Virüs korkusu, işsizlik, işten çıkarılma, geçimsizlik, boşanma, servetini kaybetme, uyuşturucu, uyarıcı, ayyaşlık, şiddet, hastalanma, aşılanma, GDO’lu gıdalar korkularıyla müptela değil miyiz? “Beka”, “bölünme”, “ölüm”, “kardeş kavgası” mahkemeye, polise gitmekten korkuyoruz. Bencillik ile israf, haset ve düşmanlık doğurur.

Sefahat ile sefalet arasında uçurumlar var. Sokakta geceleyen binlerce gariban. Asgari ücretle geçime mahkûm yüzbinler... İş arayanlar, işini kaybetmekten korkanlar, iflaslar...

“Belde”/şehir İstanbul değil sadece. Evimiz, mahallemiz, ülkemiz, dünyamız İstanbul gibi... Huzur yok, güven yok, refah yok... Çünkü şükür yok, şükreden az... Adalet yok.

Korkunun makbulü Allah-u Teala’dan korkmaktır (haramlara düşmekten, emirleri yerine getirememekten). “İnsanlardan değil, ‘ben’den korkun” buyuruyor Rabbimiz. Ve “O’ndan (C.C.) korkan, hiçbir şeyden, kimseden korkmaz.” O (C.C.) dilemeden, izin vermeden kim kime ne yarar, ne zarar verebilir? Esasen öteki korkular, Rabbimizden hakkıyla korkmadığımızdan bize musallat oluyor.

Saadet İstanbul Teşkilatı’nın sokakta yaşayanlarla ilgili bir raporuna göre 6-8 bin kişi evsiz, sokakta yaşıyor. Bunların %30’u göçmen-yabancı, %70’i de Doğu ve Güneydoğu illerimizden... Bu rakam Moskova’da 25 bin, New York’ta 65 bin. Ülkemizde toplam 70 bin-100 bin arasında. ABD’de toplam evsiz sayısı 550 bin. Gerek İstanbul Valiliği’mizin gerekse belediyelerimizin, STK’larımızın hizmet ve çalışmaları var. Yeterli olduğu söylenemez. Yeterli, donanımlı evler kurulmalı. “Bir insanı kurtarmak, tüm insanları kurtarmak gibidir.” Saadet Partisi Fatih Gençlik Teşkilatı’nın da Fatih’te bu hizmeti biliniyor. Bu hizmetlerin yaygınlaştırılması, düzenli ve devamlı olması büyük ihtiyaç değil mi?

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Bayburt’ta “Dilendirmezler Cemiyeti” kurulmuş. Sultanbeyli’deki HAKEV (H.Ş.E.V) 5-6 yıldan beri günde ortalama bin kişiye yemek hizmeti veriyor. Bu hizmetin il çapında yaygınlaştırılması dileğimizdir. Beyoğlu’nda bir cami imamı, çevredeki gariban/muhtaçların birçok ihtiyacını sağlamaya çalışıyormuş.

Kazanmamıza da, harcamamıza da. Meşru yollardan kazanıp, meşru yollara harcamak... Cimrilikten de israftan da kaçınmak. İkisi de “haram”.

Kapitalist anlayıştaki gibi “para benim; istediğim yere harcarım” diyemeyiz. Biz insanız, Müslüman’ız. Birbirimizin “kurdu” olamayız. Zekâtla, sadakalarla paylaşmalıyız, dayanışmalıyız.

    “Mal sahibi mülk sahibi; hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan” (Y. Emre).

-Kurt çoban, çoban kurt olmuş. Çoban kurtlarla korkutup, koyunları yemekte.

-Seninki senin, benimki benim; “şeriattır”. Seninki senin, benimki de senin; tarikattır. “Ne seninki senin, ne de benimki benim; hepsi Allah’ındır, hakikattir” (N.F.K.).

-”1 kişiye 10 pul, 10 kişiye 1 pul. Kurt yapmaz bu taksimi, kuzulara şah olsa...” (N.F.K.).

Sosyalizm de liberal-kapitalizm de ekonomik sorunları adaletli çözemiyor. Çözemedi. İnsan fıtratına uygun değiller. İkisinde de zulüm var. İkisi de materyalist. Ahiret ahlâk hesap yok. Liberalizmde hırsı, israfı, bencilliği, doyumsuzluğu, sömürüyü kim, nasıl durdurabilir?! Bir değer olarak “mal” nasıl korunacak? Faizsiz temiz kazançla, infakla (paylaşmakla/dayanışmakla) israf etmeksizin, emekle, sosyal adaletle ancak korunabilir. Biriktirerek, pis kazançlarla, faizle mal korunamaz.

İLGİLİ AYET-İ KERİME VE HADİS-İ ŞERİFLER:

Bakara/219’da: “İhtiyacımızdan fazlasının infakı tavsiye ediliyor.” Ulemanın çoğunluğuna göre zekât kısmı farz (yoksulun hakkı), fazlası da menduptur. Ebu Zer Ğıfari’ye (R.A.) göre de fazlalığın tümü infak edilmelidir.

Bakara/195’te: “Mallarını Allah yolunda harcamaktan kaçınmak, kendisini tehlikeye atmak” olarak yorumlanmıştır.

Bakara/245’te: “Faizsiz ödünç vermek tavsiye” edilmiş, bunun karşılığında kat kat fazlasıyla arttırılacağı bildirilmiştir.

Bakara/268’de: “Şeytanın insana cimriliği emrettiği (yoksul düşebilirsin vesvesesiyle) zekât ve sadakalardan caydırmaya çalıştığı” uyarısı yapılır.

Bakara/272’de: “Hayır olarak harcadıklarımızın karşılığının fazlasıyla ödeneceği” bildirilir.

Bakara/275’te: “Alışveriş helal, faiz haram” kılınmıştır.