Halkımız kavga, çekişme, kamplaşma, laflaşma, kaş çatma istemiyor.

Kardeşliğe susamış bir. Ağır bir harpten çıkmışçasına yorgun. Son yarım yüzyılını kavgalarla, siyasiler arasındaki pinpon topu gibi raketle dövülmelerle geçirdi.O vurdu ona attı, o tepti ayağa düştü. Artık ayağa kalkmak istemekte, onuru ile huzuru, mutluluğu ile bir dilim ekmeğini ahir ömründe tasasız, gerilimsiz, kavgasız, huzurla yemek istemekte. Bu halk 60 İhtilalini gördü,12 Eylül’ü iliklerine kadar korkarak yaşadı, 28 Şubat’ta sürü yerine konmasına, inancının irtica olarak duvarlara yazılmasına, batı yakasında beyazların yazdığı hikâyeye, Anadolu hep şaşarak baktı.

Şimdi son yılların en kanlı işgal girişimini gördü, yorgun Anadolu insanı yoksullukla kaynattığı tenceresinin, alamadığı ekmeğin hiç de yasını tutmadığını anladı, bıraksınlar da huzurla o katıksız ekmeği yiyelim demekteler hatta gölge etmesinler ekmeğimizden biraz daha kıssınlar ama ne olur tepemizde tepinmesinler, bu milleti germesinler, barışa hasret kaldık, demekteler. Son işgal denemesinde uykusuz ve panikte artık halk, her an yeni bir kalkışma olabilir diye can evinden vurulmuş beklemekte.

O küçük kulübesinde böbrek hastası Havva Hanım, ileri yaşına karşın, nasıl alakalı memleketin ahvali ile “ haberleri izlemekten sabaha kadar boynum ağrımakta, uçaklar alçak uçuş yaparken kızım kendini yere attı kolunu kırdı, hâlâ yüreği ağzında, üzerinde panik hal kaldı, torunlara ben bakıyorum, ben de uyku uyuyamıyorum ne istiyorlar bizden bıraksınlar da o yavan ekmeğimizi huzurla yiyelim”. O oyu bile sorgulanan, sadece muhtar seçimine katılsın bile denen, ilkokul mezunu Havva Hanım’ı Yenikapı Mitingi o kadar çok ilgilendirmekte ki, şaşarak dinledim:

“Günlerdir küçük bahçeme inemiyordum haberleri dinlemekten, başka iş yapamıyorum, domateslerim biberlerim solmuş alışkınlar bir çocuk gibi onlarla konuşmama, diplerini çapalayıp sulamama, günlerdir elim tutmadı zavallıların yanına varmaya, duydum ki Kılıçdaroğlu, Yenikapı’ya gidiyormuş, oh Allah’ım çok şükür dedim, memleketimizin evlatları birlik ve beraberlik içindeler artık dışarıdaki düşmanlar belimizi bükemezler, o moralle günlerdir ajansları kaçırmamak için inmediğim bahçeme girdim bugün”.

Siyasilerin birlik ve beraberliği derhal halka yansımakta, özlenen kardeşlik  iklimi, huzur; ekmeğin lezzetini de belirlemekte imiş meğer. Zira bu halk komşusu ile dükkândaki çırak, yanındaki esnaf, pazarcı arkadaşı, dünürü, kirvesi, hısımı, hınamısı ile küs durmak istememekte. Cenazesinde, düğününde, sünnetinde sarıldığı dostlarını, siyasi arenada gladyatörlerin azgın kılıç darbelerine teslim etmek istememekte. Düşmanlığın bodrumlarına tıkılmaktan sıkıldı, kardeşliğin yüksek katlarına çıkmak istemekte. O dost yürekler o kadar hasret kalmışlar ki, yerde buldukları ekmek gibi alıp başlarına bırakmaktalar kutsal kardeşliği. Şairin dediği gibi “birlikte yaşamak kardeşçesine”. Bugünlerde ekmek gibi su gibi öylesine kardeşlik ritimlerine ihtiyacımız bulunmakta. Aramızdaki kardeşliği yeşil tutarsak, şarkı söyleyen kuşlar o yeşil dallara tutunacaklardır mutlaka.