2014 yılında yapılacak mahalli seçimlerde, İstanbul’dan AKP ve CHP’den hangi isimler aday gösterilecek.

Kadir Topbaş… Mustafa Sarıgül… (mü acaba )

Şu kadarını söylemek istiyorum; Bu iş tam anlamıyla denge’ oyununa dönüştü.

Her iki partinin karar vericileri karşı tarafın’ vereceği karara dikmiş gözünü…

n CHP, Mustafa Sarıgül dışında bir aday göstermeye karar verirse, AKP muhtemelen, “yine Kadir abi’ formülünü deneyebilir.

n Şayet, AKP, “Adayımız kesinlikle Kadir Topbaş” derse, CHP, “O zaman bizim adayımız da Mustafa Sarıgül” diyecek.

Birinin adaylığı diğerine bağlı…

Tam bir sinir savaşı…

***

“Diyelim ki, birden fazla sığınağın bulunduğu bir savaş alanındayım…

Siz de küçük bir uçakla tam üstümde daireler çiziyor ve tepeme bir bomba bırakmak için fırsat kolluyorsunuz. Normalde benim çevredeki en sağlam görünüşlü sığınağı seçmem ve orada saklanmam gerekir ama sizin de normalde yapabileceğiniz en doğru iş benim en iyi sığınağı seçmiş olabileceğimi düşünerek orayı bombalamaktır.

Bunu bildiğim için benim o denli sağlam görünmeyen ikinci sığınağı seçmem gerekmez mi

Eğer ikimiz de çok akıllıysak olasılıklara dayanan stratejiler izleriz.

Örneğin ben çevredeki çeşitli sığınaklar arasında bana en fazla kurtulma şansı verecek özelliklere sahip olanları arar, bundan sonra nereye saklanacağımı belirlemek için bir metot belirlerim…

Siz de beni vurma şansınızın en yüksek düzeyde olduğu sığınağı belirlemek için benzer biçimde ihtimallerden yararlanırsınız.

Size önerilen oyun, seçeneklerden birinin kesinlikle daha parlak göründüğü bir seçimdir.

Bu seçenekte karar kıldığınız zaman karşınıza yeni bir oyun çıkar ve böylelikle kısa bir süre sonra akılcı seçimlerinizin sizi aslında hiçbir zaman istememiş olduğunuz bir yere getirdiğini görür ve tuzağa düştüğünüzü anlarsınız.

Bu noktaya gelmemek için yapacağınız şey arada bir beklenmedik biçimde davranmaktır.”

Soru şu: Hangi parti beklenmedik bir adımı önce’ atacak

DAMAT FERİT’İN DEMECİ

Akil İnsanlar Heyeti, Mondros Mütarekesi sonrası Damat Ferit tarafından oluşturulan Heyet-i Nasiha’ya benzetiliyor ya, hani!

Heyetin Anadolu seyahatine devam ettiği günlerde, Sadrazam Damat Ferid, o zamanki Sabah gazetesine verdiği demeçte, heyetin faaliyetlerinden memnuniyetini dile getirmektedir. Sadrazam bu demecinde, “… Heyet-i Nasiha’ya icra edilen hüsn-ü kabul hakkında aldığım malûmat pek memnuniyet vericidir. Her taraftan halk, şehzade hazretlerini selamlamak, Hanedân-ı Âl-i Osman’a olan bağlılıklarını göstermek için koşuyorlar. Sükûn ve huzura doğru ilk tecrübe olunan bu durumu ben, faydalı bir durum olarak görüyorum. Şehzade Abdürrahim heyetini başka heyetler takip edecek. Bunlar her tarafta uzun müddet ikamet edecek, ahalinin ihtiyacını anlayacak ve lüzumu en büyük şiddetle hissedilen ıslahat-ı iktisadiyeyi ve tamiratı meydana getirmek için çalışacak tetkik heyetleri olacaktır.” demişti.

Acaba Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Akil İnsanlar Heyeti’nin ilk icraatından sonra ilk nasıl bir değerlendirme yapacak

Merak içindeyim…

HEYET-İ NASİHA’DAN BİR ENSTANTANE…

1919 yılında Türk basınına yansıyan bilgilere göre Heyet-i Nasiha’nın Burdur’da bulunan Şehzade Abdürrahim ve heyetinin, İtalyan işgalinde bulunan Antalya’ya gidip-gitmemesi konusunda karar verilememişti.

Antalya, İtalyanlar tarafından, “halkın can ve mal güvenliği kalmadığı ve asayişsizlik” gerekçeleriyle 28 Mart 1919’da işgal edilmişti. İtalyanların şehzadeye zarar vermelerinden çekiniliyordu. Bu görüşe karşı çıkan 57. Tümen Komutanı Albay M. Şefik Bey, “İtalyanların İslâm halkını kendilerine çekme siyaseti izlediklerini, şehzadeye karşı münasebetsiz bir harekette bulunamayacaklarını” söyleyerek heyeti Antalya’ya gitmek için ikna Heyet-i Nasiha’nın Antalya’ya geleceğini öğrenen Antalya halkı, şehrin epeyce dışında heyeti büyük bir coşkuyla karşıladı.

Hükümet dairesi önünde toplanan halka padişah beyannamesi okundu. Halk, padişah beyannamesinden ziyade Şehzade Abdürrahim’in Antalya’ya gelmesini Antalya’nın anavatana bağlı kalacağının bir işareti olarak görüyordu. Beyannamenin okunmasından sonra bir konuşma yapan Râsih Bey, “Anavatandan ayrılmamak için Antalyalıların canlarını feda etmeyi göze aldığını ve bir işarete baktıklarını” söyledi. Oysa, halktan canlarını feda etmeleri değil, haklarında Osmanlı padişahı ve hükümetlerinin verecekleri karara itaat etmeleri isteniyordu.

Antalya’daki törenlerle ilgili olarak dahiliye nezaretine bir telgraf gönderen Teke Mutasarrıfı Cemal Bey şunları yazmıştı: “… Antalya’ya gelen heyet bilâ-tefrik cins ve mezhep bütün halk tarafından büyük bir sevinç ile karşılandı. Beyanname, halkı sevgi denizine boğdu ve bu vesile ile de halkın padişaha bağlılığı görüldü.”

Akil insanlar listesi (1)

* Öyle bir liste düşünün ki; listede yer alan o isim, bir zamanlar birlikte çalıştığı önemli bir gazeteci-yazar için, “Onun çocuğu yok. Dolayısıyla merhamet duygusundan mahrumdur.” desin… Böyle bir Akil Adam düşünebiliyor musunuz

* Öyle bir liste düşünün ki; listede yer alan o isim, daha önce listede yer alan isimlere bayrak açmışken, kendisi son bir hamle ile listeye dahil edildikten sonra, “Oooo, bundan âlâ liste olabilir mi ” desin. Bu akil insan, kime nasıl nasihat edebilir (Devam edecek)

NOT:  Bugün 7 Nisan 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…