Ölüleri her yere götürebilir, her şeyi söyletebilirsiniz. Çünkü onlar artık cevap veremez ve yüzlerine bakamadığınız için de gocunacak bir durum da oluşmaz. Hayattayken hoyrat davrandığınız için ölüm vaki olduğunda da hoyrat davranışlar daha bir arsız, söylemler daha bir pervasız olabilir. Onlar hakkında en yakın bilgi sizde olduğu için hükümleriniz de muhakkak yön ve yer tayin edici olur! Bunu dilinize araç, eyleminize bahane olarak da kullanabilirsiniz. Ancak unutulan bir şey var, bu kişiler hayatları ile öyle bir iz bırakmıştır ki, öyle bir çığır açmıştır ki ne söylemleri ne de eylemleri saptırılmaya, olmadık roller biçilmeye müsaade etmez. Hele bu kişi ömrünü bir davaya adamış ve bunun için canı ve malı ile mücadele etmişse onu istediğiniz hiçbir yere götüremezsiniz, çünkü o zaman; tarihin, hakikatin duvarına toslar kalırsınız.

Şunu iyi bilmek gerekir bir hareketin hakikatle olan ilgisinde tarihi kadar, tarihini oluşturan kadroların varlığı, devamlılığı ve programının aktarılabilirliği önemlidir. Bu aktarımı yapabilenler büyük liderlerdir. Böylesi hareketler kadrolar arası birikim aktarması, düşünce ve eylemde tutarlılık gibi birçok meziyet kazanmış olup, statik değil aksiyon halindedir. Bu bakımdan bugün neyin kimi nasıl temsil ettiğini ortaya koymaya kalkışanların, liderini kendi hesapları doğrultusunda oraya buraya çekiştirmeye, adına söz söyleme yarışına girenlerin yapabildiği havaya kirletilmek üzere atılmış üç beş cümleden başka bir şey olmadığı aşikârdır. Sadece bu beyhude çaba bile ne kadar sağlam bir iz bırakıldığının göstergesidir. Hareketin kurucu kadroları ile hareketin en gençlerinin birlikte yürüyebilmesi ve tecrübeyi, bilgiyi hem düşünce bazında hem eylem bazında birlikte uygulayabilme kabiliyeti belki de hiçbir harekete nasip olmamıştır, bu Milli Görüşçülere nasip olmuştur. İşte bu büyük bir nimet, Milli Görüş kadrolarının sahip olduğu en önemli imkândır. Milli Görüş’ü şuraya buraya taşımaya çalışanların unuttuğu tarih bilgisi, Milli Görüş kadrolarının en önemli meziyetidir ve özellikle hareketin tarihini çok iyi bilirler. Bu bakımdan da manipülatif söylem ve eylemler kadroları ve hareket mensuplarını etkilemez.

İlk çıktığı anda kurucu lideri ne söylemiş, nasıl eylemişse bugünkü kadrolar da aynı izlek üzerinde hareket edebilmektedir. Çünkü büyük liderlerin en büyük özelliği bu aktarımı sağlayabilmelerinde yatıyor. Bir de kendi heveslerinde çarpılmışların, davanın hakikatine dair ne söyleyebilirler ki? Hiçbir maddi vaadi olmamasına rağmen bir hakikat sahibi olan insanları; sayılar, istatistikler hâsılı nicellikler ile güç toplayabilenlerin anlaması oldukça zordur. En başında hangi büyük fedakârlık ve emek, hüsnüniyet varsa bugünde aynıları bu hareket mensuplarında çok şükür var. Bütün derdi insanı yaşatmak olan, önce insan, önce sen diyebilen bir hareket. Sevgi ve kardeşliği, hak ve adaleti temel şiar edinmiş ve de hiçbir zaman güçlüden yana olmamış, nezaketi, birleştiriciliği ile üreten ve paylaşan, konuşabilen bir kültür oluşturmuş dahası bütün bunları şefkat ve merhametle yapmış bir hareketi kimse şuraya buraya aklınca konumlandıramaz. Kurucu lideri vefat etmiş olsa da kırk yıllık söylemi ile dimdik ayakta olduğu için her türlü cevap verebilme kabiliyetine de sahiptir. Bu bakımdan bu tarz manevralar sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.

Bu bakımdan farklılıkları zenginlik olarak gör(e)meyen, sevgisiz, saygısız, menfaatperest bir sürecin ürettiği tipler, derin bir hakikatin soluğunu duyamazlar. Ondan dolayı da başkalarının görüşlerine, düşüncelerine saldırı da sınır tanımazlar. İçinde bulundukları ahlaki düşkünlük onları her türlü yola tevessül etmeye zorlar ve bu yüzden hakikate karşı tahammülsüzdürler. Sadece sızı verdiklerinden, sızının ne olduğunu nasıl sızladığını da bilmezler. Ancak ne olursa olsun güneş balçıkla sıvanmaz ve hakiki elbette sahteye karşı üstündür. Çünkü hakiki; niteliğe, bilgiye, kültüre, emeğe kısacası insana kıymet verir. Bu bakımdan hakikinin kadroları bilgili, fedakâr, sevgi diline sahiptirler ve uzlaşma kültürü ile farklılıklardan büyük zenginlikler ortaya çıkarabilecek niteliktedirler. Eğer baktığında bu büyüklüğü, bütünlüğü göremiyorsan bir de yerini, bakış açını değiştirerek bak; o zaman kırk yıllık izi görebilirsin. Bir de unutmadan hatırlatayım, buradan ekmek çıkmaz. Hoşça bakın zatınıza…

TAŞ GEMi

“Ve güldün rengârenk yağmurlar yağdı/ İnsanı ağlatan yağmurlar yağdı

Yaralı bir ceylan gözleri kadar sıcak / Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir sesin vardı

Sen geldin benim deli köşemde durdun/Bulutlar geldi üstünde durdu

Merhametin ta kendisiydi gözlerin”

(Sezai Karakoç, Köşe)

Not: “Benim yârim annesinden görgülü” Görgü; şu an en çok ihtiyaç duyulan şey değil mi? Bu hafta Sefa Şahin’den müziğimiz. “Vardım Baktım Demir Kapı Sürgülü” türküsünü Muzaffer Ertürk yorumluyor. Türkülere tutunuyor kimi zaman hayat, bir kilim motifinde taşınan kültür kimi zaman da bir notanın sırtına düşüyor. Yol alıyor, yol açıyor.

 Bize kadar

1- Sadece derdini anlat, anlamaya çalış bunun için de dinle ve cedelleşme.

2- Güler yüzlü ol ve sadece işini yap. Zaman kaybettirecek beyhude işlerden uzak dur, zaman kıymetli ve iş çok.

3- Ben olmasam da olur deme, sen olmasan da olur belki ama seninle daha güzel olur. Yorulmaktan korkma, yoruldukça insan güzelleşir unutma.

4-  O ne dedi bu ne yaptıyı bir kenara bırak sadece düşünerek, taşınarak adım at. Yani vızıltılara kulaklarını kapat.

5- Her şey geçici, kalp kırma, üzme, küstürme, korkutma ve müjdele.

 DAĞARCIK

“Yakından bilmeyince aldanırsın… Aldanmak istersen bildiğini bilmezden gelirsin! “(Kemal Tahir, Kurt Kanunu’ndan tadımlık)

TEKKE

“Mekanizmada parçaların bütünle ilişkisi dışarıdan bir güç aracılığıyla sağlanır ve bir mekanizmanın hareketi her zaman dıştan kontrol edilir. Bunun yanı sıra organizma kendi parçalarının dinamik katkısından yararlanarak hareket eder. Bu iki işleyiş tarzı, bu iki yapı arasındaki fark mekanizmanın kendi yönü hakkında bir özellik göstermeksizin çalışması; organizmanın ise çalışmasını bir erek gözeterek yürütmesi noktasında belirginleşir. Mekanizma yalnızca harekete geçirildiği için çalışacak; organizma “bir şey” için harekete geçecektir. İşte bu ayırıcı özellik neyin mekanizma, neyin organizma olduğunu öğretir.” (İsmet Özel, Tahrir Vazifeleri 4’ten tadımlık)

Bir lahza

“-Ben küçükken herhangi bir dersten yüksek not aldığımda her şey olabileceğimi sanırdım. Ama şimdi bakıyorum da onlardan hiçbiri olamadım.” (Umudunu Kaybetme /2006)