Bir kez daha karpuz gibi ortadan ikiye bölündük!
Tartışılan şu; Anayasa Mahkemesi nin Can Dündar ve Erdem
Gül hakkında verdiği Hak ihlali kararı ne kadar doğru, ne kadar yanlış!
Bırakalım bunu yargı kendi içinde karar versin! Ben
kendimi bildim bileli, bağımsız yargı dan söz ediliyor, bu memlekette. Madem
yargıya müdahale doğru değil bu meseleyi de yargı kendi kuralları içinde
çözüversin!
Can Dündar, Erdem Gül ve MİT Tırları meselesinde
söyleyeceklerim şunlardır;
1) Olay ortaya çıktıktan hemen sonraki ve bugün de
değişmeyen tavrım şudur; MİT Tırları ile
ilgili fotoğraflar ve belgeler bana gelse ben bunları yayınlamam Bunu bir
gazetecilik faaliyeti olarak değerlendirmem
2) Bu meseleyi bir Milli Güvenlik meselesi olarak
görürüm. Her devletin açık-örtülü operasyonları vardır ve olmalıdır da. Gazetecilik, devletin gizli operasyonlarını
deşifre aleti olmamalıdır. Çağdaş olarak bilinen devletlerde de gazeteciler,
devlete ait, milli güvenliğe ait belge ve bilgileri yayınlamazlar,
yayınlayamazlar. Bu bir suçtur.
3) Konuyla ilgili bir dava sürüyor, zaten. Burada tüm mesele bu konuyu haberleştiren
gazetecilerin tutuklu mu, tutuksuz mu yargılanacak olmalarıdır. Hukukta genel
ilke ve eğilim, yurtdışına kaçma durumu yoksa ve delilleri karartma hali
yaşanmayacaksa tutuksuz yargılamadan yanadır. Mahkeme zaten neticede bir karar
verecektir.
4) Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan ı
tanıyorum. Bu karardan sonra kendisine yönelik isnad ların son derece haksızca
ve insafsızca olduğunu düşünüyorum.
BELDE-İ
MUHAYYERE DEN NOTLAR
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Üniversite Komisyonu ve
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Kişisel Gelişim Topluluğu nun davetlisi
olarak Konya daydım
Eğitim Bilimleri Fakültesinde Prof. Dr. Necmettin
Erbakan ve İlim konulu konferansa katıldım. Dilimin döndüğü kadar Erbakan
Hocamızı anlatmaya gayret ettim. Konya dan izlenimlerim şöyle:
* NEÜ Erol Güngör Konferans Salonundaki programa,
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Rektör Yardımcısı Tahir Yüksek, NEÜ
İlahiyat Fakültesi Dekanı Ramazan Altıntaş, NEÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Mehmet
Kırbıyık ve akademisyenler de iştirak etti. Hepsine kucak dolusu
teşekkürler.
* Programın eksiksiz tamamlanmasına yönelik Anadolu
Gençlik Derneği Konya Şube Başkanı Mehmet Parlak, AGD Teşkilat Başkanı Esat
Ergener ve Üniversite Komisyonu Başkanı Sefa Yılmaz ile adlarını buraya
alamadığım AGD li gençler canla başla çalıştı. Tüm kardeşlerime içten
teşekkürler
* AGD Konya, çalışmaları ile göz dolduruyor. Mehmet
Parlak ın başkanlığında genç bir ekip işbaşında. AGD, yurtlar, lokaller ve
diğer çalışma alanları, Türkiye nin geleceği olan gençlerin maddi, manevi,
ahlaki alanda yetişmesi için hummalı bir faaliyet içinde. Konya daki tüm
yetkili birimlerin bu çalışmalara alan açması ve imkan sağlaması bence çok
ehemmiyetli.
* AGD Konya İl Başkanlığı nın en üst katında konuşlanan
radyogençlik, şehirde kendi kulvarındaki 5 bölgesel radyodan biri. Başa
güreşiyor. Kurumsallaşması ve kendi yağıyla kavrulur hale gelmesi sevindirici.
Radyogençlik in başarılı programcılarından Adnan Ergüler gelecek vadeden
isimlerden.
* Kur an tilavetinin ardından sinevizyon gösterimi ile
devam eden programda söz alan Kişisel Gelişim Topluluğu Başkanı Osman Veysel
Özdemir, Rahmetli Erbakan hocamız ve ilmi yönünü ele almak için böyle bir
program organize ettik. Onu rahmetle anıyoruz dedi.
* Üniversite öğrenciliğim döneminden tanıdığım sevgili
Önder Kutlu nun, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektör Yardımcısı olduğunu
öğrendim. Bana, programa katılmak arzusunda olduğunu aktardı. Teşekkürler.
* Şehirde araçla seyrederken bir şey dikkatimi çekti:
Trafik. 2018 yılında metro için kazma vurulacakmış, Konya da. Niçin daha
öncesinden değil, acaba
SADECE İSLAM
BİRLİĞİ
Batı, yıllardır İslam toplumunu parçalayıp, bölmek için
çabalamıştır. Yıllarca bu hedefe ulaşabilmek için kendi içlerinde
geçinememelerine rağmen büyük bir Hristiyan ordusu kurup (haçlı orduları)
topyekûn seferberlik ile üzerimize saldırmışlar ve her seferinde elleri boş,
ağır yaralar alarak geri dönmenin ötesinde kaçmışlardır.
Bu bağlamda evvela kendi öz medeniyetimizi temsil eden
milliyetçilik kavramının içini boşaltıp, Fransız ihtilali ile bu kavrama bir
ırkın üstünlüğünü kabul etme anlamını vermişlerdir. Ardından İslam daki
üstünlük siyahta, beyazda, acemde, Arapta, Türkte, Kürtte değil; üstünlük ancak
takvadadır kavramını silip bizleri renklere, dillere, ırklara bölmüşlerdir.
Savaşla ele geçirdikleri yerleri emperyalizm ile
sömürmüş, misyonerlik faaliyetleri ile Hıristiyanlaştırmış, ardından kendi
dillerini konuşmaya mahkum etmişlerdir. Savaşla ele geçiremedikleri ülkeleri
ise kapitalist sistem ile yönetmiş, alış-veriş çılgınlığında boğmuş ve borç
bataklığına sürüklemişlerdir.
Bu da yetmemiş medya ve sosyal medyayı kullanarak
zihinlerimizi sömürmüşlerdir.
***
Evdeki kadınımızı, kızımızı soyup erkekleştirmişler;
erkeklerimizi yumuşatıp kadınlaştırmışlardır. Bunu bir örnek ile açıklamak
istemekteyiz. TV de sürekli yayımlanan çocuk bezi veya çocuk maması
reklamlarında öncelikle sadece bebekler yer alırken ardından birbirinden açık,
saçık giyinen anneler boy göstermeye başladı ve kadınlarımız o anneler gibi
olmaya zorlandı.
Plan işlemeye devam etti ve daha sonraki süreçlerde bu
anne ve çocuğun yanına yumuşak ilgili baba karakteri erkekler konuldu. Bu
erkeklerimizi yumuşatmaya yetmediği için bir TV dizisi öne sürüldü ve gerçek
manada erkeksi olan insanlar Hanzo, Kıro, Taş fırın erkeği denilerek bu tür
erkeklerin çocuklarıyla ilgilenmediği, eşlerine iyi davranmadığı, yumuşak
erkeğin daha ideal bir kişilik olduğu bilinç altımıza işlendi.
Bir evdeki kadını erkekleştirip, erkeği kadınlaştırarak
toplumu oluşturan yapı taşlarından aileyi parçalamış ve yok etmişlerdir.
Amerikan filmleri ile kendi halimize yaşamamız istendi ve
aynı binada oturduğumuz insanlar ile selamlaş(a)maz hale getirildik.
Amel ile tekbiri birleştirmeli ve ona göre yaşamalıyız.
Batıdan teslim aldığımız silahları onlara teslim etmeyip yakmalı ve ardından
onlara teslim ettiğimiz ilmi, fikri ve bilimi geri almalıyız. Peygamberimiz
(s.a.v) in Ey Allah ın kulları; kardeş
olunuz. hitabına uyup tekrardan topyekün tüm İslam devletleri İSLAM BİRLİĞİ
adı altında toplamalı ve tek vücut olmalıyız. (ABDURRAHİM CEYLANİ-ÇUKUROVA
ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ)
CANSUYU NA DÜŞEN
GÖREV!
78 gün aradan sonra sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı
Cizreye çok sayıda aile dönmeye başladı.
Vatandaşlar, yanlarında getirdikleri eşyalar ile evlerine
ulaşırken, teröristlerin ilçeye verdiği büyük zararla yüz yüze geldi.
Operasyon süresince teröristlerin verdiği tahribatın
izleri hemen hemen ilçenin her sokağında görülüyor.
İlçede hasar tespit çalışmalarına başlanırken, bir yandan
da altyapı onarım çalışmaları sürüyor.
Tam da burada Cansuyu na düşen bir görev var bence;
Evlerine dönen vatandaşların sıcak yemek ihtiyacını karşılamak üzere bir
İmarethane.
Hiç olmazsa bölge insanının boğazından sıcak bir çorba
geçer
Ve de bana kalırsa bu İmarethaneyi geçici değil, kalıcı
kılmak gerekiyor.
NOT: Bugün, 4 Mart 2016, Cuma 1) Emekliler yılda 15 20 TL zamla, hâlâ
sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli nasıl geçineceğim
diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 den bu yana
verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi
döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa
bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!
---son---