Kendini tanıyan insan eşini ve çocuklarını da tanır ve
onları bir kitap gibi okur. İnsanı okumak ise kişinin öncelikle içinde bir
yolculuk yapması ile mümkün olur. Bu yolculuk onun gelişimini üst noktalara
taşır ve insan tarafını geliştirir. Çünkü burada sevginin bütün kaynakları
vardır. Sevginin kaynaklarına inen bir kişinin ise eşine ve çocuklarına zarar
vermesi beklenemez.
İnsanı anlamak ve okumak: Zeytini dalından koparıp,
aldığınız vakit yiyemezsiniz, acıdır. Ama onu ayrıştırdığınız vakit zeytinyağı
gibi değerli bir ürün alırsınız. İşte insan yapısı da, rafine olmalı, işlenmeli
ve faydalı olan tarafı ön plana çıkartılmalıdır.
Altın yoğun bir basınç sonucunda ortaya çıkıyor. İnsanın
dönüşmesi de yoğun bir çaba ve emeğe ihtiyaç duyar. Fakat insan meşakkatli bir
iş olsa da bu dönüşüme, bu insanileşmeye tabi olmalıdır.
Bir dakikanızı ayırınız: İnsan gündelik meşgalelerin
peşinde koştururken, varlığının mahiyetini unutuyor ve kötülük yapmaktan
kaçınmaz. Oysa bir insan günde bir dakikada olsan ben kimim sorusunu sorma
cesareti gösterebilse dünyaya iyilik yapmak üzere gönderildiğinin farkına
vararak istikametini bulabilir. Ama ne yazık ki insanın en büyük hatası
unutkanlığıdır.
Çocuğun gözleri: Adamın biri yabancı bir şehirde ekmek
almaya çıkar fakat fırını bilmemektedir. Yürürken, az ilerde bir araba görür
içinde de on iki yaşlarında bir çocuk vardır. Eğilir ve çocuğa ben buranın
yabancısıyım, burada bir park varmış bana tarif eder misin Diye sorar. Çocuk
amca ben de bu şehrin yabancısıyım, ama anladığıma göre park şu sağ tarafta
olsa gerek. Çünkü oradan çiçek kokuları geliyor der. Adam, çiçek kokularının
başka taraflardan da gelebileceğini düşünür ama çocuk bunu anlatmaya devam
eder. Oradan akasyalar, ıhlamurlar, manolya kokuları geliyor, kalabalık kuş sesleri
de geliyor dikkat ederseniz, ekmek kokusu da var, sanırım fırında hemen onun
yanında diye ekliyor. Adam çocuğu tanımak ister ve eğilir görür ki, çocuğun
gözleri görmüyor. Çocuk adamın gözlerini fark ettiğini anlıyor, amca ben beş
yaşında kaza geçirdim gözlerim görmüyor, senin gözün görüyor, onların kıymetini
bil diyor. Adam şaşkın bir vaziyette oradan ayrılırken bir şey daha
öğrendiğini düşünür ve hamdeder.