“Bir selam göndersen gitmem yaralı
Umurumda değil dünyanın malı (…)
Kârım efkârım, zarım efkârım” (Türkü sözü)
Oturdukları yerden kendilerince birtakım çıkarım yapıp güya daha iyisi olabilirdi diye birtakım triplere girenlerden tut da çoktan heybesini doldurmuş, zihnini-gönlünü çoktan iktidara vermiş kimselere baktığında seni yirmi yıldır dövdükleri ne varsa onlarla dövmeye, korkutmaya devam ettiklerini ve bunun için gönüllü çalıştıklarını görüyorsun. Böylesi tipleri sal gitsin. Arkadaşlar dediğin kimi tiplerin sözde ideolojik bakış açısı ile baktıklarını ifade edip kör bir saplantı ile seni kritik ettiklerini de biliyorum, bırak etsinler. Onların da biletini ver, gitsinler. Unutma! Onlar hiç vazgeçmediler. 74’te neyi bahane edip neyle suçladılar ise bugün de değişen bir şey yok. Sadece değişen isimler ve jenerasyonlar. Üstelik, bugünkü iktidarın yaptığı da yeni değil. Şimdi şöyle zihnini bir topladığında söyledikleri yalanların, iftiraların yeni olmadığını, ta 2000’lerden başlayarak bugüne kadar geldiklerini hatırlayacaksın. Bunları tek tek yazıp, üzüntülerimizi yenilemeyeceğim. (Ben iki büklümü-bunamışı hatırlatayım, sen zaten hatırlayacaksın.) Bugün kime methiye düzüyorlarsa geçmişte onlara da tonla hakaret edildiğini de unutma!
Hatta kısa bir arşiv taraması yaptığında, kendi kişisel geçmişini incelediğinde yakın çevrende de bu tarz ifadelere muhatap olduğunu fark edeceksin. Bak iki şey değişmedi: Erbakan Hoca’nın duruşu ve tavrı, bir de Saadet Partisi’nin duruşu ve tavrı. Çünkü ikisi de aynı çizgi üzerinde hep doğruyu yaparak hareket ettiler. Geçmişten günümüze bir çizgi çektiğinde, çizginin bir milim bile dışına taşmayan, hakikatten vazgeçmeyen ve bu ülkeye, bu ülke insanına hep bedel ödeyerek iyiyi, güzeli taşıyan bu siyaset aklının hep aynı saldırılara muhatap olduğunu göreceksin. Onun için göğsünü gere gere Saadet Partili olmaya devam et, Millî Görüş Saadet’siz olmaz. Saadet’siz Millî Görüş var diyenlere de itibar etme çünkü kuşun canlısı burada, başka yerde yok. Boya badanaya aldanırsan üstüne sadece dünyanın boyasından bir boya dökülür, hepsi o kadar.
Hakikat yolcusunun temel dertleri bellidir. Onun için kendine uyduruk dertler edinmiş, güya dertliymiş süsü veren neyin eskisi, tembeli, yozlaşmışı, popülerleşmişi varsa onlara da itibar etme! Gayreti olmayanın vefası, sadakati ve itaati, haliyle omurgası dolayısı ile muteberlikleri de yoktur. Temel erdemlerden noksan olanların da elde edeceği bir şey yoktur. Bütün olumsuz söylemlere, algılara önce sen dur de ki, bütün bu propagandalar etrafındakilere tesir etmesin. Troll ağzı ile konuşanlara, sabahtan akşama kadar yalan dinleyip sonra da dinlediklerini hak belleyenlere itibar etme ve yakın uzak fark etmez, yol ver gitsinler. Çünkü onların tedavisi mümkün değildir. Onların iyiliğe, güzelliğe, adalete, hak ve hukuka alerjileri vardır. Sen iyiyi, güzeli, doğruyu, adaleti üstün tut ve gayret et. Çünkü rahmet zahmete tabidir. Zor ve sancılı olan şeylerin sonunda hep güzellikler gelir. Hiçbir şey gelmezse bir umut gelir. Senin gözüne fer, ayağına derman gelir. Bütün kara propagandalara kulaklarını tıka ve yola devam et. Yolun sonu selamet, her şeye ve herkese rağmen diren kardeşim! Hoşça bakın zatınıza…
DEGİNİLER
Size, NE OLUYOR?
Dostoyevski, Yeraltından Notlar’da ne güzel demiş; “Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa, kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem.” Ne kadar da isabetli bir özet. Boyun eğmek ne kötü! Hele ki iddiası dünyadan büyük olanlar için. Yazık! Merak ediyorum, siz hangi kamuoyuna açıklama yapıyorsunuz? Böyle bir zarureti neden hissediyorsunuz? Neden endişe ediyorsunuz? Sizi korkutan ne? Siz, MİLKO değil misiniz? Açıklayın da bilelim. Unutmayın ama, Saadet’i kaybetmek hiçbir şeyi kaybetmeye benzemez. Ucuza gitmek ne kötü. Zaman.
Selam Olsun
Hiçbir kem söze aldırmadan, varlık-yokluk aramadan aşkla şevkle daha güzel bir yarın için çalışanlara… İnsanının refahını, geleceğini kendi ihtiyaçlarının önüne koyarak bilâ-bedel koşturan isimsiz güzel insanlara… Hiç kimse görmese de onların samimi gayreti, içtenlikleri ve tavizsizlikleri ile engel tanımayanlara… Alay edenlerin alay etmesine, hakaret edenlerin hakaretine itibar etmeden, ben buradayım diyenlere… Süslü söylevlerle değil, gönül gönüle aşk ile sokakları arşınlayanlara, kapı kapı dolaşanlara… Kirsiz, alnı açık ve hesap vermekten korkmayanlara… Bütün iyiliği-güzelliği ve adaleti arzulayanlara selam olsun!