1995 yılında Meksika’nın Guadalupe kasabasında iki kız kardeş ellerindeki torbalarla bir yük treninin önünden geçmekteydiler. Trenin yükü açlığa karşı direnmeye çalışan yoksul göçmenlerden oluşmaktaydı. Tam da kasabadan geçerken birkaç “göçmen genç” trenden aşağı doğru sarkarak yoldan geçen genç kızlara döndüler ve “açız” diye bağırmaya başladılar. Genç kızlar gençlerin çaresiz bakışları karşısında dayanamayıp ellerindeki torbayı açtılar ve yiyecekleri gençlere doğru fırlattılar. Sıradan ve basit bir görüntü gibi algılanan bu olay aslında insanın fıtratında mevcut olan dayanışma gereksiniminin bir göstergesiydi. İhtiyacınız olan şeye ulaşmak için harekete geçersiniz, muhtaç bir kişiyle karşılaştığınızda ise vicdanınız sizi harekete geçirir ve el uzatma ihtiyacı hissedersiniz. Yardımlaşma değeri okullarda öğretilen bir davranış değildir. Siz fıtratınızda mevcut olan bu değeri yaşadığınız toplumda spontane olarak öğrenirsiniz.

Ellerindeki yiyecekleri ihtiyaç sahibi kişilere uzatan iki genç kızı Rabbim ödüllendirdi ve onların bu davranışları birçok kişiye örnek oldu. Nitekim iki kardeşin ellerindeki yiyecekleri kendilerinden yardım isteyen göçmenlere uzatmaları İnsan Hakları Ödülüne layık görüldü ve olay bir yardım kuruluşuna dönüştü. Bu olaydan ilham alarak kurulan La Bestia’da gönüllü çalışan hanımlar,  şiddet, işgal ve savaşlar nedeniyle ülkelerinden çıkmak zorunda bırakılan Guatemala, El Salvador ve Nikaragua’lı göçmenleri taşıyan treni bekliyor ve geçerken yolculara yiyecek fırlatıyorlar.

İki kardeşin örnek davranışından ilham alarak kurulan Las Patronas adlı hayırseverler kadın grubu epey zamandır göçmenlere yiyecek hazırlıyor ve kurdukları aşevinde her gün yüzlerce paket yemek hazırlayıp bu insanlara ulaştırıyorlar. Hayırsever kadınların yiyecekleri ilgili kişilere ulaştırma yöntemleri ise oldukça ilginç… Hazırladıkları paketleri alıp demiryolunun iki kenarına diziliyor ve günlerdir yemek yememiş göçmenleri bekliyorlar, tren geçtiği sırada ellerindeki yiyecekleri ellerini açmış vaziyette bekleyen göçmenlere uzatıyor ve ulaştırmaya çalışıyorlar.

Kadınlardan oluşan hayır kuruluşu yardım çalışmalarına hiç ara vermeden devam ediyor. Yardım samimi duygular içinde gerçekleşiyor. Ne veren verdiğini tanıyor ne alan aldığını… Yolun en ıssız noktasında kendilerine uzatılan yiyecekleri alan göçmenler hiç tanımadıkları bu kişilere dua ediyor. Yardım çalışmalarına hiç ara vermeden devam eden kadınlar ise bu kişilerle gizli bir bağ kuruyor ve onlar için çaba gösteriyorlar. Alanla vereni birleştiren tek bir etken var. Yapılan hayır… İşte Rabbim insanların kalplerini böyle yumuşatır ve mazlumun ihtiyacını hiç beklemediği bir noktadan giderir.