Henüz okumayı yeni yeni öğrendiğim dönemde evde eski bir cilt Çile kitabını bulmuştum. Kapağın üzerinde Necip Fazıl’ın yüzü resmedilmişti. İlk olarak Kaldırımlar şiirini okudum sonra diğerlerini. İçlerinde en iyi anlayabildiğim şiir Kaldırımlar olmuştu. Âmâ kelimesinin anlamını bilmiyordum sadece. Yine de şiirdeki duygu bana işlemişti.
Necip Fazıl’ın üslubu hem düzgün ve abartısız hem de etkileyicidir. Çöle İnen Nur kitabı, yazılmış en iyi siyerlerden birisi. Hem hikâye ederek hem de Efendimiz’i (s.a.v.) tüm duygu yükü ile anlatarak yazmıştır eseri. Bir Adam Yaratmak adlı tiyatro oyununda da benzer ustaca dili müthiş betimlemeleri okuruz. Onu okumak bizi besler. Bir cümlesi binlerce cümleye gebedir.
Necip Fazıl’ın beslendiği öfke, nefsinden kaynaklanan bir öfke değil bilakis Allah’a duyduğu yakınlık derecesinde Allah’a düşmanlık edenlere duyulan bir öfkedir. Yazıları, şiirleri imandan doğan bir öfke ile beslenir.
Necip Fazıl’ın deliliğe övgüsü ise meczupluğa yapılan bir atıftır. Allah adını anmaktan, fikri çile içinde sürekli boğuşmaktan ve çabalamaktan akli melekelerini kaybedenlere hayrandır. Bir derdi, bir düşünceyi, davayı ya da fikri yahut sevdayı kendisine dert edinen ve kendisini sürekli bunu düşünmeye zorlayan ve nihayet deliren kişiye duyduğu saygının sonucudur. Zira düşünmek çoğunlukla kaçınılan, uzak durulan bir kavramdır. Düşünmek zahmetlidir. Var olanı alıp kabul etmek kolaydır ancak kendi fikrini üretmek zahmetlidir. Zaman ve emek harcamadan kimse kendi fikrini üretemez. Fikir üreten adam ise saygı duyulmayı hak eder.
Hayat boyunca insan, düşünce dünyasına adımlar atar. Bu dünya onu bazen hırpalar bazen rahatlatır. Unutmak, bu dünyadaki yersiz bilgileri silmek için görevli bir muhafızdır. Sağlıklı fikirler için temiz bir zihin şarttır. İnsan kendi düşün dünyasından yola çıkarak farklı zihinleri gezer. Gördüklerini kabul etmek zorunda değildir, beğenmek veya onaylamak zorunda değildir, lakin onlara yaratılmışlar olarak saygı duymak zorundadır. Aksi halde kendi fikri dünyası darbe alır.
Necip Fazıl’ın düşün dünyası çocukluk döneminde okuduğu romanlar ile epey hırpalanmış ve henüz küçücük bir çocukken büyük dertler edinmesine sebep olmuştur. O ve Ben adlı otobiyografisinde bu süreci tüm detayları ile anlatır. Kendisini bir gün çatı katında yersiz sebepsiz yere ağlarken bulur ve roman okuması yasaklanır. Sonra on bir yaşında şiirle bir yolculuğa başlar ve bugüne değin uzanan engin denizi sunar.
Olgun insan olmak toplumda pek de makbul sayılmasa da elzemdir. Düşünce dünyası gelişmiş insanların hayata daha sağlıklı bakmaları ve geleceğe dair güzel amaçlar edinmeleri mümkün ve daha kolaydır.
Çile üstadına rahmetle.