“Bir” olmaya o kadar ihtiyacımız varmış ki… Keşke böylesine acı ve ihanet içeren bir darbe girişimi olmasaydı sebep. Olacakla öleceğin önüne geçilmezmiş. Milletimize geçmiş olsun.
Daha önce bu satırlardan defalarca “sivil itaatsizliğin” öneminden bahsettiğimi hatırlıyorum. Canlı canlı şahit olmuş olduk. Bir araya geldik mi önümüzde kimsenin duramayacağına tanıklık ettik. Su damlası gibi naif bir milletin sel olduğunda önüne geleni yıkabileceğini dosta düşmana ilan etmenin hazzı başkaydı.
Şimdi bu “vatan” birliğinin ucuz çıkarlara dönmemesi çok önemli. İş paye dağıtmaya gelince kantarın topuzu kaçıyor sanki. Sen niye yazmadın, meydana neden çıkmadın, yazdın ama tam hakaret edememişsin, ben üç gece çıktım sen bir kere yanından geçtin… Bunlara gerek olduğunu düşünmüyorum. Böylesi bir darbe girişimini hiç kimsenin makul görebilmesi düşünülemez zaten. İnanın buna. İsterseniz olur bence…
Kıyaslamalar da bana anlamsız geliyor. Bizim gibi düşünmeyenlerin yaptıklarını yaşadıklarımızla kıyaslamanın anlamsızlığını anlatmak için kelime bulamıyorum. “Karşı Mahalle” diye bir yer yok aslında. Biz aynı mahallenin farklı düşünen insanlarıyız. İnsan olarak biriz. Ülke olarak biriz. Bırakın da sizin gibi düşünmeyenlerde çıksın. Kimseyi ötelemeden “bir” olabiliriz. Bizim adına “vatan” dediğimiz bir ortak paydamız var.
Bir kez daha Milli Gazetemizin bir parçası olmaktan gurur duydum. İlk gece aldığı risk çoğunuzun gözünden kaçtı sanırım. Son baskı için her şeyin durulmasını bekleyenleri umursamadan “Milletin Zaferi”ni taşıdı ilk sayfasına. Eğer girişim başarılı olsaydı düşeceği durum malum. Diğer gazetelerin manşetlerinin değişme şansı vardı sanırım. Bunu kimseyi töhmet altında bırakmak için yazmıyorum emin olun. Hükümetin icraatlarını eleştirmekten geri kalmayan gazetemizin mesele devlet olduğunda nerede durduğunu herkesin görmesi açısından önemliydi. Bundan sonra da ülke veya “kardeş”in menfaatine olmayan her icraatı da eleştirmeye devam edecektir. Bu “bir” olma halini dış politikada da devletin elini güçlendirmek için diri tutabilmemiz lazım. Çünkü değişik metotlarla örselenmiş muhalefet duygumuzu, sanal mecralara terkedilmiş tepkilerimizi sokağa taşıyınca neler oldu bakın. Korksun bu milletten korkması gerekenler. Hakkıyla korkmaları için bu sineyi siper etmekten çekinmeyeceğimizi bilsinler.
Ülkemdeki her darbede parmağı olan Amerika ile alakalı alınacak kararlar çok önemli. Darbe öncesi ilişkilerimiz hiç değişmeden ya da daha acısı artarak devam edecekse biz neyi püskürtmüş olacağız sorusu ister istemez geliyor insanın aklına. “Kandırılmak” bir bahane olmaktan çıkalı çok oldu. Millet üzerine düşeni yapmışken sıra hükümette!
Demokrasi çok inandığım bir durum değil. Manipüleye çok açık ve sermayeyle birebir ilişkisi olan, parmak çoğunluğunu doğru kabul eden bir anlayışa âşık olmamı beklemesin kimse. “vatan sevgisi imandandır” anlayışıyla ortaya konan her duruşa ve tutulan nöbete dualar büyütüyorum.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu ülkenin dışa karşı en önemli savunmasıdır. Bu olayda cereyan eden birçok olayın görüntüleri kaldırılmalıydı. Şahsi fikrim tabi! İçeride biz neler olduğunu biliyoruz. Fakat askerimiz bize dışarıdan bakanlar için korkulacak önemli bir caydırıcı. Hainlerin böyle bir kurumumuzu zayıflatmasına ve kötü göstermesine izin vermememiz lazım. PKK ile mücadelemiz devam ederken, Suriye karışık, Irak bilinmez olarak karşımızda dururken bizi NATO’nun koruyacağı fikrine sığınmak büyük bir zillettir.
Ortadoğu’nun anahtarıdır bu topraklar. Dirlik olsun istemezler. Onlar istemiyor diye biz kendi kendimize ayakta durmaktan mı vazgeçelim. Biz tarih boyunca kendi dirliğiyle yetinmeyen, “kardeş”e faydası dokunamazsa gece uykusu kaçan bir milletin bakiyesiyiz. Ona göre davranalım sadece. Bugüne kadar ne istediler de vermediklerinizle olan ilişkilerinizi gözden geçirin derim.
Bölgede akan her Müslüman kanında payı olan İncirlik ile alakalı bir planınız yoksa, NATO’yla alakalı kafanızda soru işaretleri oluşmuyorsa, Gazze için deyip “rağmen” işler yapıyorsanız… Bugün yaptığınız şeyin yarınlarda “cadı avı” olarak anılmayacağını kim söyleyebilir!
Bundan sonra atamasına imza attıklarınızdan emin olmaya çalışırsanız… Bu kadar başımız ağrımaz en azından. Size olan güveni boşa çıkarmamaya bakın derim. Bu millet tanka göğsünü siper etmiş. Gaz kaçağını çakmakla kontrol eden bir gelenekten geliyoruz zira. Aman dikkat…
Sokağa inmeden olmuyormuş değil mi? Hashtag yapmakla olsaydı keşke…
Bu arada “Kahrolsun İsrail” ve “Kahrolsun Amerika” diyerek notumuzu da düşelim. Bu birlik halimizin gazabından umarım bu iki ülke ve yandaşları da nasiplenir. Ta ki zulümden vazgeçene kadar… Bu da küçük bir ihtimal tabi…
“Bana ne Amerika’dan, Avrupa’dan!” diyebilecek yürekli insanlara selam olsun..
Kalbinizin sahibine emanet olun..
Eyvallah!!!