Nasıl oluyor da darbelere karşı olan bir ideoloji, ceza

alan darbecilerin çıkması için elinden geleni yapar Asla bir araya

gelemeyeceği ideolojilerle iş birliği yaparak askeri ya da sivil darbe

girişimine katkı sağlar. Bunu anlamak ve izah etmek mümkün değildir. Savunduğu

fikre bakıyorsunuz, kapitalizme karşı. Fakat kapitalizmin bütün araçlarını

kullanmaktadır. Kendi ideolojisine uyan bir insan suç işlediği zaman bunu

sulandırmak ve sanki meşruymuş gibi göstermek ve yargıyı itibarsızlaştırmak

için elinden geleni yapmaktadır. Eğer suçu işleyen başka ideolojiden biriyse, o

zaman birden yargı kararları meşru olup çıkmaktadır.Bunu Ergenekon kararlarında

çok net bir şekilde yaşamaktayız.  Bazı

gazeteler, Kararları Tanımıyoruz , Adalet Eliyle Siyasi İntikam , Ceza

dalgası , Hükümsüzdür , Ergenekon a da Balyoz , Başbuğ a terör örgütü mensubu

diyenleri Tarih Affetmez gibi başlıklar attılar. Aslında bu cezalar 12 Eylül

zihniyetinin aldığı cezalardır. Ergenekon davası; Adaletli olsun diye, bir

sağdan bir soldan astık diyen zihniyetin mahkûm olduğu davadır. Hatırlayınız!

12 Eylül darbesi hemen sonrası, Erdal ı astılar Hem de gencecik, körpecik

yaşında 17 sindeydi Erdal, söyle bir baktılar yüzüne 19 undadır diye

hükmettiler. Oysa bugün koca koca adamları, asmayıp beslemeye karar verdiler.

Erdal ın suçu bu koca adamlardan daha mı ağırdı Ceza alanlar İslami kesimden

olsaydı, sizce başlıklar aynı mı olurdu Olmazdı! Mahkemeyi de alkış yağmuruna

tutarlardı. Onlar ne yaparsa meşru karşılanacak, bizler ne yaparsak ceza

alacağız. Duygu ve düşünce budur. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Adalet

herkese lazımdır. Mahkemeyi bu kadar itibarsızlaştırmak, bu kadar yüklenmek

doğru değildir.  Bu cezalar; Vesayetçi

anlayışın, statükocu anlayışın yargı marifetiyle yanlış yapanların

yaptıklarının yanlarına kâr kalmayacağının göstergesidir. Üstünlerin hukukunun

sona erdiği, hukukun üstünlüğünün hayata geçtiğinin belirtisidir. Her ne kadar

süreç tamamlanmamışsa da artık bu böyle bilinmektedir ve böyle bilinmelidir.

Ergenekon dan ceza alan milletvekilleri partilerinden istifa etmek

durumundadır. Yoksa o siyasi partiler Ergenekon ile iş birliği içerisinde olmak

suçunu işleyeceklerdir

Erbakan hoca Bingöl deki konuşmalarından mahkûm edildi ve

77 yaşında cezaevine girecekti. Yargıtay onayladı. Başbakanlık yapmış bir insan

Türkiye nin kahrını çekmiş inançlı bir insanı ceza evine göndereceklerdi.

Hükümet bir kanun tasarısı hazırladı 75 yaşını bitiren kişiler 3 seneye kadar

olan cezalarını evinde çeksin . Bugün Ergenekon terör örgütünden dolayı ceza

alanları destekleyen CHP karşı çıktı. Recai Kutan, Saadet Partisi Genel Başkanı

Mustafa Kamalak Baykal ile görüşmeye gitti, Kemal Anadol ve Ali Topuz; Biz

Karışmayız dediler. Yasayı Ahmet Necdet Sezer veto etti. Hükümet ikinci defa

çıkarttı ve Cumhurbaşkanına gönderdi. 2. kez veto hakkı olmadığı için imzaladı.

CHP, yasayı Anayasa mahkemesine götürdü Erbakan 77 yaşında ceza evine girsin

diye.

Bilgiye bu kadar kolay ulaşmanın böylesine kolay olduğu

günümüzde, kendi duymak istediklerini yazan gazete, yazar ya da benzeri yayın

organını takip eden, onların yazıp söylediklerini tek doğru olarak kabul eden

kitlelerin, darbeyi ve darbecileri savunmada hiçbir tereddüt etmemektedirler.

Resmen akıl tutulması yaşamaktadırlar. İnandıkları ideoloji ya da siyasal

yapıların iktidarı tamamen kaybettiğine inanmış olmak kadar, mevcut iktidarı

normal yollardan değiştirebilmenin zorluğunu görenlerin kolaycı yöntemleri

tercih etme alışkanlıklarının da bu akıl tutulmasında çok büyük ve önemli bir

etken olduğu görülmektedir. Ergenekon terör örgütüne üye olmaktan ceza alanlar

ne uğruna bu kadar eylemi yapmışlardı Atatürk ü koruma adına, Vatanı koruma

adına, ülkeyi biz kurduk, size yedirmeyiz adına.  Aslında bir tek sebepleri vardı. Hep

İslam dan korktular. İslam ı kamu kurum ve kuruluşlarından, okullardan

çıkarabilmek için bu ülkede darbe bile yaptılar. Asla cihattan bahsedilmesini

istemediler. Cihadı terörle bir tuttular.

O gün nasıl İslam dan ve İslamlaşmaktan korkuyorlarsa;

bugün de korkmaktadırlar. Bu korkularını da zaman zaman sosyal medyada dile

getirmektedirler. Bunlardan biri S.Y. diyor ki; Dayatmacı dinciliğe ne

diyorsunuz İshak bey. Sizin gibilere laiklik fazla gelir. Beyninizi kemiren

gericilikle yaşayın. Biz çağdaş yaşayacağız. Sizin istediğiniz gibi Ortadoğu

ülkesi olmayacağız. Laiklik ve Cumhuriyet nerenize battı Böyle düşünüyor

S.Y.  Mini etekle gezmeyi, içki içmeyi medeniyet

ve çağdaşlık kabul etmektedir. İslam ın hâkim olmasından onun yaşam tarzına

müdahale edileceğini düşünerek korkmaktadır. İçkisine ve istediği gibi zina

yapılmasına karışılmasını istememektedir. Modernlik anlayışı bu olsa gerek.

Ülkenin kalkınmasında, refahın arttırılmasında ne gibi katkı sağlamaktadırlar

Aslında modernizm adına dinsizliğin yayılması için çalışmaktadırlar. Benim

dinim yok! Olmak zorunda mı sözleriyle de aslında inandığı

Ateistler(İnanmamaya) gibi yaşadığını da ortaya koymaktadır.  Aslında fark etmediği ve bir türlü

anlayamadığı bir gerçeklik var ki, o da herkes inandığı doğrultuda hayatını

yaşamaktadır. Dindar dinin emrettiği gibi, İnanmayan da ateistliğin gereği gibi

yaşamaktadır. Kalplerinde sevgi, karşı tarafa saygıları olmadığından hakaretin

bini bin para ayrıca küfür dillerinden düşmez. Bunu gezi parkı eylemlerinde CHP

milletvekillerinde ve CHP yöneticilerinde gördük. Dayatmacıdırlar. Farklı

ideolojileri de olsa, konu İslam oldu mu, hiç çekinmeden bir araya

gelmektedirler. Darbe İslami düşünceye yapıldı mı, en iyi savunucuları olup

çıkarlar. Çünkü tek ortak noktaları var o da dine inanmamaktır. Yıllarca

laiklik adına dinsizliği dayattılar.