Son olaylar bir kez daha tüm çıplaklığı ile gösterdi ki ABD nin demokrasi diye bir derdi olmadığı gibi demokratlıkları da sadece faşistliklerini gizlemek için kullandıkları bir paravandan ibaret... Bu bakımdan dünyada demokrasinin hakim olması isteniyorsa önce demokrasi ve insan hakları kavramlarının bu faşistlerin tasallutundan kurtarılması gerekiyor. Tabii ki, böylesine art niyetlilerin elinden ve dilinden demokrasinin kurtarılması, yeryüzünde insan hak ve hürriyetlerinin teminat altına alınması sanıldığı kadar kolay değildir. Ruhunu faşizme teslim etmiş olanların bundan kurtarılması lafla mümkün olmaz. Onlar nasıl yeryüzünü istekleri doğrultusunda sopa ile hizaya getirmek istiyorlarsa, onları da hizaya getirecek olan güçtür... Bu güç ister silah olsun, ister ekonomi ve ticaret olsun ama güçtür... Ekonomik bakımdan bu faşistlere bağımlı hale gelmiş, ülkelerini teslim etmiş olanların da dünyayı bunlardan kurtarmaları mümkün olamaz elbette.
İsterseniz bu söylediklerimizi söz planından olaylara intikal ettirelim, son günlerde yaşanan birkaç olayla anlatmaya çalışalım...
ABD nin Ankara Büyükelçisi Wilson un Türkiye nin sınır ötesi operasyon yapmasını doğru bulmadıkları şeklindeki sözleri ve hemen ardından Elçilikten yapılan açıklama ile Büyükelçi nin sözlerinin yanlış yorumlandığı şeklindeki değerlendirme aslında hiçbir anlam ifade etmiyor... Elçinin ilk sözleri onların faşizan yaklaşımının bir sonucu iken ardından yapılan açıklama ise bu niyeti gizlemeye yönelik bir örtüden ibaret. Daha sonra ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack ın, "Sınır ötesini hiç desteklemedik" şeklindeki sözleri de açıkca şunu ifade ediyordu:
" ABD olarak tüm dünya üzerinde istediğimiz ülkeye sınır ötesi operasyon yapabiliriz ama bizim iznimiz olmadan başkaları yapamaz".
Bu tavır faşizm değil midir Diğer ülkeler niçin kendilerini ABD den izin almak zorunda hissedecekler
Bu arada dünkü yazımda ABD nin İsrail e verdiği destekten söz ederek, "Eğer bir gün ABD İsrail e karşı yeter artık diyecek olursa bilinmelidir ki İsrail Lübnan da ve Filistin de yapacağını yapmış daha fazlasına ihtiyacı kalmadığı için böyle bir tavır sergileyecektir" demiştim. Bu yazımın çıktığı gün medyaya yansıyan haberlerden öğreniyoruz ABD İsrail e Filistin ve Lübnan a saldırılarını sürdürmesi konusunda bir hafta daha süre vermiş... Bir bakıma bu süre içinde öldürebileceğin kadar insanı öldür, yakıp yıkabileceğin kadar yak ve yık ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi biz işi kapatırız demiş...
Peki bu yaklaşım faşistce bir yaklaşım değil midir Bu yaklaşımı sergileyen bir ülkenin lider kadrosunun aynı zamanda demokrat takılması, dünyada demokrasi ve insan haklarını hakim kılma iddiaları samimiyetsizlik değil midir
Dikkat çekmek istediğim bir başka husus ise yine yukarıda sözünü ettiğim haberlerle aynı gün medyada yer alan biri Irak diğeri Lübnan la ilgili iki haber olacak.
Bu haberlerin birinde Irak ta iki ayda 6 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtilirken öbüründe ise İsrail saldırıları sonucu geçtiğimiz Çarşamba günü 70 sivilin hayatını kaybettiği dünyaya duyuruluyordu. İki ayda 6 bin kişinin hayatını kaybettiği Irak ın ABD nin işgalinde olduğunu hatırlamak meseleyi izah bakımından yeterli olacaktır. Bu arada İsrail birliklerinin Lübnan a girdiğine dikkat çekiliyordu..
Yani ABD İsrail in sınır ötesine destek verirken sıra Türkiye ye geldiğinde "Sınır ötesini hiç desteklemediklerini" açıklıyorlardı.
Bu sahtekarlık, ikiyüzlülük değil mi Yaşama hakkı sadece Amerikalılar ile İsraillilere mi var Bunların dışında kalan insanların yaşama hakkı yok mu Sanıyorum bir döneme damgasını vuran faşist liderler bile böylesine gaddar bir yaklaşım sergilememişlerdi. Belli ki, ABD günümüzde demokrasi ve insan haklarının değil faşizmin temsilciliğine soyunmuş..