Google amcaya sormak için, “Demokrasinin beşiği” yazdım, amca anladı beni ve “Demokrasinin beşiği İngiltere” yazısı karşıma çıktı.
Meğer bu demokrasi 1215 yılında İngiltere’de doğmuş.
Demokrasi, tam 805 yaşında imiş.
03.10.2020 tarihli internet Hürriyet gazetesinden bir haber:
“İngiltere’de sabıka kaydı olmayan eğitimci Nathaniel James (33), 11 yaşından beri polis tarafından 300 kez durdurulup arandığını belirtti. Olayı makbuzlarla ispat eden James'in annesi ise duruma isyan etti.”
Haberde polis tarafından 300 defa durdurulan ve aranan adamın fotoğrafı da var.
Adam beyaz değil. Fakat uzun zamandır ailesi İngiltere’de yaşıyor ki, tam zenci de değil biraz açık zenci, saçları kıvırcık

Barak Obama, seçildiğinin ayında televizyonlarda bir haber izlemiştik.
Akşam üzeri zengin bir semtte villa tipli bir eve polisler baskın yapıp içerde yaşayan elli yaşlarında bir zenciyi hırsız diye karakola götürürlerken adam, “Beni evimden götürüyorsunuz” itirazına kulak asmadılar ve geceyi karakolda geçirdikten sonra zenci profesörü, savcılık serbest bırakmıştı.
Her sene birkaç tane haber duyarız: “Kırk yıl hapiste yattıktan sonra suçsuz olduğu anlaşıldı ve serbest bırakıldı. Yetmiş üç yıl yattıktan sonra suçsuzluğu anlaşıldı…” Bu türden çok haber duyduk ve hepsinde de yanlışlıkla yatanlar zencilerdirler.

Amerikan film sektöründe katil, hırsız, soyguncu, uyuşturucu satıcısı gibi rollerde yüzde doksan zenci olanlar gösterilir.
Ama İngiltere’de, seçimle gelen hükümet krallık sarayı tarafından imzalanmadan göreve başlayamazmış.
Halk Partisi’nin içinden çıkan bir gurup, ülkeye demokrasiyi getirmek için parti kurmuşlar ve adına da Demokrat Parti demişler.

On yıl sonra kendisini daha demokrat olarak görenler tarafından parti ileri gelenlerini idam ettiler.
“Demokrasiyi biz getireceğiz” diye ortaya çıkan Demirel, yedi defa tahtından, demokrasi adına indirilmiş, hakiki demokrat Ecevit gelmiş.
Öz demokrat olan generaller, demokrasiyi biz getiririz demişler.
28 Şubat generalleri öz be öz demokrasiyi getirmek için harekete geçmişler ve Ecevit’i denemişler, Mesut Yılmaz’ı denemişler.

Hâlâ gelmemiş olacak ki muhalefet, öz be öz hakiki demokrasiyi ancak kendilerinin getireceğini söylüyor.
Söylemekle kalmıyorlar, partiyi kurarken demokrasiye sahip olacaklarını yazılı hale getiriyorlar ve demokrasinin koruyucularından biri olan İçişleri Bakanlığı’na parti kurulum müracaatında bulunuyorlar.
İlacın tanıtım kartında ne yazarsa yazsın uygulanması önemli.
Evinizde olan herhangi bir ilacın içeriğini anlatan yazıyı ben anlayamıyorum ama anlayanlara bir okutursanız saç dökülmesinden tırnak mantarına kadar her şeye deva olduğunu yazıyor.
Yazılana bakma, sana çare oluyor mu ona bak.
805 yıldır rayına oturmadığı gibi 33 yaşına kadar hiçbir olayı olmayan bir zenciyi 300 defa rahatsız edecek eğitimi vermiş bu yaşlı demokrasi.

Sevgili Peygamberimiz:
“Size kafası kuru üzüm gibi siyah bir Habeşli köle bile yönetici olsa (Allah’ın kitabına göre hükmettiği müddetçe) onu dinleyiniz ve itaat ediniz” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Ahkam, bab 4, Buhari, Sahih, Salat’ül-cemaati, bab 26).
Hadisteki “bile” ifadesi, cahiliye döneminde zencilere deve kadar bile değer vermeyenleri uyarmak içindir.
Cahiliye kalıntıları kolay kolay insanı bırakmaz:

“Ma’rur bin Süveyd anlatıyor: Ebu Zerr’inil Ğıfari’yi gördüm, üzerinde çok güzel bir elbise vardı. Aynı elbiseden hizmetindeki adamın üzerinde de vardı. ‘Neden böyle olduğunu’ sorduğumda Ebu Zerr: Ben birine (Bilal’i Habeşi’ye) hakaret etmiştim. O da beni Allah’ın elçisine şikâyet etti. Allah’ın elçisi bana, ‘Sen, onu annesi (nin siyah olmasıyla mı) ayıpladın? Şunu iyi bilin ki, hizmetinizde olanlar sizin kardeşlerinizdirler. Kimin hizmetinde bir kardeşi olursa ona yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, gücünün yetmediği işi ona yüklemeyiniz, eğer yüklerseniz siz de ona yardım ediniz’ dedi” (Buhari, K. Itk, bab, el abidü ihvanüküm no 15).

“Allah’ın kitabı, Resulünün sünneti bize yeterlidir” demek yeterli değildir.
Reçetede yazılanları, doktorun tavsiyesine uygun olarak uygulamadıktan sonra ilacın masada, rafta, çantada, buzdolabında ve yüksek bir yerde durmasında veya reçeteyi okuyup yaraya üflenmesinde fayda yoktur.

İslami eğitime ağırlık vermezsek kurtuluşumuz mümkin değildir.
Adalet terazisi doğru olduğu gibi, başında duranın da doğru olması şarttır.