Bismillahirrahmanirrahim

Yaratan, yaşatan, yöneten, iki cihan saadetinin tek çaresi İslam’ı bir hayat nizam olarak gönderen âlemlerin Rabbi Allah (c.c)’a hamd, Peygamberimiz, muallimimiz, liderimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve ashabına salât ve selam ederiz.

Allah, rahmetinden, şefkatinden dolayı biz insanlara Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ile İslam dinini, bir hayat nizamı olarak ihsan buyurmuştur. Bu din insanları cehaletin karanlığından, tevhidin aydınlığına taşımıştır. İnsanlar İslam ile saadet bulmuş, huzura kavuşmuşlardır. Peygamberimiz ve ona inanmış ashabı bu yolda karşılaştıkları bütün zorluklara sabrederek, cihadlarıyla hakkın hâkim batılın zail olmasını Allah’ın yardımıyla başarmışlardır. Saadet asrından Osmanlının yıkılışına kadar bin dört yüz yıl, bütün Müslümanlar ve insanlık huzur ve barış ortamında yaşamışlardır. Osmanlı yıkıldıktan sonra 3 Mart 1924’te Müslümanların birliğini temsil eden halifelik ortadan kaldırılmış, cetvelle çizilen sun-i sınırlarla İslam coğrafyası birbirinden koparılmıştır. Bir ümmet bağlarından koparılmak istenmiştir. Bu dönemde İslam’ın öğrenilmesi ve öğretilmesi yasaklanmıştır. Ancak Müslüman millet bütün zorluklara, engellemelere rağmen dinini öğrenmekten, çocuklarına Kur’an’ı ve İslam’ı öğretmekten geri durmamışlardır. Bu dönemde topluma önderlik yapan kahramanlar olmuştur. Süleyman Hilmi Efendi, Alasonyalı Cemal Efendi, Hüsrev Efendi, Bayburt’lu Şaban Efendi, Ladikli Ahmet Ağa,  Ege’de Kulalı Mehmed Ruhi Efendi, Tahirül Mevlevi, Postacı Ahmed Avni Konuk, İsmail Sahib Sencer, Gümülcineli Mustafa Efendi, Elmalılı Hamdi Efendi, Said Nursi, Taşkesenli Yusuf Efendi, Seyyid Muhammed Raşid, Seyyid Abdulhakim Arvasi, Esad Erbili, Necip Fazıl, Sami Efendi, Gönenli Mehmet Efendi, Ahıskalı Ali Haydar Efendi, Serezli Hasib Efendi, Kazanlı Abdülaziz Bekkine Efendi, Mehmet Zahid Kotku, Mehmet Akif, Ali Yakup Cenkçiler, Hasan Basri Çantay, Eşref Edip, Sivas’tan Mustafa Taki, İsmail Hakkı Toprak, Ömer Nasuhi Bilmen, Mahmut Efendi  bu kahramanlardan bazılarıdır. Bu dönemde Anadolu insanının Müslüman kalması için mücadele etmiş bütün İslam büyüklerini rahmetle anmak bizim temel görevlerimizdendir. Allah mekânlarını âli eylesin. Bu dönemde Ordu Fatsa, Korgan ve mücavir illerde Kur’an ve irşad hizmetinde bulunanlardan birisi de hiç şüphesiz Kirazhoca olarak bilinen Mehmet Akkiraz hoca efendidir. O tam Kur’an aşığı idi. Tokat Reşadiye, Ordu Korgan, Kumru, Fatsa, Aybastı, Çatalpınar, Çamaş hattında yoğun bir Kur’an ve irşad hizmetinde bulunmuştur. (1316) 1900 yılında doğduğu bilinmektedir. Tahsilini yörenin tanınmış âlimlerinden Abdurrahman (Abdi) hoca efendinin Fizme medresesinde tamamlamıştır. Kur’an tilaveti eğitimini ise bölgenin kurralarından Kayaoğlu Yusuf Efendi’den almıştır. Güzel Kur’an okurdu. Ömrünün tamamını Kur’an okutarak ve hizmetleriyle geçirmiştir. Birçok gencin yetişmesine vesile olmuş, onları okumaya teşvik etmiştir. Marufu emretme, kötülükleri engelleme gayreti sebebiyle toplum nezdinde etkin ve saygın bir otorite olarak kabul edilmişti. Kirazhoca asırlık dünya ömrünü 16 Haziran 1997’de bir Pazartesi günü saat 11.45’te ruhunu Allah’a teslim ederek tamamlamıştır. Vefatının üzerinden 16 yıl geçmiştir. Allah mekânını cennet eylesin. Bizi cennetinde buluştursun. 

 

Âlimler Peygamberlerin Varisleridirler

Ebü’d-Derdâ(r.a) anlatıyor: Resulüllah (s.a.v)’ı şöyle buyururken işittim: “Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah’tan mağfiret dilerler. Âlimin abide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur.”

(Ebu Davudi: İlim 1, Buhari: İlim 10)

Kirazhocamız Peygamberimizin ilim mirasını -diğer şuurlu âlim ve mürşitler gibi- başkalarına ulaştırmak görevini kınayanın kınamasına aldırmadan yapmanın gayreti içinde olmuştur. O Allah yolunda malıyla canıyla cihad eden bir mümin olma gayretinden hiçbir zaman geri durmamıştır. O her zaman sadıklardan ve sadıklarla berber olmak gayreti içinde olmuştur. O  gerçek bir mümin dirayeti içinde olmayı gaye edinmiştir. Rabbimiz buyuruyor: “Gerçek müminler ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar sadıkların ta kendileridir.” (Hucurat: 15) Zalimlere meyletmemiştir. Ahdine ve vadine sadık kalanlardan olmayı gaye edinmiştir. Rabbimiz buyuruyor. “Müminlerden öyle kişiler vardır ki,  Allah’a verdikleri sözü yerine getirdiler. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.  Çünkü Allah sadakat gösterenleri sadakatleri sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Ahzab: 23-24) Kirazhocamız diğer Allah adamları gibi sırasını savdı, sözünde döneklik yapmadan Allah’a emanetini teslim etti. Biz buna şahidiz.

Vefatından üç ay önce idi. Kurban bayramı günleriydi, Aybastı’dan bir grup müridi bayramlaşmak için ziyaretinde bulunmak için gelmişlerdi.  Onlara nasihatlerde bulundu. O zamanlar RP içinde yenilikçiler gelenekçiler ayrışmasının belirgin olduğu günlerdi. Onlara şu tembihatta bulundu: “Bakınız size ifade ediyorum, Erbakan biz, biz de Erbakan’ız. Aramızda ayrılık gayrilik yoktur.” Bu söz oradakilere bir nasihat idi. Anladılar anlamadılar bilemiyorum. Milli Görüşün bir dava olduğunu biliyor ve herkesin de bu harekete bağlı kimseler olmasını istiyordu. Kirazhocamız bunu sadece sözle söylemiyor fiili olarak da kendisi bizzat işin içinde olmaya gayret ediyordu. 1977 yılında 77 yaşında iken MSP’nin Korgan İlçe başkanlığını yapması bu duruşunun en önemli delilidir. 1977 seçimlerinde Korgan ilçe başkanıydı. Osman Çataklı Ordu Milletvekili adayı idi. Onunla beraber Ankara’dan gelenler arasında merhum Sacid Safi, Rüstem Altınbaş, Ferhat Koç gibi o zamanın gençleri de vardı. Kirazhocamız Rüstem Altınbaş ile birlikte Fatsa, Korgan Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Kabataş bölgesinde seçim çalışmalarını bizzat kendisi üslenmiştir. Bu bölgeler o dönemlerde sol örgütlerin etkisi altında olan bölgelerdi. Arabalar birkaç sefer yumurtalı saldırıya uğramıştır. Bir seferinde Çatalpınar’dan Aybastı istikametine giderken, bir grup solcu gençler arabalarını takip etmişler. Rüstem Bey anlatıyor. Dedim ki: “Hocam bunlar silahlılar, bizi takip ediyorlar, iki kişiyiz, ne yapacağız. Elinde bir çakı bıçağı vardı.” Bana dedi ki: “Sen yoluna durmadan devam et, Allah’a sığınmışız. Onlar bize ulaşırlarsa bu çakı bıçağı ile kendimizi savunuruz inşaallah” Grup bir müddet sonra takipten vazgeçmiş, onlar da gidecekleri yere salimen ulaşmışlar.

Misafirlerimiz Gelmiş

Kirazhocamız Erbakan hocamızı çok severdi. 1993 yılında Ordu Perşembe Vona Otelde bir il başkanları toplantısı yapıldı. Bu toplantıya Erbakan hocamız da katılmışlardı. Bu toplantı münasebetiyle Ordu’da bir de miting yapıldı. Korgan teşkilatıyla birlikte aile fertlerinden mitinge gelecekler izin istemek için yanına gitmişler. Kirazhocamız onlara “Bugün önemli misafirlerimiz gelecek, onları yatakta karşılamamız olmaz, arabayı hazırlayın misafirlerimizi karşılamaya gidiyoruz” demiş. Onlar: “Hastasın, dayanamazsın” demelerine rağmen onları dinlememiş ve Ordu’ya geldi ve gece 11 sıralarında Hocamızla bir görüşme yaptılar. Erbakan hocamız da Kiraz hocamızı çok severdi. Bir gün konuttaydık, Avrupa’dan bir heyet hocamızı ziyarete gelmişti, biz de oradaydık, tanışma sünneti esnasında ben kendimi tanıtırken Erbakan hocamız Kirazhocamız ile ilgili olarak “Kirazhoca çok farklı bir kimse idi, onun kıymetini biz biliriz” sözlerini söylemişti.

Vefatının 16. Senesinde bu yazıyı kaleme almamızın sebebi iftihar veya övünmek değildir. Bilakis hayırla anılmasına sebep olup onun için bir sadaka-i cariye olmaktır. Çünkü bu insanlar bize İslam’ı, cihadı, Milli Görüşü ve manasını öğretmişlerdir. Bunları hatırlamak “ Ölülerinizi hayırla yadediniz” nebevi emri gereği bir Müslümanlık görevidir. Bir gayemiz de Kirazhocamızın terbiyesinden geçmiş, ancak bugün başka mecralara yelken açan, Milli Görüş davasını terk edip, hakka hizmetten yüz çevirmiş, batıl gayeler edinmişlerin hidayetlerine sebep olmaktır. Allah hepimize davamızda sabitkadem olmayı, Müslüman olarak ölmeyi nasip eylesin. Enes (r.a) anlatıyor: Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdular: “Yeryüzündeki âlimler, gökteki yıldızlara benzer. Kara ve denizin karanlıklarında o yıldızların ışığında yürünür. Yıldızların ışığı söndüğü zaman, yoldakiler şaşırıp kalırlar.” (Ahmed) Bütün İslam büyüklerinin ervahı için birer Fatiha okuyalım vesselam.