
İktidara yakınlığıyla bilinen gazetelerden biri olan Yeni Şafak’ın manşeti dikkat çekiciydi:
“Vergisiz döviz kazancı ekonomiyi felç ediyor.”
Manşete göre, döviz alım satımından elde edilen kazançların daha fazla vergilendirilmesi gerektiği savunuluyor.
Bu manşeti görünce insanın aklına şu soru geliyor:
Çeyrek asırdır Türkiye’yi yöneten bir iktidarın ekonomi anlayışı hâlâ yeni vergi alanları aramaktan mı ibaret?
Daha birkaç yıl önce Kur Korumalı Mevduat sistemi kurulmadı mı?
Vatandaşa, “Dövizini bozdur, kur farkını devlet ödesin.” denilmedi mi?
Bu uygulamanın ortaya çıkardığı devasa maliyet yine milletin sırtına yüklenmedi mi?
Şimdi ise aynı iktidara destek veren çevreler, bu kez döviz sahibi vatandaşları hedef göstererek yeni vergi çağrıları yapıyor.
Peki ekonomi gerçekten bu şekilde mi düzelecek?

Ekonomi; sürekli yeni vergiler koyarak değil, üretimi artırarak, yatırımı teşvik ederek, israfı önleyerek ve güven ortamını güçlendirerek düzelir.
Milyonlarca liralık yatların kullandığı akaryakıttaki vergi istisnaları neden hâlâ tartışılmıyor?
Vergi istisnaları ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede neden aynı kararlılık gösterilmiyor?
Ve madem amaç gerçekten vergi adaletini sağlamak…
Neden her defasında ilk hedef döviz hesabı olan vatandaş oluyor?
Vergi adaleti; kolay ulaşılabilen kesimlerden sürekli daha fazla vergi istemek değildir.
Vergi adaleti, herkesin ekonomik gücü ve kazancı ölçüsünde adil katkı sağlamasıdır.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey yeni vergi paketleri değil; üretimi merkeze alan, yatırımcıya güven veren, hukuk güvenliğini sağlayan ve israfı ortadan kaldıran gerçek bir ekonomik dönüşümdür.
Çeyrek asırlık bir iktidarın ekonomide çözümü hâlâ yeni vergi arayışlarında görmesi, sorunun vergi eksikliği değil, ekonomi yönetimindeki yapısal yanlışlar olduğunu göstermektedir.
Millet artık her ekonomik sorunda vatandaşın cebine uzanan yeni vergi önerileri değil, üretimi artıran, yatırımı teşvik eden ve vergi adaletini gerçekten sağlayan politikalar görmek istiyor.
Çünkü güçlü ekonomi; vatandaşın cebine uzanan yeni vergi kalemleriyle değil, adil bir vergi sistemi, üretim, tasarruf ve doğru ekonomi yönetimiyle kurulur.