Sözlüğe baktığımızda, “gaddar” kelimesinin; acıması olmayan, insafsız davranan, taş yürekli kişi anlamlarına geldiğini hatırımızda tutalım.
Gazze’de çoğu bebek, çocuk ve kadın olmak üzere katil İsrail’in acımasızca şehit ettiklerinin sayısı 60 bine dayanmış. Sağ kalanların ah u eninleri gökleri tutmuş. Buna rağmen Türkiye’deki iktidar yöneticileri “kınama, lanetleme” söylemlerinden başka kıllarını kıpırdatıp hiç olmazsa katil ile diplomatik ilişkileri bile kesmiyorlar. Bu kadar gaddar olamazlar. İşin içinde başka bir iş mi var acaba?
Gazze’de bir anne feryat ediyor:
4 evladımı şehit ettiler. Bu da beşinci evladım açlıktan ölmek üzere! Ey ümmet-i Muhammet! Neredesiniz, neden imdadımıza koşmuyorsunuz? Bir çuval un da mı gönderemiyorsunuz? Sadece bir anne mi? Binlerce insanın aynı şekildeki feryatları.
Buna rağmen iktidar yöneticileri katil İsrail'e olan desteklerini sona erdirmek bir yana, sadece sabrımız-kahrımız edebiyatı ile oyalanarak bizim topraklarımızdan ve denizlerimizden giden şu bombardıman yapan uçakların yakıtını bile kısıtlamıyorlar. Bu kadar gaddar olamazlar. İşin içinde başka bir iş mi var acaba?
Katil İsrail yetkilileri Gazze’deki milyonlarca Müslüman’ı çoluk çocuk demeden öldüreceklerini konuşup uygulamaya sokuyorlar. Her gün resim ve videolarını görüyoruz:
Harabe haline gelmiş binalar, parçalanmış çocuk, bebek, kadın, erkek cesetleri, enkaz altından gelen çığlıklar, açlıktan feryat eden ciğerpareler, panik halinde kaçan kalabalıklar, susuzluktan nefesleri tükenmiş ihtiyarcıklar. Yerle bir edilen hastaneler, tahrip edilen okullar, yakılan çadır kentler ve içindeki insanlar…
Bütün bunlara rağmen iktidar yöneticileri sadece asarız-keseriz edebiyatı ile oyalanarak bizim ülkemizin tatlı para peşinde koşan doymazların “ticaret” yapıyoruz, diye bin bir türlü hileli yollarla gönderdikleri katil İsrail askerlerini besleyen, savaşta kullandıkları levazım ve istihkam maddelerinin akışının önünü kesmiyorlar. Bu kadar gaddar olamazlar. İşin içinde başka bir iş mi var acaba?
Bizim iktidar yöneticilerine savaşa girin, diyen yok. Topraklarımızda bulunan ve İsrail’e istihbarat ve erken uyarıda bulunan tesislerin işleyişini durdurun, akaryakıtın önünü kesin, lojistik desteği yasaklayın, limanlarımızı ve havaalanlarımızı katil İsrail’e kullandırtmayın deniliyor. Bu oluşan vahşet tablolarının yürek dağlayıcı görüntüleri için, hiç olmazsa bunları yapın, duyarlı halkın hissiyatına tercüman olun diye bekleniyor. Bırakın bunları yapmayı, bu konularda sesini yükselten fedakâr ve yürekli insanları suç işlemiş gibi yerlerde sürükleyerek, coplayarak, aşağılayarak kodeslere tıkmak, işkencelere maruz bırakmak, aşağılamak gibi uygulamaları karşısında düşünüyoruz ki, bu gaddarlıkları yapmaları mümkün değil. İşin içinde başka bir iş mi var acaba?
Ey iktidar yöneticileri, ey yandaşlar, ey destekçiler. Sizlerin de merhamet sahibi olduğunuzu, sizlerin de bu kadar gaddar olamayacağınızı düşünüyoruz. Allah aşkına, açıklayın bildiklerinizi! Bu kadar taş yürekliliğinizin sebebi nedir?
Acımasızlığın, insafsızlığın bu derecesi görüntü olarak bile size yakışmıyor.
Tarih, bu gaddarlıkları nasıl kaydedecek?
Nesliniz bu gaddarlıkları nasıl içlerine sindirecek?
Bu gaddarlıkların hesabı Allah’a nasıl verilir?
Gazze ve daha doğrusu Filistinli Müslümanlar için elinizin altında, bir emrinize bakan bu destekleri vermeyişinizin ne gibi bir mazereti olabilir?
Biz biliyoruz ki bu kadar gaddar değilsiniz, gaddarlık size hiç yakışmıyor!
OSMALI’DAN KALAN
Ulu çınar Osmanlı, yedi asırlık tarih!
Baksınlar sayfamıza, boyun eğik mi, dik mi?
Hakk’ı kaldırmak için, kâh yendik kâh yenildik;
Zulme rıza gösterip zalime baş eğdik mi?
İnsanlık kasapların kıskacında çırpınır,
Felç etkisi var beyne saplanan her çengelin,
Ey adalet, ey insaf, ey merhamet, ey şefkat!
Osmanlı dönmez artık, bari siz geri gelin!..
Ekrem Şama
...