Halk arasında akli dengesini kaybetmiş kişiler deli olarak tanımlanır. Mahalleli bu kişileri evin çocuğu gibi sahiplenir ve ihtiyaçlarını hiç yüksünmeden karşılarlar. Aklı melekesi yerinde teşhisi konan nice sapık, hırsız, dolandırıcı ve psikopatlara karşı önlem alan ve mahalliyi bu kişilerin ektiği kirden temizlemeye çalışan insanlar, deliye merhametle yaklaşır ve onu doyurur, giydirir ve kalplerine misafir ederler. Mahalle halkı kötülükten, dünyevi ihtiraslardan ve yersiz çatışmalardan uzak olan delileri sahiplendikleri gibi deliliği de sahiplenir ve bu sıfatla anılmaktan rahatsızlık duymazlar. Zira deli olduğu gibidir, kimseye nefretle bakmaz, kimsenin ekmeğine, aşına göz dikmez. İnsanlara bilinçli olarak zarar vermez, kötülük yapma özelliği yoktur delinin, onun bütün derdi ihtiyaçlarını asgari düzeyde karşılayabilmektir.
Deli genellikle duvar diplerinde, cami avlularında ya da cadde boylarında konaklar. Aç kalmaktan, şiddete maruz kalmaktan korkar o yüzden insanların yoğun olduğu mekânları seçer. Rızık peşinde koşar ama yarınlara dair kaygıları yoktur ve halinden şikâyet etmez. Deli maske takmaz, olduğu gibidir ve kolay mutlu olur, kolay ikna olur ve küçük kırıntılarla mutluluğa ulaşabilir. Rabbim insanların kalplerinde bu kişiye karşı bir merhamet hissi uyandırır ve o merhametin ekmeğini yiyerek hayatını sürdürür.
Deli dünyaya itibar etmeyen ve yarınların kaygılarını taşımayan kişidir ki, o bu yönüyle kuru ekmekle iktifa eden velilere benzetilmiştir. Bilindiği üzere veliler dünya mülkünü itip, zenginliği iç dünyalarında ararlar ve nefislerini terbiye etmeye çalışırlar. Deli ise dünya ile bir bağ kurmamış, gösterişli hayatlara, lüks mekânlara, son model araçlara hiç meyletmemiş, duru bir su gibi yüzünü hep toprağa çevirmiştir. Sıradan bir insanın sahip olduğu şartlardan mahrum olan deli, topluma kirlenmemiş duyguları ile katılmış ve kendisini bir merhamet ağacının altında bulmuştur.
Deli dünyaya hiç meyletmemiş, gösterişli hayatlar peşinde sürüklenmemiştir. Maddi çıkar için kimseye boyun eğmemiş, itibarını zedeleyecek tavır içinde olmamıştır. O dünyayı ihtiyacı kadar tanımış ve yarınların kaygısını taşımamıştır. Gönül kırmamış, dedikodunun, fitne ve fesadın içinde yer almamış, kibre bulaşmamış ve safiyetini olduğu gibi korumuştur.
Delinin ihtirasları yoktur, insanların önüne geçmeye çalışmaz, bahşedilene rıza gösterir ve olanla iktifa eder. Kalp kırmaz, kul hakkı yemez, insanların ekmeğine göz dikmez, dünyayı gözünde büyütüp kötülüğe meyletmez. O sadece kendisiyle meşguldür, anı yaşar… Yolu uzatmaz, hedefine kısa yoldan ulaşmaya çalışır. Aç ise ekmek ister, susamışsa su ister, yorgunsa duvara yaslanır, tanıdık bir sima ile karşılaşmışsa selamlaşır ve mahallede hemen herkesin ilgi odağı olur. Deli kıyıda akan küçük bir su arkı gibidir varlığı sadece duyarlı insanlar tarafından hissedilir ve onların gölgesine çekilir.