Değişen ve dönüşen hayatlarda yeni şeylerle karşılaşıldığında şaşkınlıklar yaşanır. Teknoloji çeşitli dönemlerde parça parça hayata girdiğinden yeni dönemler oluşur. Bunların karşısında yaşananlar bir şok etkisi uyandırır. Döneme ve olanlara uymak, alışmak zaman ister.

Medya, insanın hayatına dönem dönem, perde perde değişik hâllerle giriyor. Bizim şahsi deyimimizle “Medya ve Reklâm Yüzyılı” içinde bulunuyoruz. Bu dönemlerin şaşkınlıkları, çarpılmaları, hayatı hem daha çok hızlandırdı, hem de insanların dengesini bozdu. Kaos ve karmaşa zihni karışıklıklara neden oldu.

Geçmiş zamanlarda, dedikodular, bulunulan çevrelerle sınırlıydı. İnsanlar arasında yalan yanlış haber taşıyanlar, ortamı bulandıranlar Sevgili Efendimiz tarafından uyarılır: Bu, “insan etini yeme” olarak tanımlanır. Yanlış bilgi ve haberler sağlıklı olmayınca başkalarının haklarına girilmiş olur. Bu da bir kul hakkıdır ki en ağır haklardan biridir.

İletişim ağlarının genişlemesi, haber akışının anlık, dünyanın bir ucundan diğer ucuna ulaşımı, bilgilerin sağlıklı olup almadığına bakılmaksızın akışı büsbütün ortamı karmaşaya dönüştürdü. Reklâm, salt tanıtım ve pazarlama alanı değildir. Üretilenin sağlıklı, nitelikli, haklı olup olmadığı bir yana insanı yanıltıcı olduğu bir gerçek. Para ve güç, gösterim ve yanılsatıcılık ağır basar. Gündelik hayatlar da bunun üzerine kurgulanır. Rekabet niteliğin toplum tarafından keşfinden çok kurumların kendilerini reklâm ile abartmalara dayanır daha çok.

Diji alanın oluşumu hayatı büsbütün karmaşık hâle getirdi. Birinin, bir kurum ve çevrenin uydurduğu bir yalan bir anda yayılır ve bunun önüne geçilemez olur. Yalanların kurgulandığı, insanların haklarına girildiği, çok kimsenin bir anda mazlum hâle getirildiği bir gerçek. Böyle olunca doğru ile yanlışlar, yalanlar, iftiralar birbirine karışır. Bunu daha çok siyasal çekişme rekabetlerinde görürüz. Yalan uydurma merkezleri bile oluşur. Yakın zamanda gene yabancı bir kavram olan “trol” olarak nitelendirilir. Paralı haber uydurma, iftirada bulunma merkezleridir bunlar. Para ve güç beslenme alanları.

İş yapmayan, eylemde bulunmayanlar için bu tür dedikodular bir işe dönüşür. Bu, giderek gerçek olmadığı hâlde daha gerçekmiş gibi algılanır. İnsanlar günlerce ve hatta aylarca bunlarla avunur ve oyalanır. Zamanlarını boşluklarla doldurur, hiçbir yararı olmayan bir hayat içinde savrulmalar olur.

Kimi olaylar fazlasıyla abartılır, kimi durumlar hak etmediği hâlde öne çıkarılır. Sonuçlarının ne olacağı kestirilmeden, bir başka amaca, amaçlara hizmet edilir. Geçen zaman içinde yapılanların tamamen absürt olduğu bilinir. Ancak bu bilinme bir bilinç oluşturmak yerine unutulur. Üzerinden çok geçmeden benzer tuzaklar, oyunlar oynanır ve oyalanılır.

Bir insanın boş bir sözü günlerce tartışma konusu olur. O kişi kendi gündemini oluşturur. İnsanlar da onun o yaptıklarının etrafında zamanlarını yitirirler.

Düşünce üretmek, iş yapmak, sürekli eylem hâlinde bulunmak kimsenin aklına gelmez böyle bir sorumluluk da üstlenmez.

Zaman çok kıymetlidir. Su gibi akıp gidiyor. Boş işlerle avunanlar bir iz bırakmadan ömür tüketirler. Geriye bir şey bırakmadan çekip giderler.

Kul olma bilincinde olmak önemli. Çünkü bu bilinç insana sorumluluklar yükler. Yapacaklarının ne anlam taşıdığının farkında olur. İşlerini de ona göre daha iyi olsun diye yapar.

Üreten eylem hâlindedir. Yapıp ettikleri sadece kendisini etkilemez çevresini de etkiler. Verimli olmak insanlığa katkı sağlar.

Herkesin yakındığı üretimsizlik. İş yapılmaz ise kim ne yapsın ne üretsin? Başkalarından beklemek işin kolayı.

Yalan imparatorlukları kurulur, dünya da bunların etrafında döner. Zulüm ve haram üzerine…