Avrupa kupalarında deplasman maçları hiçbir zaman kolay geçmez; hele ki fiziki teması seven, taktiksel disiplinden ödün vermeyen Çekya takımlarına karşı oynuyorsanız. Beşiktaş’ın Hradec Kralove deplasmanında aldığı 1-0’lık galibiyet, tam da böyle çetin bir atmosferde oynanması gerektiği gibi oynanmış, soğukkanlı ve pragmatik bir zafer oldu. Siyah-beyazlılar sahaya sadece tur avantajını almak için değil, oyun olgunluğunu kabul ettirmek için çıktı ve istediğini alarak İstanbul’a son derece değerli bir skorla döndü.

Maçın ve gecenin şüphesiz en parlak manşeti, galibiyeti getiren tek golün altında imzası bulunan Semih Kılıçsoy’du. Ceza sahası içindeki o kararlı duruşu, rakip stoperlerin baskısına rağmen pozisyonu koklayıp ağları havalandırdığı an, skoru değiştirmekten çok daha fazlasını anlatıyordu. Semih’in attığı bu gol, anlık bir yetenek parlamasından ziyade, sistemli bir gelişimin ve biriken tecrübenin sahaya yansımasıydı.

Bu performansın arkasındaki en kritik faktör ise Semih’in geçtiğimiz sezon Serie A ekiplerinden Cagliari’de geçirdiği kiralık dönem. İtalya futbolunun o sert, taktiksel disiplini yüksek ve savunmacıların acımasız olduğu iklimi, genç oyuncuya inanılmaz bir olgunluk katmış. Çekya temsilcisi karşısında izlediğimiz Semih; ikili mücadelelerde ayakta kalan, topsuz alanda doğru alanlara sarkan ve karar verme mekanizmasını hızlandırmış bir profile dönüşmüş. Cagliari macerası, onun oyunundaki hamlıkları temizlemiş ve geriye tamamen işlenmiş bir elmas bırakmış.