Her yıl bir kez kalın duvarlar arkasında toplanıyorlar,

birbirinden ilginç konuşmalar yapıyorlar, öneriler getiriyorlar ve ardından da,

konuşulanları asla açıklamamak üzere dağılıyorlar

Toplantı yapılan mekânın yakınlarına bile yaklaşmak

kesinlikle yasak.

Bilderberg toplantılarından bahsediyorum.

Duydunuz mu bilmiyorum; siyaset, iş ve basın dünyası ile

üniversite ve uluslararası kuruluşlardan etkili kişileri bir araya getiren

Bilderberg toplantılarının 62 ncisi, Danimarka nın başkenti Kopenhag da

yapıldı.

Danimarka polisi, toplantının yapıldığı otel çevresini

beton ve demir bariyerlerle kapatarak sıkı güvenlik önlemi aldı.

Anlayacağınız mekânın çevresinde kuş uçurulmadı.

İki gün süren toplantının gündeminde Ukrayna, Avrupa nın

geleceği, Ortadoğu nun yeni yapısı, Çin in politik ve ekonomik görünümü,

ekonomik iyileşmenin sürdürülebilir olup olmadığı gibi konular bulunuyordu.

Bilderberg in internet sitesinde, Kuzey Amerika ve Avrupa dan

20 ülke ile Çin, çeşitli AB kurumları, Uluslararası Para Fonu (IMF), Kimyasal

Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), NATO gibi uluslararası kuruluşlardan

toplam 135 kişinin toplantıya katılacağı belirtildi.

Katılımcı listesinde NATO Genel Sekreteri Anders Fogh

Rasmussen, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, Kimyasal Silahların Yasaklanması

Örgütü nün (OPCW) Genel Direktörü Ahmet Üzümcü ve Uluslararası Para Fonu (IMF)

Başkanı Christine Lagarde ın varlığı dikkati çekti.

***

Peki, Türkiye den davet edilen isimler kimlerdi

Bu yılki Bilderberg e, Cumhuriyet Halk Partisi nden (CHP)

Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, işadamı Mustafa Koç, gazeteci Cengiz Çandar,

sosyolog Nilüfer Göle ile Suna ve İnan Kıraç Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ümit

Taftalı katıldı.

Uzun yıllar mevcut iktidardan bir Bakan ya da önemli bir

isim/isimler de toplantıya iştirak ederdi, esasen. Örneğin, Başbakan Yardımcısı

Ali Babacan ın Bilderberg toplantılarına sıkça katıldığını biliyorum.

Bu sene AKP den değil de adı kulislerde çokça potansiyel

Genel Başkan adayı olarak lanse edilen Umut Oran ın çağrılması ilginç geldi

bana.

Diğer isimler toplumda tanınan isimler; ama Taftalı ismi

benim dikkatimi çekti. Kim bu Ümit Taftalı Kartviziti oldukça kabarık

Taftalı nın; Suna ve İnan Kıraç Vakfı, TESEV, TÜSİAD, Saint Joseph Eğitim

Vakfı, TEGV, FİDYAK, Galatasaray Spor Kulübü, American Finance  Association (ABD), Financial Management

Association (ABD), Museum of American Financial History (ABD), BSU Foundation

(ABD), Turkish Bankers Association (İngiltere), TheAmerican Turkish Society

(ABD) gibi birçok vakıf ve dernekte de mütevelli heyeti, yönetim kurulu, kurucu

veya üye olarak yer almış

***

Biraz da bilgi vermek istiyorum Bilderberg hakkında.

Çok gizli Bilderberg toplantılarının ilki 1954 yılında

Hollanda nın Oosterbeek kentinde yapıldı.

Batı Avrupa ve Kuzey Amerika arasında diyalog ve

işbirliğini teşvik etme amacıyla başlatıldı, bu toplantılar.

Her yıl 120 150 arasında sanayici, finans uzmanı,

akademisyen, gazeteci ve politikacı davet ediliyor. Katılımcıların üçte ikisi

Avrupa, kalanı Kuzey Amerika dan.

Bilderberg toplantılarında, katılımcılar gayr-i resmi

olarak uluslararası ilişkiler ve ekonomi gibi konularda görüş alışverişinde

bulunurken, herhangi bir karar önerilmediği gibi, siyasi bir açıklama ya da

oylama da yapılmıyor.

Toplantılar, dünyanın karşılaştığı temel sorunların

tartışıldığı resmi olmayan bir forum olarak nitelendirilirken, gizli bir

uluslararası yapı olmakla suçlanarak her yıl düzenlendiği ülkelerde protesto

ediliyor.

***

Son bir not; artık bir dünya sorunu haline gelen

Irak taki yeni iç karışıklığın, Bilderberg toplantısından hemen sonra başlaması

tamamen tesadüf mü, acaba

Sizce!.. 

Abdest almasını bilmeyen binlerce öğrenci var!

Selâmünaleyküm,

Hangi düşünceden olursa olsun bu ülkede yaşayan ve

ülkemizi çok seven herkes eğitimi önemser. Sizlere kısaca eğitim sistemimizin

ne hallerde olduğunu, liselerde neler olduğunu ifade etmeye çalışacağım.

 Ülkemizin en

önemli sorunlarından birisi çökmüş durumda olan eğitim sistemidir. Okullar okul

olmaktan çıktı. Liseler her türlü rezaletin yaşandığı yerler haline geldi.

Ahlâksızlık, kavga, öğretmenlere saygısızlık, çevreye zarar verme ve madde

kullanımı çok yaygınlaştı.

 Anadolu liseleri

meslek lisesi seviyesine düştü. Meslek liselerinde de okuma yazma bilmeyen

birçok öğrenci var.

 Eğitimde her şey

kâğıt üzerinde formalite icabı yapılıyor. Ders anlatan, kopya çektirmeyen, not konusunda titiz, davranış ve ahlâka

önem veren,  ders esnasında ve okul

içinde bazı öğrencilerin bozuk davranışlarına göz yummayan öğretmen kötü

öğretmendir. Öğrencilerimizin çoğunluğu ders anlatılmasını istemiyorlar.

 Yeni yönetmelikle

ortalaması 50 olan öğrenci 9 tane zayıfı olsa da sınıfı geçebiliyor.

 İmam Hatip Lisesi

dışındaki liselere yeni eklenen seçmeli din derslerinde öğrenci bir şey öğrenme

gereği duymuyor; çünkü öğrenmese de sınıf geçiliyor. Liselerde abdest almasını

bilmeyen binlerce genç var.

 Liselerde beden

eğitimi, görsel sanatlar, müzik gibi seçmeli dersler doğru dürüst işlenmeden

öğrencilere yüksek not veriliyor. Diğer dersleri zayıf olsa bile öğrenci bu

derslerden aldığı yüksek notla sınıf geçiyor.

 Çalışmadan ve

bilmeden diploma alan ve tamamen hazırcılığı seven bir nesil yetişiyor.

 15 yaşın üzerinde

olan lise öğrencilerine 5 yaşında çocuk muamelesi yapılıyor. Her yaptıkları hoş

görülüyor. Ancak sigara içmesini, cinselliği, siyaseti, kurallara karşı

gelmeyi, kişisel haklarını çok iyi biliyorlar. Acaba neden ders dinlemeyi,

çalışmayı, çöp kutusu kullanmayı, aldığı görevi yerine getirmeyi, sorumluluklarını

bilmiyorlar

 Parası olanlara

diploma satılan özel üniversiteler de ayrı bir problem. Yüksek puan alamayan

ancak maddi durumu iyi olanlar kolayca en iyi bölümlere girmekteler.

***

Böyle bir sistemde/ortamda öğrenci ders çalışır mı sizce

Ahlâklı, milli ve manevi hassasiyeti olan çalışkan

bireyler yetişir mi

Ülkemiz nereye gidiyor  Gençlerimize iyilik mi yapıyoruz yoksa kötülük mü

Peki, tüm bunların sorumlusu kim

Hükümet ve kamuoyu tüm sorunların faturasını ellerinde

hiç yetki olmayan ancak birçok sorumluluğu olan öğretmenlere çıkarıyor.

Öğretmenlik mesleği tarihin hiçbir döneminde bu kadar

aşağılanmamıştır.  Öğrenci merkezli

eğitim anlayışını öğrencilerin öğretmenlere saygısızlık yapması olarak

anlıyorlar. Maalesef öğretmenler maskara edilmektedir.

Eğitimin öncelikli sorunu bedava kitap, tablet ve

bilgisayar değildir. Öncelikle eğitim ortamlarının düzeltilmesi gerekir. Bu da

sağlam bir anlayış ve disiplinle olur. Disiplin baskı değildir. Sadece eğitim

ortamını oluşturmak ve olumsuzlukları engellemektir. (H.K. FİZİK ÖĞRETMENİ)

NOT: Bugün 16 Haziran 2014, Pazartesi 1) Emekliler yılda

15 20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli

nasıl geçineceğim diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP

iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine

getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu

çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli.

Otur, sıfır!