Kadıköy’deki 2-0’lık avantajın ardından Avusturya deplasmanına çıkmak kağıt üzerinde konforlu görünse de, Avrupa futbolunun çetin gerçekleri her an sürprizlere gebedir. Ancak Fenerbahçe, Sturm Graz karşısında 1-0’lık net ve olgun bir galibiyet alarak adını Play-off turuna yazdırırken, sahada sadece skor üretmedi; aynı zamanda ne yaptığını çok iyi bilen, oyunun temposunu elinde tutan büyük takım karakterini sergiledi. Bu tur atlama hikayesi, rakibin direncini kıran soğukkanlılıktan öte, kulübedeki doğru aklın ve doğru vizyonun açık bir tescilidir.
Sezon başı planlamalarında ve teknik adam tercihlerinde hep süslü isimler, parıltılı biyografiler aranır. Oysa futbolun mutfağı şov kabul etmez; emek, hırs ve aidiyet ister. İşte tam bu noktada İsmail Kartal’ın bu takım için ne kadar doğru bir tercih olduğu her geçen maçta daha net anlaşılıyor. Kartal, göreve geldiği ilk günden itibaren gürültü çıkarmadan, camiayı ve oyuncu grubunu ortak bir hedef etrafında birleştirmeyi başardı. Sahada ego çatışmalarına yer vermeyen, formayı hak edene adaletle dağıtan ve takımdaşlık duygusunu zirveye çıkaran bir liderlik portresi çiziyor.
Sturm Graz deplasmanında izlediğimiz Fenerbahçe, İsmail Kartal’ın taktiksel olgunluğunun birebir yansımasıydı. Rakibin ilk dakikalarda kurmak istediği ön alan baskısını sakin geçişlerle kıran, savunma mesafesini koruyan ve maçı adeta bir satranç ustası titizliğiyle yöneten bir sarı-lacivertli ekip vardı sahada. Kartal’ın maç öncesi dersini ne kadar iyi çalıştığı, rakibin güçlü yönlerini nasıl felç ettiği ve hücum geçişlerinde nerede bitirici darbeyi vuracağını oyuncularına nasıl ezberlettiği 90 dakika boyunca gözler önüne serildi. İlk maçtaki iki farklı üstünlüğe rağmen takımı asla rehavete sokmayan, disiplini bir an olsun elden bıraktırmayan bu ciddiyet, büyük hedeflere koşan takımların en temel harcıdır.
İsmail Kartal, Fenerbahçe’nin genetiğini, tribünlerin beklentisini ve bu formanın ağırlığını çok iyi bilen bir isim. Dışarıdaki yaygaralara kulaklarını tıkayarak sadece sahaya odaklanması, takımı da dış etkenlerden koruyan sağlam bir kalkan oluşturuyor. Sturm Graz karşısında alınan iki maçlık temiz galibiyetler silsilesi, Play-off öncesi sadece moral değil, aynı zamanda Avrupa arenasında özgüven kazanmış bir takım mekanizması oluşturdu.
Şampiyonlar Ligi müziğini Kadıköy’de yeniden düzenli olarak dinlemek istiyorsak, ihtiyacımız olan şey tam olarak bu: Taktiksel sadakat, oyuna saygı ve kulübede kulübün öz evladı olan doğru adam. İsmail Kartal, gösterişsiz ama son derece etkili futboluyla Fenerbahçe’yi ait olduğu devler liginin kapısına kadar getirdi. Şimdi sırada o son engeli de aynı kararlılıkla aşmak var.