İçinde bulunduğumuz vahim ve tarihe geçecek ölçüde ibretlik durumun en çarpıcı örneği olarak bütün kamuoyunun ve sokaktaki sıradan insanın, Merkez Bankası’nın faiz kararına odaklanması gösterilebilir rahatlıkla. Normalde ekonomiyle ilgilenenlerin dikkatini ve ilgisini celbedecek bu teknik mesele sokaktaki vatandaşın bile hayatının merkezine girmişse ortada yanlıştan da öte garabet bir hal var demektir. Yoksa sokaktaki adamın para politikasıyla, faiz toplantısıyla vs ne işi olabilir ki?

Yaşadığımız ekonomik fiyaskonun özeti gibi çarşıda, pazarda, markette ucuz hiçbir şeyin kalmaması, sadece “daha az pahalıların” olması… Tarihin tozlu sayfalarından verilen kuyruk, yokluk vs örnekleri, içinde bulunduğumuz dönemde güncel olaylarla yenileniyor. Soğan- patates tanzimlerini, ucuz gıda kuyruklarını, sağolsunlar 21. yüzyılda bizzat gördük, görüyoruz. Enflasyon düşürmek için depo, market, toptancı baskınlarını da yaşamış bulunduk. Ve belki de en çarpıcısı ekonomik sıkıntılardan dert yananlara “çıkar telefonunu” şeklinde mukabele eden bir ilkel kafayı da görmüş bulunduk. Bunun biraz daha farklısı ama aynı ilkel zihin yapısının bir diğer örneği de “her evde 3-5 telefon var” veya “her evde 2-3 araba var” şeklinde olanları… Tam “cahille sohbeti kesmelik” bir zihniyet…

Mutfaktaki yangın bugüne kadar hiç olmadığı kadar insanları zorluyor. Bir görülen fiyatı bir daha görmek mümkün olmuyor. Bir yandan gramajlar düşüyor bir yandan da fiyatlar artıyor ki tam da ekonomideki stagflasyon yani durgunluk enflasyonuna doğru bir gidişat bu.

Öte yandan “tarihin en kıymetsiz TL’si” de bu dönemin eseri… Türkiye’yi “uçuracağı”, “şahlandıracağı” vs söylenen ve içerik olarak gücün tek elde toplanması dışında hiçbir şey barındırmayan başkanlık sisteminin ekonomiyi uçurumun kenarına getirdiğini de görüyoruz.

İnatla ekonomik gerçeklere aykırı şekilde ve talimatla yürütülmeye çalışılan deneme-yanılma ekonomisinin sürekli fiyasko ürettiğini ve gözle görülür, can acıtır bir fakirleşme ürettiğini yaşıyoruz. Ekonomi politikasının uygulanmasında ekonomik gerekçelerin ve argümanların yerine şahsi saiklerin ve inatların geçerli olmasının neden olduğu bir fakirleşme bu.

Ve buna rağmen hala ortadaki sıkıntıdan da öte büyük fiyaskoyu ve başarısızlığı kabul edip de mahcup olmak yerine adeta insanlarla alay edercesine bu durumu inkar etmek ve aksi yöndeki argümanları (belki de saçmalık demek gerek) halka söyleyebilmek gibi bir garabetle de karşı karşıyayız.

Gençler işsiz, mutsuz ve umutsuz ama siyasetin ve onun medyasının saçma sapan söylemleriyle adeta mankurtlaştırılmış bir kitle tarafından “çıkar telefonunu” şeklinde karşılanıyorlar. Sıkıntısını haykırana, aman dileyene en çiğ, en bayağı, en iğrenç mukabele bu olsa gerek. Takım tutar gibi parti tutan bu kitle siyasetin sert ve sorumsuz söylemlerinin ve basını işgal eden iktidar medyasının da en büyük müşterisi.. Kendi sorununa, sıkıntısına, meselesine yabancılaştığı yetmezmiş gibi sorumluluk makamındakileri değil de derdi, sıkıntısı olanı suçlayan bir acayip kafa… Bunun siyasetteki yansıması da halkla adeta alay eden bir yaklaşım oluyor haliyle.

İktidar partisinin eski bir milletvekilinin “minik minik zamlar” şeklindeki söylemi mesela… Cebimizi delip geçen, bizleri fakirleştiren, bu ülke insanını karamsarlığa iten zamlara ne kadar da naif bir yaklaşım! İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcılarından birisinin ifadeleri ise daha da garabet:

“Bizim enflasyondaki yükseklik eyvallah, kurun yüksekliğini görüyoruz ama inanın hepsi kontrol altında… Allah aşkına, Türkiye’de son 20 senede her eve bakın ya bir otomobil ya da 2 otomobilimiz var. Her evde 2-3 telefon var. Türkiye’nin doğalgaz gitmeyen ilçesi kalmadı. Elektrik desen yine aynı, yolları zaten saymıyorum.”

Ortadaki vakıa ne, yapılan açıklama neden bahsediyor? Dünyadaki teknolojik gelişmenin artık ilkel kabile mensuplarını bile sahip olmaya mecbur ettiği telefon üzerinden gelişmişlik propagandası yetmedi mi artık? Hangi evde 2-3 araba var hem? İnsanlar geçinememekten, bankalara borçlu halde yaşamaktan şikayet ederken, doğalgazın, elektriğini yolların ne alakası var?

Ekonomik karnenin en somut göstergesi olan halkı fakirleştirmeye, milli parayı pula çevirmeye “herkeste telefon var”, “her evde 2-3 araba var” türünden saçma sapan açıklamalar bir cevap olamaz. Halka somut gerekçelerle bir izahat ve hesap vermek gerekiyor artık.