Komedyen Şahan değil,
Zapsu bu. Başbakanın başdanışmanı. Erdoğan ın A takımının beyni. Özal ın da prenslerinden çok daha büyük işler becerebilme yetkisi ile donanımlı(!). AKP milletvekillerinin, hatta bakanlarının Başbakanla görüşememe sıkıntısını hiç yaşamayan Başbakanın akıl hocası Korkut Özal ın sağ kolu, Zapsu Erdoğan ile Yahudi lobisi arasında irtibatı kuran, dünyada tanımadığı bulunmayan efsane isim, Zapsu. Para işinde bir sihirbaz; fındık ticaretinde simge olan Zapsu
Günlerdir medyaya konu sıkıntısı çektirmeyen, yine Zapsu ailesinden... Cüneyt Zapsu nun eşi Beyza Hanım, basına terapi gibi gelen tarikat fotoğrafının ön sırasında tam ortada; bir fotoğrafçının özellikle istediği en ideal yerde Beyza Hanım Hani arka sıralarda pek çok başı açık hatun kişi var ama Bayan Zapsu gibi bir karizma, ön sırada fotoğrafın en önemli yerinde duruyor. Eşinin ise bu iki yıllık Cuma namazı seanslarından haberi bile yok(!).
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça envai çeşit mizansenler, arayanlar tarafından bulunacaktır. "Amerikan İslâmı", "Protestan Müslümanlık", "Kilise Camii", "Atatürkçü Müslüman"; AKP ye sanılanın aksine eksi değil, artı puan getirecektir. Olay fotoğrafın kritiğini C. Zapsu, Ertuğrul Özkök ve Fatih Altaylı ile yapıyor. Ya istifa, ya boşanma şıklarını konuşuyor. Bu iki köşe yazarı gelişmelerden memnundur. AKP nin bakalım bu imtihanı nasıl vereceğini, izleyeceklerini bildirip; "Üzülme Başbakan ılımlıdır" diye teselli ederler Zapsu yu.
Gerçekten yanılmıyorlar. Başbakanın derdi, Milli Görüşçülerin bu olayla; oy kırılması yaşayacakları değildir. Onlar zaten çantada kekliktir. Zapsu yu teskin eder:
"Takma kafana, olur böyle şeyler."
Böylece AKP, Deniz Baykal ın da mirasına sahip çıkıyor. CHP nin elinden ustaca "Atatürkçü İslâm ı" kapıveriyor. Herkes "1928 Dini Islah Beyannamesini" tekrar hatırlıyor. Mabetlere sıralar, elbiselikler konulmak istenmiş, Camilere ayakkabılarla girilmesi öngörülmüş, namaz esnasında ibadet lisanının Türkçe olması arzu edilmiş, mabetlere mûsıkî aletlerinin kabulü tahayyül edilmiştir, ama tüm bunlar gerçekleşmemiştir. Aydıncıklar ise son yıllarda iyice tedirgindir; Camilere girip oturup hutbe dinlemek pantolonlarının ütüsünü bozuyordur. Bu yüzden kiliselerde dua ihtiyaçlarını karşılarken, dindar Hıristiyanlara yer bırakmayarak onların dışarıda kalmalarına sebep olmaktadırlar.
Halk mı Yoksulların sahip çıktığı dinin deforme edilmesi kimin umurunda. Medya bayram yapıyor. Atatürkçü, laik, Amerikan Kolejli sosyete tarikatlarını hayran hayran izliyor Ali Kırca Resmi ideoloji kan kaybetmiyor. Savcılar göreve çağrılmıyor. Kadın erkek karışık, halktan kopuk Cuma namazı kılanlar başarılarından ötürü ekranlarda kutsanıyor. "Kilise İslâmı" için yapılan her çaba medya tarafından büyük itibar görüyor. Sanki özellikle bu olayın tezgâhlandığı akıllarda soru işareti bırakıyor. "Palandöken Dağında çarşaflı kayakçılar" diye haber yapan erkek gazeteciler; çarşaf giyip haberi görüntüleyip yazacak kadar mahirken...
Lâik tarikatın ne karışık namazı, ne de başı açıklığı kafama takılıyor. Grup Subaşı Camii nin arkasında ayrı bir cemaat olarak; küçümsedikleri halktan uzak namazlarını kendi başlarına kılıyorlar. Halktan kaçışları kimsenin dikkatini çekmiyor. Zengin ve Amerikan Kolejlerinde eğitim gören ayrıcalıklı sınıf, bir vebalı gibi gördükleri yoksul halk çocukları ile aynı saflarda buluşmak istemiyorlar. Mezarlıklarını, konutlarını ayırdıkları gibi Allah ın huzurunda da biz onlardan ayrıyız demekteler. Barış ve esenlik, eşitlik medeniyeti İslam ın işte o en önemli esprisini de ihlal ediyorlar. Namazın birleştiriciliğini inkâr ediyorlar. Zenginle yoksulu, siyahla beyazı omuz omuza birleştiren namazın özdeşliğini dinamitliyorlar. Medya bu bölücülüğün farkına bile varmıyor.
Kısacası, Baltacıoğlu ve Çerman ın izcileri yeni senaryolar peşinde
Düşleri hayırlı olmasın! Çünkü şer düşler hayırlı olmaz