ABD ve İsrail ikilisinin büyük bir plan peşinde olduğu kesin. Gâye, zamana yayarak, sırasıyla bütün İslam ülkelerini işgal edip sömürgeleştirmek.

Bush, daha Afganistan işgal edilmeden, İkiz Kulelerin vurulmasından sonra "Bu haçlı savaşıdır, 10 seneden fazla sürebilir" diyerek zihnindeki yol haritasını açıklamıştı.

Özel olarak, uzun vadeli planın uygulanan maddeleri şöyle idi.

İran-Irak savaşı çıkarmak,

Birinci körfez savaşı,

İkinci körfez savaşı,

Irakın işgal edilmesi,

Güneydoğumuzda, Barzani ve Talabaniye kukla bir devlet kurdurulması,

İsrailin Filistin ve Gazze yi, açık bir cezaevine dönüştürmesi,

Lübnana saldırılması ve altyapısının tahrib edilmesi...

Sırada Lübnan ve Suriye var. Türkiyemiz dahil bütün İslam ülkeleri var.

Evet harekat, tamamen Bushun, önceden açıkladığı gibi yapılıyor. Zamana yayılarak, gerektiğinde ara verilerek ve fakat ısrarla plandan taviz verilmeyerek cereyan ettiriliyor. Hatta, Bush seçimlerde kaybetse de, ardından gelen ABD iktidarlarının bu plana kaldığı yerden devam edeceği anlaşılıyor. Zira John Kerrynin seçim beyannamesini incelerseniz, onun dahi Bush gibi idare-i kelam ettiği görülür.

Bütün bu aksiyonlara karşı, İslam ülkeleri olarak bizler, ve dünya barışı yanlısı olarak savaş istemeyen ülkeler ne yapıyorlar Ne yapacaklar Uzun vâdeli, bir stratejiden gâfil olarak sadece yapılanlara ve yapılacaklara seyirci kalıyorlar. Kimileri ise, işgalci ve tecavüzcülerin uyguladıkları hamleleri, tesadüfen olmuş vakalar zannediyorlar. Şikayet etmekten başka birşey yapmıyorlar.

Bu umursamazlık ve bu perakendelik karşısında, yerküremizde şimdiye kadar olduğundan çok daha vahim ve çok daha kanlı katliamlara hazır olmalıyız.

Peki neler yapabiliriz:

Bu işin liderliğini Türkiye olarak ancak biz üstlenebiliriz. Savaşa karşı olan bütün ülkeleri bir sömürgecilik hareketine karşı birleştirebiliriz.

D-8 ülkelerini, bütün İslâm âlemini gerektiği şekilde organize edebiliriz. Türkiye olarak, dünya dengelerindeki ağırlığımızı, ABD ve İsrail ikilisinin kesesine değil, barış cephesinin kefesine koyabiliriz. Bu ülkeler arasında ekonomik, siyasi, askeri anlaşmalar yapabiliriz.

Şâyet AKP iktidarı, iktidara gelir gelmez, Türkiyenin ağırlığını, ABD ve İsrail ikilisinden yana koymayıp o zamanın Fransası, Almanyası, Rusyası ve diğer barışçı ülkeler gibi hareket etseydi, ABD ve İsrailin harekete geçmesi mümkün olmayacaktı.

Şimdi henüz iş işten geçmiş değildir. Bundan sonra yapılacak iyileştirmelerle dahi dünya dengeleri kurulabilir. Dünya barışı kurtarılabilir. Sayın Başbakanın, İsrailin son kanlı katliamları karşısında, ABDye ve İsraile rağmen, PKKya karşı sınır aşırı harekata girişebileceğimizi açıklaması, yine de faydalı olmuştur.

Ama hem ABDnin isteğine aykırı olarak Kandil Dağı na doğru harekata kalkışmak ve hem de, yinede ABD ve İsrail ikilisi ile eskisi gibi dost kalabilmemiz kesinlikle mümkün olmayacaktır.

ABD-İsrail ikilisi büyük düşünüyor. Büyük planlar yapıyor, savaşın en az 10 seneye kadar uzayabileceğini ilân ediyor. Barıştan yana olanlar ise birbirinden kopuk, birbiriyle işbirliğine hacet dahi görmüyorlar. Perakende kalmayı, bize değmeyen yılan bin yaşasın, politikasını uygulamayı marifet sayıyorlar. Maalesef, bu sebebten dünyamızın önü karanlıktır. Dünyamız 3. Dünya Savaşına doğru hızla yol almaktadır.

Barış isteyenlerin devekuşu gibi başlarını kuma sokmaları, önce bölgemizi arkasından bütün insanlığı felakete sürükleyecektir.

Büyük ve uzun vadeli planlara karşı, barış isteyenlerin de büyük düşünmeleri, büyük ittifaklar kurmaları, büyük stratejilere göre hareket etmeleri kaçınılmaz olmuştur.

Ancak bu sayede caydırıcı olmak mümkündür.