İktidar partisinde yaşanan çekişmeler hız kesmiyor!

Seçimler yaklaşırken parti içinde yaşanan çekişmelerin bırakın sona erdirilmesini giderek artıyor olması dikkat çekiyor.

Sen-ben kavgası sürekli tavan yapıyor.

Kimi AKP’liler Gül, Arınç ve Davutoğlu’nun “Erdoğan’sız bir AKP” için çalıştıklarını iddia ediyorlar.

Bu iddia gerçekleri yansıtıyor olabilir!

Aynen tam aksi bir iddianın gerçekleri yansıttığı gibi!

Çünkü Erdoğan’sız bir AKP istedikleri iddia edilenler de Erdoğan yanlılarının Gül’süz, Arınç’sız, Davutoğlu’suz bir iktidar partisi özlemini çektiklerini söylüyorlar.

Kendilerinin “Gül’ü seven dikenine katlanır” gibi bir yaklaşımla yıllarca parti içinde maruz kaldıkları dışlayıcı muamelelere tahammül gösterdiklerini ifade ediyorlar.

Evet, iktidar partisi içinde Erdoğan’ın değeri elbette görmezden gelinecek gibi değil.

Ama Gül gibi, Arınç gibi, Davutoğlu gibi isimleri de yabana atmak mümkün değil.

Erdoğan kadar olmasa da hepsinin bir ağırlığı, bir önemi ve de bir kıymeti var.

İktidar partisi AKP bu tür iç çekişmelerden yakasını bir türlü kurtaramıyor.

Birbirleri ile kucaklaşma yerine birbirlerini dışlama metodu ile başarılı olmayı hedefliyorlar.

Sanırız rakip partilere karşı uygulamakta oldukları dışlama yöntemi kendi içlerine de sirayet etmiş durumda!

Dışlama doğal olarak kamplaşmayı beraberinde getiriyor.

Şimdi dışlanan isimlerin her biri iktidar partisinden ayrıldı ama parti hâlâ iç huzuruna kavuşamadı.

En azından bunu dikkati nazara alarak artık birbirleri ile uğraşmaktan bir vazgeçebilseler!

Ama yaşadıklarından ibret aldıkları söylenemez!

Onlar hâlâ aynı minval üzere siyaset yapmayı sürdürüyorlar.

Uygulamakta ısrar ettikleri bu metot ile partinin kapısına kilit vuracak gibiler!

Muhtemel bir başarısızlıkta suçu hiç muhalefette aramamalılar!

Sorumluluk tamamen kendi omuzlarında!

Başarısızlığın en önemli nedeni birbirlerini “dost olarak kabul ederek” siyaset yapma yerine “düşman gibi görerek” suçlamalarda bulunmalarından başka bir şey değil.

“Birbirlerini dışlamayı bırakarak kucaklaşmayı başarabilirler mi” derseniz bu konuda hiç ümitli olmadığımızı söylemek isteriz.