey olmadığını görmenin ve ona göre adım atmanın tam zamanı olsa gerek.
Korkarız ki çoğumuz bu gerçeğin farkında bile değiliz.
Onun için, “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” türünden laflara fazlaca itibar edemiyoruz.
Her şeyin eskisi gibi olacağını ve sen-ben kavgasının tüm hızıyla devam edip gideceğine inanıyoruz.
En samimi temennimiz “yanılıyor” olmamız.
İnşallah yanılıyoruzdur ve inşallah hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Çünkü bu değerlendirme doğru ise “yaşadık” demektir.