Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

Cahiliye “din ve düzen” olarak İslam’a yabancılaşmak ve emperyalist batının değerlerini hak din ve düzenin yerine ikame etmektir. Cahiliye, din ve düzen olarak İslam’ın hükümlerinden yüz çevirmektir. İslam’ın hükümleri Allah’ın koyduğu ve kulları tarafından uyulması zorunlu esaslardır. HAŞR 7: “Allah’ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah’ındır ve Peygamberin, yakınların, yetimlerin, yoksulların, yolda kalmışlarındır. Öyle ki o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet (sermaye gücü) olmasın. Peygamber size ne verdiyse onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun. Çünkü Allah azabı pek şiddetli olandır.”Bu ayette, devletin tasarrufuna bırakılmış ödeneklerin nasıl kullanıllanılacağı ile ilgili esaslar mevcuttur. Bu ödenekler Allah için, Resulü için, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar için harcanması emredilmiştir. Çünkü bu ödeneklerin sadece zenginler arasında dolaşan bir sermaye olması toplumda adaletsiz bir durumun oluşmasına sebep olur. Bu esası ilk uygulayacak olan da Allah’ın elçisi olan peygamberdir. Sonradan gelenler ise, bu peygamberin al dediğini almak, yap dediğini yapmak, yapmayın dediği şeylerden de kaçınmak zorundadırlar. İnananlara emredilen şey budur. ENFAL 20: “Ey iman edenler, Allah’a ve Resûlüneitaatedin, işittiğiniz halde O’ndan yüz çevirmeyin.” Ben Müslümanım diyenler bu emre uyarak Allah ve Resulünün bildirdiği hak ve adalet ölçülerine dayanan “Adil Bir Düzene” itibar etmek zorundadırlar. Günümüzde kendisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan bir kısım insanlar, Müslümanlardanız demelerine rağmen yanlış yollara saparak batı cahiliyesinin faizci düzenini benimseyip yürütüyorlar. Diğer bir kısım insanlar da bunların hallerine bakarak İslam’a saldırıyorlar. Bu iki kesim de Türkiye’de, Müslüman milletin inanışının düzeni “Adil Düzen” olsun istemiyor, ikisi de “faizci kapitalist düzen” yürüsün itiyorlar. MAİDE 50: “Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü (düzenini mi) arıyorlar? Kesin (Kur’an ve Sünnet) bilgisine inanan bir topluluk için hükmü (düzeni), Allah’tan daha güzel olan kim vardır?” Türkiye’nin ve İslam âleminin bütün hocalarının, ilim ve fikir adamlarının, toplum önderlerinin bu ayeti bir önceki ayet ile birlikte okumaları gerekir: MAİDE 49: “Aralarında Allah’ın indirdiği (Kur’an) ile hükmet ve onların hevalarına (onların cahili düzenlerine) uyma. Allah’ın sana indirdiği (Kur’an’ın) bir kısım (hükümlerinden) seni şaşırtmamaları için onlardan kendini koru. Şayet (getirdiğin Kur’an nizamından) yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.” Bu ayetler ışığında deriz ki; ben Müslümanım diyen herkesin görevi, batı cahiliyesinin düzeni olan “faizci kapitalist düzeni” yürütmek, bu zalim düzene payanda olmak değildir. Müslümanın görevi, Kur’an ve Sünnetin benimsediği hak ve adalet esaslarına dayanan “Adil Bir Düzeni” kurmak ve yürütmek için ittifak etmiş tek bir ümmet halinde cihad etmektir.

BATI CAHİLİYESİ VE KURUMLARI

Batı cahiliyesinin esas kabul ettiği kıstaslar, muharref Tevrat, Telmut, sihir kitabı Kabbala, muharref İncil ve inkârcı Yunan filozofları ile yeniçağ filozoflarının ürettiği materyalist kıstaslardır. Batı cahiliyesinin bu kıstaslar üzerine inşa ettiği faizci düzen, “ırkçı, zalim ve kölelik” düzenidir. Bu faizci zulüm düzeni ile onlar, zanlarına göre “öteki insanın” mülkiyetinde bulundurduğu bütün varlıkları elinden almayı ve yine zanlarına göre “üstün insanın” saadeti için kullanmayı kendileri için bir hak ve yerine getirilmesi gereken bir görev olarak görmektedirler. Eskiden bunu güç kullanarak yapıyorlardı, bugün ise kurdukları düzen, kurum ve kuruluşlar ile yapıyorlar.

Bir göz atalım;

  1. Bankacılık Düzeni: Bankalar faizle çalışan kuruluşlar olarak batı cahiliyesi tarafından inşa edilmiş bir zulüm kurumudur. Görevi ise ürettiği faiz değeri üzerinden “öteki insanın” emeğinin bir kısmını elinden almak ve üstün insana aktarmaktır.
  2. Vergi Düzeni: Batı cahiliyesi öteki insanın faiz yoluyla elinden alamadığı geriye kalan gelirlerinin bir kısmı da inşa ettiği vergi düzeni ile elinden almaktadır. Gelir vergisi adı altında emeğinin karşılığında aldığı maaşından vergi aldığı gibi, tüketim vergisi adı altında giydiğinden, yediğinden, içtiğinden, evinden, yoldan, miras intikallerinden, satın alıken ayrı binerken ayrı arabasından, arabası için kullandığı yakıttan, elektrikten, geçişten olmak üzere her şeyden zulmen vergi alınıyor.
  3. Şirketler: Üretim ve pazarlama şirketleri üzerinden bütün üretimleri kotrol altına alarak ve ürettiği bu üretimleri pazar haline getirerek “öteki insanın” faiz ve vergi yoluyla elinden alamadığı arta kalan imkânını da tüketim yoluyla elinden almaktadır. Coca-Cola, McDonald’s gibi firmalar ile bu sömürüyü yürütüyor.
  4. Materyalist eğitim: Batı cahiliyesi kurduğu sömürü ve zulüm düzenini yürtebilmek için ülkelerin eğitim sistemlerini de kontrol altına almıştır. Bu ülkelerde materyalist bir eğitim yaptırarak o ülke insanının kendisine, değerlerine, zulmüne itiraz etmeyen köleler olarak yetişmesini sağlamaktadır. ABD ’nin basına yansıyan “ Suudi Arabistan ’da okutulan kitapları biz yazacağız” açıklaması meselenin hangi boyutlara taşındığının bir yansımasıdır. Türkiye de eğitim muhteva olarak tamamen “AB Eğitim Komisyonuna” havale edilmiştir.

Okul kitaplarında yaşanan rezalet bunun bir sonucudur.

YÜREĞİ YETENLER

Zalimlerden değil, Allah’tan korkanlar, batı cahiliyesi, ırkçı emperyalizm ve bütün zalimler karşısında İbrahim’i ve Muhammd’i bir duruş sergilerler. Bunun için, Milli Görüş - Saadet Partisi saflarında “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” için gerekli “Adil Bir Düzenin” kurulması için rol alarak cihad ederler. Yüreği yetenler, hidayet, feraset ve dirayet sahibi olanlar ancak bunu yaparlar. Selam hidayete tabi olanlara…